Belediye başkanı seçiyorsun, tutuklanıyor. Üniversite tercih ediyorsun, kapatılıyor. Konsere bilet alıyorsun, iptal ediliyor. Bira içmeye gidiyorsun, mekan mühürleniyor. Ev tutuyorsun, depremde yıkılıyor. Attığın adım, aldığın nefes için cefa çektirmek üzerine programlanmışlar.
Ben size iktidara gül bahçesinden geçerek gitmeyi vadetmiyorum.
Ben size acıya katlanmayı ama teslim olmamayı vadediyorum.
Ben size onur, haysiyet, cesaret ve mücadele vadediyorum!
Bakan Yardımcısından Savcı olunmaz. Savcıdan Bakan olunmaz. Savcıyken Belçika’dan maaş alınmaz. Anayasa’ya uymamak suçtur. Tutukluluk cezalandırma yöntemi olarak kullanılmaz. Savcılık sadece aleyhte delil toplamaz. Gizlilik olan dosya yandaş medyaya dağıtılmaz.
Yıllardır Bakırköy’de çiçekler gibi bakılan zeytin @bkrbld sizin çalışanınız yüzünden hayatından oldu aracıyla çarptığı hayattan kopardığı bir insan olsaydı yer yerinden oynardı oda bir can bizler gibi can taşıyor bunu yapanın yanına kalmamalı
#zeytiniçinadalet istiyoruz
YARGIYI SİYASALLAŞTIRAN İKTİDAR MEŞRU DEĞİLDİR!
Cumhuriyet Halk Partisi 38. Olağan İstanbul İl Kongresinin İstanbul 45. Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından iptal edildiği, kongrede seçilen üyelerin görevden uzaklaştırıldığı ve İstanbul İl Yönetimine tedbiren geçici kurul atandığı öğrenilmiştir.
Asliye hukuk mahkemeleri, siyasi parti kongrelerine ilişkin karar vermeye yetkili değildir. Siyasi Partiler Kanunu’nun 21. maddesi uyarınca kongreler ilçe seçim kurulu hakimi gözetiminde yapılır ve verilen kararlar kesindir. Söz konusu kararlar, yalnızca Anayasa’nın 79. maddesi uyarınca Yüksek Seçim Kurulu tarafından kaldırılabilir. Bu çerçevede asliye hukuk mahkemelerinin verdiği iptal kararları açık bir görev gaspıdır ve yok hükmündedir. Yargının siyasetin baskısı altında parti iradesine müdahale etmesi, hukuk devletini yok etmekte ve demokrasiyi ağır biçimde yaralamaktadır.
Ankara Barosu olarak ilan ediyoruz:
Hukuku gasp eden hiçbir kararı, yargıyı araçsallaştıran hiçbir iktidar meşru saymıyoruz. Savunma makamı, yurttaş iradesinin ve demokrasinin yanındadır.
İstanbul 45. Asliye Hukuk Mahkemesi, SPK md. 21 uyarınca görevsizlik kararı vermesi gereken bir dosyada ihtiyati tedbir kararı tesis edemez. Bu açık yanılgı, bariz takdir hatası oluşturduğu gibi prima facie mevzuata aykırılık niteliği de taşımaktadır.
Anayasa Mahkemesi, İçtüzük md. 73 çerçevesinde, bu hukuka aykırı karara karşı gecikmeksizin “geçici tedbir” kararı vermelidir. Aksi hâlde çok partili yaşam ve objektif hukuk düzeni bakımından telafisi imkânsız zararlar doğacaktır.
Bu olay, artık sıradan teknik bir usul sorunu olmaktan çıkmış, Anayasa Mahkemesi’nin varlık nedenini doğrudan ilgilendiren bir mesele hâline gelmiştir.
Korkunç bir karar,ülkenin bütün kadınlarının ayağa kalkması lazım,ilk defa karşılaştığı bir adamla cinsel ilişkiyi reddettiği için öldürülen gencecik bir kızın katiline gururu kırıldığı için ceza indirimi verilmiş.Bu karara imza atanların tümü yargılanmalı,artık dayanamıyoruz.
memurlara iş yaptırmak için geliştirdiğim personalar
biraz salak ve güzelim ve yapamazsak ağlicam
bu işi hep bu şekilde yapıyoruz? (yapmadık naptığımız hakkında da fikrim yok)
hallolana kadar rahatsız edicem 10dkda bir aricam
choose your fighter
Gençler, Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı'nın Spotify'a soruşturma açılması çağrısının ardından yeni bir çalma listesi oluşturdu:
"TC Kültür Bakan Yardımcısı'nın soruşturma açarken dinlediği şarkılar."
Darbe dönemlerinden dahi kötü bir süreçten geçiyoruz. Yargılamalar ayrı, savunmaya uygulanan baskı ve tehditler ayrı. Bir avukatın sadece işini yaptığı için tutuklanması yargının fiilen feshedildiğinin kanıtı. Maalesef durum bu.
“Suç örgütüne üye olmak” iftirasıyla tutuklandım. Oysa benim üye olduğum tek örgüt, Türkiye Barolar Birliği ve İstanbul Barosu’dur. Yani bu ülkenin onurlu savunma geleneğidir. Ne bir suç yapısının, ne bir kumpas senaryosunun parçası oldum. Olmam.
Bu açık bir yargı kumpasıdır. Tek nedeni de herkesin bildiği üzere Ekrem İmamoğlu’nun avukatlığını yapmamdır. Amaçları korkutmak, susturmak, yalnızlaştırmaktır. Boşuna uğraşıyorlar. Çünkü biz avukatlar teslim olmayız.
İmamoğlu’na avukatlık yapmayı suç sayan bu çarpık zihniyete sesleniyorum: Eğer bu görevi “ateşten gömlek” ilan ediyorsanız, bilin ki biz o gömleği çoktan giydik, yanmayız. Ben giderim, yerime yüzlercesi gelir. Çünkü biz haklının yanındayız. Çünkü biz eğilmeyiz, susmayız, vazgeçmeyiz.
Çünkü bizim avukatlık pratiğimiz boyun eğmez.
Boğaziçi’nde olan;
sadece bir protesto değil,
bir vicdan haykırışıdır!
Vicdanı susturamazsınız! Çocukları korumak yerine istismarcılara yol açan sisteminiz yıkılacak!
Cezaevindeki kişinin yalnızca özgürlüğü kısıtlanır, fikri değil!
Ekrem İmamoğlu’nun sosyal medya hesabına erişim engeli açık bir hukuk ihlalidir!
Anayasa Madde 26:
Herkes düşüncesini açıklama hakkına sahiptir. Bu hak tutukluya da aittir!
Ceza İnfaz Kanunu Madde 62:
Hükümlüler, cezanın niteliği gereği sınırlandırılmayan tüm temel haklardan yararlanır!
Ceza İnfaz Kanunu Madde 83:
Hükümlü, kamuoyuna açıklama yapabilir. Halkla iletişim kurması engellenemez!
İfade özgürlüğü suç değildir. Engellemek ise hukuksuzluktur!
Bu sansür değil, halkın iradesine darbedir!
Susturamayacaksınız!