Sonuna kadar Gazze’yi ve Gazze’ye ulaşmaya çalışan Sumud ‘u savunmaya devam edeceğiz. Kötülerin güçlü görünmeleri, iyiliği kapatamayacak.
Kötüler için yaşasın cehennem!
Asacaklar !
2 milyar müslümanın izzetini ayaklar altına alıp 10 bin mazlum müslümanı ailelerinden koparacaklar!
Bu, bu kadar kolay olmamalı! Hz Muhammed'in (sav) ümmetiyim diyen her bir ferd mesuliyet alıp gereğini yapmazsak hesabını veremeyiz!
İDAMLARI DURDURUN! #genocidelaw
Lütfen elden ele yayın! Gören herkes RT yapsın.
4 bini çocuk olmak üzere 12 bin Filistinli mahkum idam edilecek.
Bu zulme engel olamasak bile bu aşağılık siyonist zihniyetin gerçek yüzünü dünyaya duyuralım!
Tam 10 bin fidan !!!
Ümmetin gençlerini gözümüzün önünde topluca idama götürüyor!
"Ümmet" sadece izliyor !
Vallahi de, billahi de, tillahi de bu vebalin altından kalkamayacağız !!!!
İDAMLARI DURDURUN !
idamları durdurun!
işgalci terör örgütü israil, 9500 Filistinliyi 90 gün içinde idam edecek!
”Filistin benim davam” diyen herkesi bu taga destek olmaya davet ediyoruz!
#stoptheexecutions
Gazze'deki gazeteciler dünyaya sesleniyorlar:
-"Filistinlileri asarak öldürmeyi öngören İsrail yasası Nazilerden daha kötü."
Farkındalığı artırmak için lütfen bu videoyu yayalım.
Derdin var diye üzülüyor musun?
Gazze’de bir çocuk yalın ayak, tek başına ailesine su taşıdı.
Bu mazlumların derdiyle dertlenip çözüm üretemeyen cümle "ümmet"e yazıklar olsun...
MİT Başkanı İbrahim Kalın, STRATCOM Zirvesi’nde konuştu:
"Türkiye dahil olmak üzere İslam dünyasının temel sorunlarından bir tanesi maalesef kendi hikayesinin farkında olmamasıdır. Kendi kavram setiyle düşünememesidir. Kendi kelimeleriyle konuşamamasıdır. Halbuki ismini koymadığınız şey sizin değildir. Adını koymadığınız hikaye sizin hikayeniz değildir. Başkalarının gramerini kullanarak kendi kelimelerinizi kullandığınız zaman bile kendi dilinizi kullanmış olmazsınız.
Hikayesini anlatmadığınız şey ise hadise olmanın ötesine geçmez. Yaşanan hadiseler ancak hikayeleştirildikleri zaman kalıcı birer anlatı haline gelirler. O yüzden bizde eskilerin tabiriyle tahkiye sanatı, hikaye anlatma sanatı çok kıymetlidir.
Hikaye anlatmak sıradan bir iş değildir. Hikaye anlatmak hikayeden bir iş değildir. Hikaye anlatmak ciddi bir iştir. Bir hikayeniz varsa söyleyecek sözünüz varsa bir anlatınız var demektir.
Bu anlatının dilini inşa ederken kendi hikayenizi anlatırken hangi kavram setini kendinize referans aldığınız son derece önemlidir. O yüzden biz kendi hikayemizi anlatmak için kendi kavram setimizi, kendi kelime dünyamızı yeniden keşfetmek ve inşa etmek zorundayız. Bunu da bilginin doğru tanımı, hakikatin doğru tasviri, anlatının doğru temeller üzerinde inşa edilmesiyle mümkün olduğunu ifade etmeliyim.
Tam da bu noktada biz karanlık aydınlanmanın bütün saldırılarına, kapitalist tüketim modellerini ve teşhir kültürünün bütün saptırmalarına rağmen ve onlara karşı aklımızı ve kalbimizi korumaya ve özgürleştirmeye devam edeceğiz.
Donukluğa karşı içtihadı, ifsada karşı ıslahı, duraklamaya karşı tecdidi, dağılmaya karşı tevhidi, statükoculuğa karşı yenilikçi geleneği, atalete karşı da devrimci değerleri öne çıkartarak kendimize yeni bir anlatı yeni bir gelecek inşa edeceğiz. Düşman yaratma oyunlarına karşı her an teyakkuzda olup onların oyunlarını boşa çıkartacağız.
Türkiye olarak biz bilgiyi hakikatten, hakikati varlıktan, gücü hak ve adaletten, hikayeyi ve anlatıyı anlam ve istikametten ayırmadan yolumuza devam edeceğiz.
Temel çabamız, gayretimiz hikayemizi evrensel bir dille anlatmak ama hikayemizin sadece şu grubun, bu hizbin, bu bölgenin, bu şehrin değil bütün coğrafyamızın, bütün insanlığın da bir hikayesi olduğunu fark ederek, kavrayarak bize kulak vermeye gönlü olan, aklı olan, kulağı olan herkesle paylaşmak olacaktır.
Bu yüzden de biz hikayemizi inşa edeceğiz, anlatacağız, paylaşacağız ki başkalarının hikayeleriyle bizim hikayemiz de zenginleşsin."