başarınıza yüzlerce pay sahibi çıkarken başarısızlığınız söz konusu olduğunda kimsenin ortaya çıkmaması da çevrenizdeki insanlara pek güvenmemeniz gerektiğini gösterir.
sala okunuyor; serçelerin, sığırcıkların, kargaların, kumruların ötüşleri birbirine karışıyor ve motor sesi yok. karşımda yaprakları yeni açmış yemyeşil ağaçların dalları hafifçe esen yel ile yavaş yavaş sallanıyor, dalla birlikte tüneyen kuşlar da salınıyor.
huzur.
insanın sevdiğiyle birlikte yaptığı her eylemden maksimum verim, keyif, zevk, mutluluk alması... ya birlikte çay içiyorsunuz diyelim o çay cennette aktığı söylenen baldan nehirlerden bile tatlı oluyor hem de çayı şekersiz içmenize rağmen. bundan öte mucize mi olur ya?
mutluluğun yaştan bağımsız olduğunu anlamak gerek. 20’lerinde ölsem de kurtulsam diyen bir insan, 30’larında, 40’larında pek âlâ yaşamaktan keyif aldığı için ölüm düşüncesinden dehşete düşebilir. mutluluk yaşla değil, yaşama biçimiyle ilgilidir.
poulet aux prunes diye efsane bir filmi var, insanı sahiden neyin öldürdüğünü çok iyi anlatıyor. filmden:
“gelişim gökyüzüne bir şey katmadı. gidişim de ihtişamından bir şey eksiltmedi. kulaklarım şahidimdir, kimse bana neden diye sormadı; neden geldim, neden gidiyorum diye.”
bir çiçeğin güzelliği fark edilecek, o güzelliğe sahip olmak düşüncesi aklın ucundan bile geçmeyecek, yalnızca o çiçeğin varoluşundan keyif alınacak, sevinç duyulacak.
ne olursa olsun, yüreğimde bin bir zahmetle yeşerttiğim o ağacı koruyacağım ve o ağacın gölgesini, çiçeklerinin kokusunu, meyvesini yalnızca hak edenlerle paylaşacağım. kendime sözüm.
şarkı diyor ki, “denizle ırmağın arasında / bizim için bir ayva ağacı büyüdü.”
öyle bir ağaç ki tek yaprağı dökülse insanın içi acır.
https://t.co/zTJCLN153e