Yasadan kimse yararlanamayacak ki Demirtaş yaralansın.
Yasal bir hakkın tanınması “izleme kurulu” diye bir yapıya devir ediliyor.
İzleme Kurulu “tamam” dese bile sırada CB kararnamesi var. Yani Erdoğan sonuna kadar bekletebilir.
-benim Anayasa değişikliğine
-Benim adaylığıma
Bağlı diyor yani.
Muhalefetin bir kısmını kör ediyor (edecek) yani.
Keşke barış yasası olsa bu sokağa çıkar davul zurna ile kutlarız. Sadece parası olmayan yoksul gençlerin öldüğü 40 yıllık bir savaş bitti deriz
Ancak yargıyı faşizmi için bir alet çantası olarak kullanan yapının bu çantayı hala elinde tutmaya devam ettiğini hep beraber göreceğiz
Instada solcu infuların yorumlara gidip dünyanın en boktan ve liberal fikrini ortaya sıçıp sonra "change my mind" çekenler charlie kirk hissi veriyor, sonları benze(me)sin
İTÜ grubunda her staj ve torpil konusu açıldığında lavuğun biri gelip ben patronum bu işlerin böyle yürümesi gerekir zaten ragebait i atıyor her seferinde de düşüyorum sinirden
Avrupa yı kim takar abi artık sadece Amerika var, rejim değişikliğine de yalnız onlar karar verir Avrupalı efendilerinizi boşuna yalıyorsunuz in big 2026
Özgür Özel, Le Monde'ye konuşmuş: Avrupa'nın geleceği Türkiye demokrasisinin geleceğine bağlı
"Avrupa'nın yaşananları dikkatle okuması gerekiyor.
Bugün Türkiye'nin NATO açısından taşıdığı stratejik önem belki de hiç olmadığı kadar büyüktür. Ordumuzun gücü, coğrafi konumumuz ve Karadeniz'e açılan kapıyı kontrol ediyor oluşumuz Rusya'nın Ukrayna'ya karşı yürüttüğü savaş ve Orta Doğu'daki istikrarsızlık nedeniyle her zamankinden daha kritik hale gelmiştir.
Ancak Türkiye'nin stratejik öneminin artması, demokrasinin gerilemesini görmezden gelmenin mazereti olamaz. Tam tersine, Türkiye ne kadar stratejik hale geliyorsa, kurumlarının gücü, hukukun üstünlüğü ve öngörülebilirliği de o kadar önem kazanıyor"
(...)
"Yeni Parti olarak biz farklı bir gelecek öneriyoruz. Türkiye'nin yönünün demokrasilerden yana olduğuna inanıyoruz. Avrupa'yı dinin, etnik kökenin ya da medeniyetin belirlediği kapalı bir kulüp olarak değil ortak değerler etrafında buluşmuş bir siyasi topluluk olarak görüyoruz.
Türkiye de bu topluluğa yalnızca askerî gücüyle değil güçlü demokrasisi, dinamik toplumu ve kurumlarıyla katkı sunabilir. Türkiye'nin demokratik geleceğine elbette Türk milleti karar verecektir. Biz müttefiklerimizden Türkiye'nin siyasetini belirlemelerini istemiyoruz. Beklentimiz çok daha basit: Demokratik gerilemenin hiçbir stratejik sonuç doğurmadığını varsaymaktan vazgeçmeleri"
(...)
"Batı, onlarca yıl boyunca Türkiye'nin demokratik gelişimi ile stratejik önemini birbirini tamamlayan iki unsur olarak gördü. Bugün ise bunları birbirine rakip iki çıkar gibi değerlendirmeye başladı. Oysa bu Türkiye'nin gerçekliğini yanlış okumaktır.
Avrupa'nın önündeki soru, Rusya tehdidiyle, Orta Doğu'daki istikrarsızlıkla ve giderek belirsizleşen uluslararası düzenle mücadele ederken Türkiye'deki demokrasiye önem verip veremeyeceği değildir. Asıl soru şudur: Avrupa uzun vadede buna kayıtsız kalmayı gerçekten göze alabilir mi?"