Bu görüşü ben de savunuyorum.
Örnek, Tera fonlarının tasfiyesinden sorumlu İş Bankası, TEFAS üyelerinden 17 Eylül saat 13.30 öncesi satış emri verenlerin listesini isteyecek.
Bunu elbette SPK da merkezi olarak toplayıp bankaya iletebilir.
Bu gruba giren yatırımcıların hakları, satış emrinin gerçekleşme tarihine göre hesaplanıp tasfiyeye girmeden ödenecek.
Mesela TP2 için 17 Eylül'deki fon pay değerinden hesaplama yapılacak.
Çok da kolay bir işlem. Herşey dijital, herşeyin kaydı var.
Böylece Takasbank üzerinden dönen tartışmalara da hukuki süreçlere de gerek kalmaz.
@spkgovtr@isbankasi@Takasbank@ziraatbankasi
#spk #takasbank #işbankası #tera #tp2 #thf #fon
↪️ Peki bu vurgun nasıl yaşandı!
1⃣ Bağımsız denetim raporunda, şirketin faaliyetlerini sürdürebilme kabiliyetine ilişkin ciddi şüphe oluşturabilecek önemli bir belirsizliğin bulunduğu belirtilmiştir.
Başka bir ifadeyle, şirketin mali açıdan süreklilik sorunu yaşadığı bağımsız denetçi tarafından rapora yansıtılmıştır. Bu tespit, şirketin faaliyetlerini gelecekte de sürdürebilmesi açısından dikkatle incelenmesi gereken bir mali yapı bulunduğunu ortaya koymaktadır.
Şirketin esas faaliyetlerden gelir elde etmediği, zararın ise finansman gelirleriyle kısmen dengelendiği görülüyor.
Bağımsız denetim raporunda ayrıca şu ifadeye yer verilmiştir: “Şirket’in ana ortağı olan Tera Yatırım Menkul Değerler A.Ş., Şirket’in operasyonlarının sürekliliğini devam ettirmek amacıyla bilanço tarihinden itibaren, 13 Temmuz 2020 tarih 2020/13 nolu Yönetim Kurulu kararı ile [...]5.150.000 TL sermaye azaltılmasına eşanlı olarak 3.150.000 TL nakit sermaye artışına karar vermiş...” Özetle, şirketin faaliyetlerini sürdürmesi için ana ortak desteğine ihtiyaç duyulmuş.
Şirketin geçmiş zararları özkaynak yapısını aşındırmış ve ana ortak tarafından sermaye yapısına müdahale edilerek operasyonların devamlılığı desteklenmiş. Bu da şirketin önceki dönemdeki finansal kırılganlığını gösteren önemli bir veri.
2021 yılında bilanço nakdinin yaklaşık %97,8’i Takasbank A.Ş. nezdinde bloke durumda bulunuyor.
Şirketin kârlı görünen bir yıl geçirmesine rağmen operasyonel nakit yaratımının negatif olması da dikkat çekici bir husus olarak karşımıza çıkıyor. Dolayısıyla yalnızca dönem kârına bakılarak şirketin mali yapısının sağlıklı olduğu sonucuna varılamayacağı görülmektedir.
2022 yılında şirketin serbest nakdi yüzde 52 azalırken menkul kıymet portföyü çok hızlı büyümüş. Şirket bilançosunun çok büyük bölümü finansal varlıklara bağlı hâle gelmiş. Nakit bir yılda %52 azalırken finansal yatırımlar %159 artmış.
Şirketin diğer menkul kıymetler kalemi 2021’den 2022’ye 10,4 kat büyümüş. Burada kritik olan konu, “diğer menkul kıymetler” kaleminin hangi varlıklardan oluştuğu. Fakat diğer menkul kıymetler kaleminin hangi varlıklardan oluştuğu ve hangi ihraççılara ait olduğu bilinmiyor.
Bu durum, bilanço içerisinde hızlı büyüyen ve niteliği açık biçimde ortaya konulmayan finansal varlıkların ayrıca incelenmesini gerekli kılan önemli bir husus olarak karşımıza çıkmaktadır.
Şirketin 2022 yılı hasılatının yaklaşık yüzde 96’sı hisse senedi satışlarından oluşurken, 55 milyon TL’yi aşan hisse senedi satışına karşılık elde edilen brüt fark yalnızca yaklaşık 1,1 milyon TL’dir. Bu tablo, son derece yüksek işlem hacmine karşılık oldukça sınırlı bir marj oluştuğunu göstermektedir. İlginçtir, söz konusu işlemlerin gerçek ekonomik niteliğinin, işlem taraflarının ve işlem hacminin nasıl oluştuğu SPK’nın dikkatini çekmemiş.
Bunun yanında danışmanlık ve denetim giderleri bir yılda yüzde 845 artmış, şirketin kısa vadeli yükümlülükleri ise iki yılda yüzde 121 büyümüş.
Tüm bu göstergeler birlikte değerlendirildiğinde, 2022 yılında şirketin nakit yapısı, finansal yatırımları, diğer menkul kıymetleri, giderleri ve kısa vadeli yükümlülükleri açısından önemli değişimler yaşandığı görülmektedir.
2022'de 6,24 milyon TL zarar eden şirket, 2023'te 130,75 milyon TL net kâra geçti. İki yıl arasında 136,99 milyon TL'lik olağanüstü bir sonuç değişimi yaşandı. Bu sıçramanın temelinde ticari faaliyetlerden elde edilen brüt kârın 6,45 milyon TL'den 168,99 milyon TL'ye yükselmesi ve 2023 yılında tek başına 40,77 milyon TL menkul kıymet satış kârı elde edilmesi bulunuyor.
Ticari faaliyetlerin hasılata oranlanan brüt kâr marjı da yaklaşık yüzde 5,4'ten yüzde 44,3'e çıktı. Dolayısıyla 130,75 milyon TL'lik kârın hangi işlemlerden ve hangi karşı taraflarla gerçekleştirilen menkul kıymet alım-satımlarından kaynaklandığı bilinmiyor. Bir yılda zarar eden yapıdan 130 milyon TL’lik kâr üreten yapıya dönüşümün arkasındaki işlemlerin ne olduğu incelenmemiş.
Önceki yıllarda gider tablosunda yer almayan “yurtdışı hizmet gideri” kaleminde 2023 yılında 6.923.758 TL gider kaydedilmiştir. Bir önceki yıl sıfır olan bu kalemin bir yıl içinde milyonlarca liralık büyüklüğe ulaşması, giderin niteliği ve ekonomik karşılığı hakkında açıklama gerektirmektedir. Görünen o ki, bir anda yurt dışına milyonlarca lira para aktarımı SPK’nın kafasında soru işareti yaratmamış.
Şirketin maddi olmayan varlıkları bir yıl içinde yaklaşık 48 kat büyümüş.
2023 yılı nakit akış tablosunda finansal yatırımlardaki artış nedeniyle 65.306.438 TL’lik nakit çıkışı görülüyor. Bir yıl içinde finansal yatırımlara yönlendirilen bu tutar, raporun en dikkat çekici kalemlerinden biri. Ancak tablo, 65,3 milyon TL’nin hangi tarihlerde, hangi yatırım araçlarına ve hangi işlem koşullarıyla aktarıldığını açıklamıyor.
Bir şirketin nakitinden çıkan 65,3 milyon TL’lik finansal yatırım hareketinin yalnızca toplam tutarını bilmek yeterli değildir. Asıl mesele, bu paranın hangi araçlara, kimlerle yapılan işlemler üzerinden ve hangi koşullarda yönlendirildiğidir. Fakat görüyoruz ki bu büyük para çıkışı SPK’nın dikkatini dahi çekmemiş.
TERA Holding Yönetim Kurulu Başkanı Emre Tezmen’in ifadesini okuyorum.
Hayli uzun bir ifade metni.
Sorgu savcısı, kamuoyundaki her soruyu yöneltmiş.
Grup bünyesinde 40 şirket var, özellikle 4 şirketle ilgili olağanüstü artış akla durgunluk verecek cinsten.
Mesela.
-TERA Yatırımın 1.4 milyar liralık piyasa değeri, 1 yılda 280 milyar liraya çıkmış.
-TRHOL 450 milyon liradan 135 milyar liraya, TEHOL 1.9 milyar liradan 103 milyar liraya, PEKER 5 milyar liradan 100 milyar liraya yükselmiş.
4 şirketin piyasa değeri 1 yıl önce toplam 9 milyar lirayken, 620 milyar liraya zıplamış.
Tek başına akılla, bilimle, mantıkla, tecrübeyle, yatırımla, büyümeyle izahı var mı?
Haliyle savcı da şaşkın, sormuş.
Tezmen, şirket faaliyetleri, büyüme ve yatırımcı güveni ile açıklamış.
Hatta, 620 milyar liralık fiyatın bugün bile düşük olduğunu söylemiş.
İşin ilginç tarafı, “finans dehası” olarak gösterilen Tezmen, yatırımları sahiplenmiş ama hisse alımlarından haberinin olmadığını iddia etmiş.
Kelimeler kifayetsiz kaldı, herhalde ağa bizimle eğleniyor.
Bu birkaç madde her daim aklımızda olsun..
- Piyasalar size para kazandırmak için kurulmamıştır.
- Çok para kazandıran akla mantığa uymayan ne varsa bu ponzidir.Günün birinde muhakkak çöker.
- Asla kalabalığın olduğu yerde/tarafta olmayın.Sistem her daim tersine işler
Fon Soruşturmasında Emre Tezmen’in ifadeleri ortaya çıktı.
Savcı soruyor:
“Vatandaşlardan toplanan fon paraları Tera’nın kendi hisselerini yükseltmek için mi kullanıldı?”
Emre Tezmen’in yanıtı:
“Fonların hangi hisseleri aldığından haberim yok.”
Savcı ; “Fonlarla şirketlerin hisselerini yükseltme karşılığında şirket sahiplerinden elden para aldınız mı?”
Tezmen bunu da reddediyor.
Ama rakamlara bakın…
Tera Yatırım’ın piyasa değeri yaklaşık 1,4 milyar liradan 280 milyar liraya çıkıyor.
Savcı soruyor:
“Bu nasıl oldu?”
Tezmen:
“Bu bir şişme yükseliş değildir. Bu bedel bile hâlen ucuz.”
Dört şirketin toplam piyasa değeri ise yaklaşık 9 milyar liradan 620 milyar liraya yükseliyor.
Tezmen bunu şirketlerin büyümesi ve yatırımcı güveniyle açıklıyor.
Şimdi gelelim asıl meseleye…
Tezmen:
“Fon alımlarından haberim yok.”
Tera Portföy’ün eski Genel Müdürü Alper Öztürk ise diyor ki:
“Fon yöneticisinin böyle bir kararı kendi başına alması mümkün değildir. Hâkim ortağın iradesinin yansımasıdır.”
Bir de şu ifadesi var:
“Portföy yöneticiliğim sadece kâğıt üzerinde formaliteden ibaretti.”
MASAK kayıtlarında ise Tezmen’den tek seferde 1 milyar 159 milyon 772 bin liralık transfer soruluyor.
Tezmen’in yanıtı:
“Prive Sigorta’nın satın alınmasıyla ilgili olduğunu düşünüyorum. Ayrıntıları hatırlamıyorum.”
1 Milyar 159 Milyon Türk Lirası transferi hatırlamıyormuş!
Savcı ; Tera Yatırım Bankası’na yaklaşık 2,8 milyar lira gönderdiğini,
Tera Yatırım Holding’den yaklaşık 2 milyar lira,Tera Yatırım Menkul Değerler’den ise yaklaşık 2,77 milyar lira aldığını belirterek bu para hareketlerinin ekonomik gerekçesini sordu.
Tezmen işlemlerin banka sermaye artırımıyla bağlantılı olduğunu düşündüğünü söylemiş.
Bir başka rakam:
Tezmen’in para transfer hacmi;
2024’te 210 milyon TL,
2025’te 5,87 milyar TL.
Suçsuzmuş !
@muratagirel Ve devletin resmi makamları bu transfer artışını görmemiş mi? Mal varlığı edinimleri sorgulanmamış mı? Bu adam ve ekibi kime hizmet etmiş? Bunların hepsi aydınlanmalı …
Pusula Finans Holding’in tutuklanan 2 ortağı Muhammed Yarız ve Serdar Turhan’ın, Cübbeli Ahmet’in dünürü ile Bolu Karacasu’da 229 odadan oluşan İslami termal otel inşa ettiği ortaya çıktı.
https://t.co/DCtuNcyvMU
Fon vurgunu konusunda yapılan tutuklamalar, AKP’nin bir göz boyamasıdır!
AKP’nin planına göre;
Tutuklananlar, en fazla genel seçimlere kadar içeride tutulup, eğer seçimi AKP kazanırsa, genel seçimden hemen sonra serbest bırakılacaklardır.
Çünkü bu fon vurgununa dahil olan siyasi ayağın kimler olduğunu, bu kişiler biliyor.
Tutuklananlar, fon vurgununa karışan siyasi ayağı bildikleri sürece de, kendilerini güvence altına almışlar demektir.
Manipülasyon sürecinde hisse alıp satan bürokratlar, onları bilenler tarafından ifşa edilebilecekleri için şu anda gizli bir şantaj altındalar.
Bu oyunu bozmak zorundayız!
O nedenle soruşturmanın selameti için⬇️
Tera şirketinin manipülatif kapalı fonunun oluşturulması ve halka arz edilmesinden bugüne kadar geçen süredeki izinleri veren ve görevde olan;
Tüm SPK üyeleri!
Ya istifa etmelidir ya da mevcut koşullarda görevden alınabilmeleri için derhal bir kanun değişikliği yapılmalıdır!
Ayrıca bu süreçte görevde olan;
Merkezi Kayıt Kuruluşu ve Takasbank yönetim kurulu üyeleri derhal görevden alınmalıdır!
Soruşturma boyunca;
Bu üyeler, kamudaki diğer görevlerinden de el çektirilmelidir!
Bir gün değil, bir ay değil, tam beş yıl boyunca; bu devasa fon vurgunu süresince, tüm uyarılara rağmen uyuyan veya uyuyor numarası yapan;
Bu yönetim kurulu üyelerinin⬇️
1. HTS kayıtları incelenmelidir (Fon yöneticileriyle baz veriyor mu?)
2. Mal varlıkları tedbiren dondurulmalıdır.
3. Kendilerinin, eşlerinin, çocuklarının ve çevrelerinin hesap hareketleri incelenmelidir. Mal varlıklarında olağandışı artışlar var mı tespit edilmelidir.
4. Maaşlarıyla uyumsuz mal varlığı artışları varsa soruşturulmalıdır.
5. Görevi ihmal isnadıyla derhal bir iddianame hazırlanmalıdır.
Devletin itibarı, soruşturmanın selameti ve tüm mağdurların hakkını arayabilmesi için bu adımların atılması şarttır!
@melihaokur2 2 tane daire alsanız vergi dairesi çağırıyor bunları kaça kimden aldın diye .bu kadar malı ne zaman nasıl almış hiç sorgulanmaması da ilginç değil mi? Kuyumcudan çeyrek altın alırken kimlik soruyorlar. Bu adama milyarlarca liranın kaynağı neden sorulmadı ?
@mjgan591073@bosunatiklama Repo - ters repo piyasasını düzenleyen Spk, Borsa İst ve Takasbank’ın görevleri vardır. Bu işlemlerin Teminat yapısının denetlenip denetlenmediği mutlaka sorgulanmalıdır
Fon krizinde düğmeye basan kimse,olası büyük bir krizi kısmen önledi.
Soygun o kadar büyüyecekti ki,Türkiye Hazinesinin karşılaması imkansız sonuçları olacaktı.
En kısa zamanda sorumlular hesap vermeli.
Yatırımcının parası ödenmeli.
BORSA da TEMİZLENMELİ.
@memetsimsek
Fon olayı ilk patladığında da söyledim: Devlete güvenin. Binlerce kilometre uzaktaki mazluma el uzatan bu devlet, kendi vatandaşının hakkını kimsede bırakmaz.
CHP Karabük Milletvekili Cevdet Akay, tasfiye sürecindeki fonlarda 16 ve 17 Eylül tarihlerinde satış emirlerinin iptal edildiğini kaydederek Takasbank’ın bu durumu inkar ettiğini öne sürdü.
Takasbank yönetim kurulu üyelerinden bazılarının portföy yönetim şirketlerinde ortaklığının bulunduğunu belirten Akay, "Bu kişilerin görevleri çıkar çatışması doğurmakta mıdır?" diye sordu.
https://t.co/NgeAautMsS
Yatırımcılar mağdur edilirken, sermaye piyasalarında güven sarsılırken SPK’nın yetkilerini sıralamanın hiçbir anlamı yoktur. Önemli olan, bu yetkilerin neden zamanında ve etkin biçimde kullanılmadığıdır.
24 yıldır iktidarda olan AKP, kendi sorumluluğundaki kurumu bize anlatacağına, yaşanan mağduriyetlerin hesabını vermelidir!
Yatırımcıların mağduriyetini gideremeyen, tasfiye süreçlerini yönetemeyen ve sermaye piyasalarında güveni yeniden tesis edemeyen SPK yönetimi, bu başarısızlığın sorumluluğunu taşıyamaz. Derhal görevden alınmalıdır.
YAPILMASI GEREKENLER;
İlgili otoritelerin ağır ihmali sonucu ortaya çıkan bu devasa sorunda, kamu çözümün bir parçası olmak ve bu süreci de çok iyi yönetmek zorundadır. Aksi halde özellikle sosyal alanda çok üzüntü verici sonuçların ortaya çıkacağı açıktır.
Kamu kaynakları kullanılmadan, zararların ve mağduriyetlerin mümkün olduğunca azaltılabilmesi için önerilerimiz şunlardır;
Soruşturmanın 2024’den değil de 2021 yılından itibaren başlatılması uygun olacaktır.
Soruşturmaya tabi gruplara ait başta bankalar ve finans kuruluşlarının yönetimleri değişmemiştir. Hala eski yöneticiler görev yapmaya devam etmektedir. Bunun çok sakıncalı olduğu açıktır. Acilen yeni yönetimlerin oluşturulması gerekmektedir.
Oluşmasına sebebiyet verilen mağduriyetlerin azaltılabilmesi için de acilen bir Fon oluşturulmalıdır. Bu Fonun;
Birinci kaynağı, bu şaibeli işlemlere karışan gruplarla ilgili konulan tedbirler ve bu tedbirlerin genişletilmesi ile sağlanacaktır. Bu nedenle sadece şuan ki hakim hissedar ve yöneticiler değil son 5 yıllık dönem dikkate alınarak bir değerlendirme yapılmalı ve sorumlu olduğu düşünülen tarafların da mal varlıklarına tedbir konmalıdır.
İkinci Kaynağı; SP. Kanunu’nun 107/3’üncü fıkrasında bahsi geçen tutarın bu Fona aktarılması ile sağlanacaktır. Bu düzenleme zaten yanlıştır. Şimdi çalınan paraların, sahiplerine geri verilmesi önerilmektedir.
Üçüncü kaynak ise Son beş yıllık dönemde bu fonlar ve hisselerde çok büyük kazanç elde etmiş organize oluşumların mal varlıklarına el konularak sağlanabilecektir.
Bu işlemlerin yapılabilmesi için MASAK, yurtdışına kaçırılan varlıkların geri getirilmesi konusunda azami çabayı göstermelidir. Bu yetkiye sahiptir.
Böylece tasfiyede olan fon varlıklarının satışı ve oluşturulması önerilen bu fonun kaynakları ile mağduriyetlerin önemli ölçüde giderilebileceği düşünülmektedir.
Sermaye piyasası tarihinin en büyük, Cumhuriyet tarihinin ise sayılı tahribatını yaratan ve milyonlarca insanın mağduriyetine yol açan bu dolandırıcılıkların siyasetten, bürokrasiden ve yargıdan ciddi destekler almadan gerçekleştirilebilmesi çok mümkün görünmemektedir.
Tüm bu süreçte; görevini yapmayan ilgili otoritelerin yöneticileri, varsa onların görevini yapmasını engelleyenler ve varsa bu şaibeli işlemlerin yapılması için bu organize gruplara yardım edenler ve destek verenler, DDK'nın koordinasyonunda yapılacak 15 günlük bir çalışma ile ortaya çıkarılabilecektir.
Sorumluğu tespit edilenlerin, Ülkeye ve topluma verdikleri bu önemli zararlar nedeniyle yargı karşısına çıkarılmaları ve hesap vermeleri de son derece önem arz etmektedir.
@RTErdogan
BU KONUYU TEKRAR GÜNDEME GETİRİYORUM: 17 EYLÜL’DE SATIŞ İRADESİNİ ORTAYA KOYAN YATIRIMCILAR DA İNCELENMELİ!
Sayın @spkgovtr,
17 Eylül saat 13:30 öncesinde TEFAS’a ulaşmış ancak gerçekleştirilememiş satış/iade emirlerinin durumu kadar, satış iradesini açıkça ortaya koyduğu halde aracı kurum veya banka sistemi tarafından emir oluşturmasına dahi izin verilmeyen yatırımcıların durumu da incelenmelidir.
Çünkü ortada önemli bir soru var:
Yatırımcı saat 09:00’da, 10:00’da, 11:00’da fonunun tamamını satmak için sisteme girmiş, satış ekranını doldurmuş, işlemi onaylamaya çalışmış ancak “fon işleme kapalı”, “508”, “fiyat girilmedi” veya benzeri sistem hataları nedeniyle emrini TEFAS’a gönderememişse bu yatırımcının satış iradesi neden yok sayılsın?
Yatırımcının kontrolünde olmayan teknik veya kurumsal bir engel nedeniyle emrin TEFAS’a ulaşmaması, satış iradesinin hiç ortaya konulmadığı anlamına gelmemelidir.
Bu nedenle SPK’dan talebimiz nettir:
17 Eylül 13:30 öncesindeki banka ve aracı kurum kayıtları incelensin.
Uygulama, sunucu, API, emir yönetim sistemi ve hata logları koruma altına alınsın.
Yatırımcının hangi saat ve saniyede satış girişiminde bulunduğu tespit edilsin.
Emrin TEFAS’a ulaşmasını engelleyen sistem veya kurum belirlenerek, mevzuata aykırı bir işlem ya da ihmal tespit edilmesi halinde gerekli yaptırımlar uygulansın.
Ve en önemlisi:
13:30 öncesinde satış iradesini elektronik kayıtlarla ortaya koyduğu halde kendi kusuru dışında emrini iletemeyen yatırımcıların tasfiye sürecindeki konumu ayrıca değerlendirilerek, mümkünse bu yatırımcıların da gerçekleşmemiş satış talimatları bakımından koruyucu düzenlemeye dahil edilmesi sağlansın.
Burada yatırımcıdan ayrıcalık istenmiyor.
Yatırımcının kendi iradesi dışında engellenen satışının yok sayılmaması isteniyor.
Kimin hangi saatte sistemi kapattığı, hangi hata kodunun nereden üretildiği ve yatırımcının emrinin neden TEFAS’a ulaşmadığı elektronik kayıtlardan ortaya çıkarılabilir.
LOG KAYITLARI ORTAYA KONULSUN.
17 EYLÜL 13:30 ÖNCESİ SATIŞ İRADESİ YOK SAYILMASIN.
@spkgovtr@HMBakanligi@Takasbank@MerkeziKayitTur@abakingurlek@adalet_bakanlik@memetsimsek@TBMMresmi@RTErdogan
#TEFAS #FonTasfiyesi #YatırımcıHakları #YatırımcıMağduriyeti #SPK #Takasbank #MKK #TeraPortföy #DOH #THF #TeraFonMağdurları
https://t.co/d7HFoA7sLa
https://t.co/Sc0omn7gah
@RASKOLNKOV_x@LEVENT__SEN1977@VakifBank@Takasbank Tasfiye kararından önce verilen ve iptal edilen işlemlerin akıbeti belli değil. Aracı kurum Takasbank iptal etmiştir diye yazı verdi. Süreç nasıl ilerleyecek bilen var mı
Yıl 1988, çok zorlu sınavlar sonrası Bankalar Yeminli Murakıp Yardımcısı olduğumuzda, Üstatlarımıza neden Müfettiş değil de Murakıp olduğumuzu sormuştuk. Yaptığımız denetimlerde görevimizin sadece mevzuata aykırılıkların tespiti ve bunun raporlanması olmadığı, aynı zamanda mer’i mevzuatın oluşmasında ve güncellenmesinde önerilerde bulunan, uyarıcı ve yol gösterici bir sorumluluğumuzun da olduğu söylenmişti. Bu gerçeklik, birçok arkadaşım gibi benim de hayat felsefemi etkilemişti. Bu nedenle yaptığım denetimlerde ve yönetici olarak verdiğim kararlarda, mümkün olduğunca empati yaparak hareket etmeye, uyarıcı ve yol gösterici olmaya çalıştım. Emeklilik sonrası yaklaşık 20 yıla yaklaşan eğitim hayatımda ve uzun süreden bu yana devam eden Üniversite hocalığımda da hep aynı şekilde olmaya çalıştım.
Bu sorumluluk duyguları ile iki sene önce X’te de yazmaya başladım. Ülke ve toplumun yararına gördüğüm konularda, kamu ve özelde 45 yılda oluşan bilgi ve tecrübelerimi mümkün olduğunca objektif, tarafsız ve yapıcı biçimde paylaşmaya özen gösterdim (maalesef yüksek takipçili ilk hesabım kapatıldı).
Birçok üniversitede karşılıksız olarak gençlerimize suç ekonomisi, kara para ve yasadışı bahis gibi konularda uyarıcı ve bilgilendirici konuşmalar yapıyorum. Bu konuda çağırıldığım her yere de gidiyorum.
Bu duygular içinde iken son yıllarda dostlarımdan en çok duyduğum söz, gözaltı tehlikesine işaret edilerek, “Aman Kendine Dikkat Et” uyarısıdır.
Dönem olarak 78 gençliği içinde bulunmuş birisi olarak, o dönem bile bu kadar uyarı aldığımı hatırlamıyorum. Kendi çıkarlarıma zarar verdiğimi bizzat yaşayarak görüyor olsam da, Ülke çıkarlarını gözettiğime ve ahlaki davranmaya özen gösterdiğime inandığım için kendi adıma en ufak bir korku ve tedirginlik duymuyorum.
Maalesef Ülkeye çok büyük kötülükler yapanların tedirgin olacakları ve korkacakları bir iklim yaratılacağına, ağırlıklı olarak tam tersi oluyor.
Normal bir ülkede takdir edilecek olan bu duyarlılığın, gözaltı işlemlerine neden olması ve toplumda yaygın bir biçimde uyarıya ve ikaza konu edilmesi, Ülke açısından son derece ama son derece üzüntü vericidir.....
Yetkililere önemle sesleniyorum,
GERÇEKTEN YETER!
Ülkeye çok zarar veren bu kötü algıyı daha fazla yaygınlaştırmayın. Toplum olarak bunları haketmiyoruz.
Bırakın önemli bilgi ve tecrübelere sahip olan, Ülke ve toplum menfaatini önceleyen insanlar, fikirlerini objektif, yapıcı ve yol gösterici bir biçimde ifade edebilsinler. Ülkeye iyiliktir bunlar.
Bakın sermaye piyasalarında milyonlarca küçük yatırımcı, kötü niyetli gruplar tarafından aylardır göz göre göre çok ciddi biçimde mağdur ediliyor.
Gücünüzü ve yetkilerinizi, Üllkemize ve 86 milyon insanımıza pervasızca kötülük yapan bu gibi kesimlere karşı kullanın, onları sorgulayanlara karşı değil!
Hedef Holding sahibinin gözaltına alındığı açıklandı.
Hisse fiyatı; yılbaşında, 27.29, 4 Ağustosta, 366.00 ve 16 Eylül’de, 23.88 . TL’dir. Yani son 40 günde yaklaşık %93 değer kaybı var. Bu hareketler arızi durumlar hariç, şaibeli işlemler olmadan gerçekleşemez. Bu tür birçok hisse var. Bu soruşturmaların genişleyerek artacağı beklenmektedir.
İki acil önerim var.
Birincisi; bu soruşturmalarda, suç geliri ve aklama faaliyetleri nedeniyle ilgililerin mal varlığına 5549 s. Kanun’un 17’inci maddesine göre el konulması (24 saat içinde) kamu menfaati açısından uygun olacaktır.
İkincisi ise, biraz zor ama ilgili otoritelerin sorumluluklarını yerine getirmediği durumlarda, gerekli bir adımdır. Daha önce de çok kez paylaştım. SP. Kanunu’nun 107’inci maddesinde öngörülen cezalar çok yetersizdir. Nitekim, Bankacılık Kanunu’nun 160’ıncı maddesine göre sadece bir mudinin mevduatından para çalarsanız 20 yıla kadar hapis cezası ile karşılaşabiliyorsunuz. Ancak borsada yüzbinlerce yatırımcının parasını çalarsanız sadece 3-5 yıl arası hapis cezası var. Üstelik, 3’üncü fıkraya göre, belirlenebilen zararın iki katını HAZİNEYE ödediğinizde ise hiçbir ceza almıyorsunuz.
Ya hileli işlemlerle zarara uğratılan yatırımcılar?
Bu nedenle gerek bu tutarlar gerekse de suçun işlendiği kanaatine ulaşıldığında, öncesinde el konulan varlıklar, bu tür şaibeli işlemler sonucu zarara uğratılan yatırımcıların zararının karşılanmasında kullanılmalıdır.
6 Eylül paylaşımımda da anlattığım gibi 1994 krizi ve İmarbank olayında hayata geçirildi ve çok da yararlı oldu.
@RTErdogan@memetsimsek@abakingurlek@spkgovtr