SAYIN CUMHURBAŞKANI'NA SUNULAN BİLGİ NOTURUR:
BİLGİ NOTU
(2026.05.07)
İ. Özgenç
AİHM Büyük Dairesi, 5.5.2026 tarihli Şaban Yasak kararında (Başvuru No. 17389/20), AİHS’nin işkence ve kötü muamele yasağını güvence altına alan 3. maddesi hükmünün ihlal edildiğine ve bu ihlal dolayısıyla kişiye tazminat ödenmesine hükmetmiştir. Bu yönüyle söz konusu karar, Türkiye’de gözaltında bulunan, tutuklu veya hükümlü olarak ceza infaz kurumunda bulunan kişilerle ilgili olarak Devletin yükümlülüklerine işaret bakımından önem taşımaktadır.
Büyük Daire kararında “FETÖ/PDY” olarak isimlendirilen “silahlı terör örgütüne üye olmak veya yardım etmek” suçlamasıyla haklarında soruşturma ve kovuşturma yapılan ve hatta kesinleşmiş mahkûmiyet hükmü bulunan kişiler bakımından önem taşıyan açıklamalara yer verilmiştir. Bu kararda, AİH Mahkemesi’nin daha önce,
- Yüksel Yalçınkaya - Türkiye davasında verdiği 26.9.2023 tarihli Büyük Daire (başvuru no: 15669/20),
- Demirhan ve diğerleri - Türkiye davasında verdiği 22.7.2025 tarihli İkinci Bölüm (Başvuru no: 1595/20 ve 238 diğer başvuru),
- Bozyokuş ve diğerleri - Türkiye davasında verdiği 16.12.2025 tarihli İkinci Bölüm (Başvuru no: 39586/20 ve 131 diğer başvuru),
- Karslı ve diğerleri - Türkiye davasında verdiği 16.12.2025 tarihli İkinci Bölüm (Başvuru no: 18693/20 ve 1435 diğer başvuru),
- Seyhan ve diğerleri - Türkiye davasında verdiği 16.12.2025 tarihli İkinci Bölüm (Başvuru no: 57837/19 ve 851 diğer başvuru),
kararlarda olduğu gibi,
başvurucu hakkında Türkiye’de “silahlı terör örgütüne üye olmak” suçundan dolayı mahkumiyet hükmü kurulmasıyla AİHS’nin suçta ve cezada kanunilik ilkesini güvence altına alan 7. maddesi hükümlerinin ihlal edildiği kabul edilmiştir.
AİHM’nin daha önce verdiği çeşitli kararlara atıfta bulunulan bu kararda üç temel husus üzerinde durulmuştur.
Birincisi, olay mahkemesi tarafından kurulan mahkûmiyet hükmünde başvurucunun cebir ve şiddet içeren herhangi bir terör eyleminden bahsedilmemiş olmasıdır.
Büyük Daire kararında ikinci husus olarak, söz konusu mahkûmiyet hükmünde başvurucunun mensubu olduğu yapılanmanın bilahare terör örgüttü niteliği kazandığına dair bilinçle (doğrudan kastla) bu yapılanma içinde kaldığı, kalmaya devam ettiği hususunda herhangi bir tespitte bulunulmamış olmasına işaret edilmiştir.
Kararda, Türkiye’de söz konusu “silahlı terör örgütüne üye olmak veya yardım etmek” suçlamasıyla kurulan mahkûmiyet hükümlerinde kusura dayalı şahsi sorumluluk ilkesinden ayrılınmış olduğu ve bu mahkûmiyetlerle kolektif sorumluluk yoluna gidildiği belirtilmiştir (§§ 204 - 213).
26.9.2023 tarihli Yalçınkaya kararı gibi Büyük Daire’nin vermiş bulunduğu bu karar, Türkiye’de söz konusu “silahlı terör örgütüne üye olmak veya yardım etmek” suçlamasıyla kurulmuş ve kesinleşmiş olan mahkûmiyet hükümleriyle ilgili olarak YARGILAMANIN YENİLENMESİnin yolunu açacak bir KANUNİ DÜZENLEME ihtiyacını ortaya çıkarmıştır.
#KHKÇözümüneÇağrı da bulunan
@Ahmet_Davutoglu ;👇
📍Darbeden haberi olmayan zamanında yasal olan eylemlerinden dolayı ihraç edilenlerin sicillerini temizleyin,
📍Emir altında olduğu için başka türlü davranması mümkün olmayan erleri adaletle yeniden yargılayın
💥İktidarın 100. Yıl affına sıcak bakmadığını biliyoruz.
💥Sivil toplum iktidar üzerine baskı oluşturmalı bundan başka çare yok.
@gergerliogluof KHK TV'ye konuştu.
Videoyu izlemek için
👇👇👇
https://t.co/z6zSyo7hDo
Sn @takyol96#KHK'lar külliyen anayasaya aykırı
Yani yok hükmünde
Anayasa "CB başkanlığında toplanan" diyor
RTE meşru bir CB değil
Yani yok hükmünde
Bazı KHK'larda o toplanma bile yok
Yani yok hükmünde
Daha birçok detay var
KHK'lar külliyen yok hükmünde
Yok olanın üstüne inşa edilen de yok hükmündedir.
Dahası var, asgari 2000 gerçekleşmiş ölüm, asgari 4000 bekleyen cinayet var. İşkence, tecavüz, linç, tedavi engelleme, malı mülkü gasp, yuvaları yıkmak, milleti bölme, anayasayı ilga cabası
O yüzden tüm KHK'lılar istisnasız önce iade edilmeli sonra yetkili, meşru makamın kararıyla ihraç olacaksa o kişi ihraç edilmelidir.
Dahası KHK'lar
- hazırlanış
- uygulama
- pratik sonuçları itibarıyla
Otomatik #İnsanlığaKarşıSuç
Bazı vatandaşlar açısından #soykırım suçudur.
O metin ve listelerde payı, yan parafı, parafı, imzası, inhası, onayı, muvafakatı, teşviki, tasvibi, alkışı, tetikçiliği, Kapo'luğu olan herkes de asgari bu iki suçtan yargılanacak.
Konu öyle basit değil, insanlık tarihinin en planlı, kasıtlı, örgütlü, seçmeci, profesyonel suçu işleniyor.
@AysenurArslantv@selcukozdag@medreyata@barispehlivan@baristerkoglu@fatihaltayli@cuneytozdemir@yvzah@MuyesserYildiz
BİR ANNENİN FERYADI
"Ben Rukiye Çoygar, dört küçük çocuğum var, eşim cezaevinde, yaşananlardan dolayı kalın bağırsağım çatladı, acil üç ameliyat deniliyor olamıyorum, kimsemiz yok, aileler dışladı, üstelik bir hafta önce 6 yıl üç ay olan cezanın onandığını öğrendim, çocuklarla bakıp bakıp ağlıyorum, ne olur bir şeyler yapılsın, zaten her ay imza atıyorum, çocuklarımla olayım, tek isteğim Rabbim yetiş. Çocuklarımla Sinop Boyabat'ta yaşıyoruz, sosyal medyayı bilmem, arkadaş gösterdi, twitter'da da benim durumumda olanlar yazıyormuş, duyurulursa kurtulursun diye. Eşim ilk içeri alındığında küçük oğlum iki buçuk aylıktı, şimdi birinci sınıf oldu, digerleri de beş, yedi ve sekizinci sınıf, dördü de küçük, babalarına gide gele yedi yıldır gözyaşıyla korkuyla birbirimize sarıla sarıla gözyaşıyla günlerimizi geçirdik, bana 6 yıl 3 ay vermişlerdi, bir haftayı geçti onandığını öğrendim. Çocuklar da ben de gecemiz gündüzümüz belli değil, ileri seviyede bağırsak çatlağı rahatsızlığım var, bir haftadır üzüntüden her gün kanıyor. Kimsemiz yok, benim annem Alzeimer hastası, tutuklama olmasın, çocuklarımla olayım, bir şeyler yapın ne olur."
Bu feryadı duyacak bir vicdan var mı? @adalet_bakanlik