Ekrem İmamoğlu ''susma hakkını'' kullanmadı.
Konuşmak istedi.
Savunmasını yapmak istedi.
Hakkındaki iddialara tek tek cevap vermek istedi.
Ama susturuldu.
Savunma hakkının engellendiği yerde adaletten söz edilemez.
#SavunmaHakkıEngellenemez
merhaba. 18 temmuz Şebo konseri için elimizde fazladan 1 adet gold genel giriş (VIP ARKASI) bilet bulunmaktadır. ilgilenenleri yönlendirebilir veya bana yazabilirsiniz🤘🏽
#şebnemferah#konser#şebnemferahbilet
Karatepe Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’ndan herkese selamlar. Merak eden varsa içten bir şekilde söylüyorum, keyfim yerinde. İlerleyen günlerde façayı bozmamak için iyi hissetmiyorken “iyiyim” diyebilirim. O durumda bir yerlere göz kırpma emojisi koyarım.
Birçok açıdan nostaljik bir deneyim oluyor. Yıllar sonra televizyon izliyorum ve alaturka tuvalet kullanıyorum. Üstüne bir de Dünya Kupası eklenince 2002 yılında maça yetişmek için okuldan eve koşan Çocuk Deniz’e döndüm ama şişman Ronaldo’suz aynı keyfi vermiyor. Bu arada reklamlar iyice sıkıntı olmuş. Kantinden AdBlock istemek için dilekçe yazmayı düşündürdü. Sürekli meşrubat içen Boran Kuzum ve Feyyaz’ı görüyorum. Umarım müstakil bir ev alacak kadar iyi bir kaşeye anlaşmışlardır. Yoksa çekilecek çile değil. Nihat Kahveci’ninkini ev de kurtarmaz. “Kuşkaş ne topçuydu be!” Bir de yağcılık gibi olacak ama TRT 2 çok iyiymiş. İlaçlarıma henüz ulaşamamışken Kiarostami’nin Kirazın Tadı antidepresan gibi imdadıma yetişti yine. Yemekler ODTÜ yemekhanesiyle aynı. Dışarıdayken günde 1,5 öğün yiyordum, burada 3 öğün yiyorum vakit geçsin diye. Diş fırçalama işini de günde ikiye çıkardım, yine vakit geçsin diye. Alaturka tuvalet de daha sağlıklı diye duymuştum. Öyle değilse bile buradan çıkana kadar söylemeyin, motive kakalarımın tadı kaçmasın.
Bildiğiniz gibi kendi isteğimle dönüp teslim olmama rağmen ters kelepçe yapmak istediler. Rızam olmadığını söyledim. Zor kullanarak yaptılar. Şanlı direnişim yaklaşık 4 saniye sürdü. Polisler 2 katım n’apayım? Sonra emniyette birisi, “ya aslında sosyal medyaya içerik üretmek için” demiş olmalı ki; restoranda tam yemek yiyecekken “arkadaşlar bir saniye bozmayın” deyip masanın fotoğrafını çeken influencer tatsızlığında, ters kelepçeli videolarım çekildi; önden, arkadan, yandan. Hepsinde bir şekilde kameramanı bulup sırıttığım için uzak-arka açıyı yayınlayabilmişler.
Yapıcı bir eleştiri: Vatan Emniyet binası dökülüyor. Çalışanlar sıcaktan baygınlık geçiriyordu. Osmanlı’dan kalma klimalar var ve onlar da çalıştırılmıyor. Sadece amirlerin odasında son model klima var. Bu memurlar sırf siz istiyorsunuz diye kendilerine hiçbir zararı olmayan ve hatta belki sempati duydukları insanlara kötü polis rolü yapıyorlar. Duygusal yükü ağır olmalı; müstakil ev verseler yapmam. Bari bir klima alın. Yeri gelmişken söylemeden geçemeyeceğim, bu iki günlük kısa mesaim gösterdi ki Behzat Ç. ve Bir Zamanlar Anadolu’da kurmaca değil belgeselmiş, bütün diyaloglar ve karakterler birebir gerçekmiş.
Uçağa binmeden önce internetteki son dakikalarımda gördüğüm son şey “ailesinin gözüne girmek için kendini yakıyor, yazık!” tarzı yüzeysel psikolojik analizlerdi. Annemin Airbnb’de biblo kırdığı için ağıt yakması ve babamın gerçekten iyi bir baba olması dışında bütün anlattıklarım kurmacadır. Şaka yazabilmek için uydurduğum hayali çatışmalardır. Kişi ve kurumlar gerçek değildir. Mizahi bir yaklaşımdır. Pardon, mahkeme diline alıştım; siz bari şaka açıklattırmayın.
Kendimi bildim bileli hiçbir konuda baskı yapmamış, bana dair beklentiye girmemiş, çöp adam bile çizsem duvara asmış can dostlarımdır ikisi de. Her anne-baba kadar korumacı ve kaygılıdırlar. 2023’teki ilk Harbiye gösterimden sonra bile “Psikolog olsan keşke, boş vakitlerinde stand-up yaparsın” seviyesinde klişe; “yurtdışında İngilizce yapsan olmuyor mu?” diyecek kadar oğullarını gözlerinde büyütmüş insanlardır. Hemfikir olmasalar da bütün saçma kararlarımın arkasında durdular, bu gösteride de öyle olduğunu biliyorum, huzurlarınızda ikisini de öpüyorum.
Bu gösteriyi ne bir karşılık umarak ne de bir an bile cesur hissederek yayınladım. 7 yıl boyunca muhteşem bir hayat yaşadım. 25 yaşıma kadar içedönük, ölümüne karamsar, her şeyden şikâyet eden bir insan olarak; hobi seviyesinde yirmi seyirciye stand-up yapsam yeterince mutlu olacakken yüzlerce gösteride binlerce insanla beraber güldüm, yüzlerce yeni arkadaşım oldu, çok kalabalık ve sevgi dolu hissettim. Üstüne ihtiyacımın çok üstünde para kazandım.
Gencecik insanlar üniversiteleri korumak için, birçok konuda aynı düşünmedikleri belediye başkanlarına haksızlık yapıldı diye başlarına bu kadar bela alırken, “politik mizah” yaptığını iddia eden biri olarak en zararsız cümleleri bile ‘ama bunu yanlış anlarlar mı?’, ‘burayı manipüle edip sana saldırırlar mı?’ kaygılarıyla silmekten, etrafından dolanmaktan sıkıldım. O kadar sıkıldım ki, sıkıntım hayli yüksek olan korkumu aştı.
Gözaltı gecesi uyuşturucu testi sonrası götürüldüğüm hastanede beni görünce heyecanla el sallayan yetmiş yaşında teyze ise, kişisel sıkıntımı hayalimin ötesinde bir memnuniyete dönüştürdü. “Halk beni anlamadı ve başıma işler geldi” diye beklerken, “Halk beni anladı ve başıma işler geldi” oldu. WIN-WIN.
Temel seviyede Türkçe bilen, gösteriyi sahiplenen ve dayanışma gösteren herkese sevgiler. Gündemi salıyorum, kararlıyım bu sefer Moby Dick’i bitireceğim. Size dışarıda kolaylıklar.
🇹🇷 Ve final…
Aysu Türkoğlu, Ocean's Seven serisinin altıncı parkuru olan Japonya'daki Tsugaru Boğazı'nı başarıyla geçerek parkuru tamamlayan en genç Türk yüzücü oldu.
Türkoğlu, zaferini İzmir Marşı ile kutladı:
“Yaşa Mustafa Kemal Paşa yaşa!”
Deniz Göktaş'ın bugün neden tutuklandığını hepimiz gayet iyi biliyoruz. Uzun uzun nedenleri konuşmak yerine, bu karanlık rejimden kurtulmak için hepimizin üzerine düşenlere odaklanmamız daha doğru olacak.
Deniz'in, başına gelecekleri bildiği halde mizahını yapmaktan geri durmayan cesaretini, gösterisini platformlara satıp para kazanmak yerine "herkes izleyebilsin" diye bedava yayınlayan paylaşımcılığını, kaçıp kendini kurtarmak yerine bedel ödeyecek olsa bile kalmaya hazır yurtseverliğini örnek alabiliriz, bunlarla başlayabiliriz.
En önemlisi o nasıl madencilerin, öğretmenlerin, emekçilerin, emeklilerin yanında durduysa, biz de hep birlikte Deniz’in yanında olabiliriz, olmalıyız.
Ama sadece sosyal medya aktivizmiyle değil; yan yana gelerek, örgütlenerek, sokaklarda, meydanlarda, okullarda, sahnelerde nefes alıp verdiğimiz her yerde mücadele ederek...
Birçok kişi bugün çok üzgün, biliyorum. Ama üzülmek yerine, doğru bildiği değerlerden bir adım bile geri atmayan sevgili Deniz'le anne ve babası gibi, arkadaşları gibi gurur duymak ve bugün bir adım daha ileri çıkıp onun kavgasına ortak olmak, yarın başka üzüntüler yaşamamanın, hak ettiğimiz mutluluk ve kahkahaların tek güvencesi olacak.
Erdoğan "Biz bizden farklı düşünüyor diye hiç kimseye husumet beslemedik" diye tweet atalı 5 gün; komedyen Deniz Göktaş ters kelepçe ile gözaltına alınalı birkaç saat oldu
2023'te cami cemaatini Erdoğan'ın mitingine götürmeyi reddettiği için sürgün edilen bir imam, Deniz Göktaş'a şu mesajı ulaştırmamızı istedi:
"Hakaret yok, hiciv var. Bir imam olarak yanındayım Deniz kardeşim.."
Bütün inançlardan, bütün milliyetlerden bu topraklarda yaşayan bütün işçileri ve emekçileri birleştireceğiz ve bu saray düzeninizi başınıza yıkacağız!
İmran Deniz'i serbest bırakın!
esra'nın kardeşi ayşe, ihraç polis memuru cemil koç tarafından katledilerek bir bavul içerisinde kenara atılmıştı. henüz birkaç gün önce de bir başka işkence videosu çıktı. esra'nın sesinin yükselmesine yardımcı olalım.
Yazıp yazıp siliyorum bela alacak şeyler söylememek için. Su içmek isteyen hayvanı öldürmüşler ya. Bu sıcakta su bulup içtiğini sanıyor ama benzin içiyor hayvan. Kan kusun aşağılık yaratıklar. En sevdiğinizin canından gitsin. Böyle ülkenin de allah belasını versin.
Gazeteciye gözaltı…
Komedyene gözaltı..
Belediye başkanına gözaltı..
İnsanları otele doldurup yakanlar,havalimanında insan katledenler, 6 yaşında öz kızını evlendiren cemaatçi serbest…
Ne yüzyılıydı?
haberi ve videosu karşıma çıktıkça kahroluyorum. bağırıp çığlık atasım geliyor. ne istediniz o candan? su diye gidip benzin içtiği an fenalaşıp ölüyor. ya bu eziyet niye niye? hayvanlara en ufağından en büyüğüne zarar veren herkesin acılar içinde kalmasını çok içten diliyorum.
Geçen yıl 14 Mart Tıp Bayramı haftası kapsamında hekimler için bir gösteri yapan, gösterinin tüm gelirini İstanbul Tabip Odası burs fonuna bağışlayan dostumuz Deniz Göktaş'ın gözaltına alındığını endişeyle öğrendik.
İfade özgürlüğü ve güven duygusu sağlıklı bir toplumun olmazsa olmazıdır. Deniz Göktaş derhâl serbest bırakılmalıdır.