"Şayet hiçbir mahpusun savunma yapması (= savunma hakkı) engellenemeyecekse, o zaman şimdiye kadar kaç masum insanı öldürdük?"... Avukatlar Günü'nü kutlarım 🙏
Yaklaşık 250 yıl önce de aynı şeyler aynı şekilde tartışılıyorsa, bu en azından iki şeyi gösterir: Birincisi meselenin farkında değiliz, ikincisi meselenin farkındayız ama akıllanmıyoruz.
Friedrich Schiller Thalia'nın 11. cildinde (1794) ölüm cezasına dair şöyle der: "Birini bir kötülük yaptı diye yaşayanların arasından çekip yok etmek (=yaşamına son vermek), bir meyvesi çürüdü diye bir ağacı kesmekten farksızdır."
@timucinkoprulu Timuçin Hocam bence artık yakalama ve gözaltına almayı koruma tedbirleri arasından çıkaralım, önleyici (idari) kolluk faaliyetlerinden sayalım, idari işleme dönüştürüp yetkiyi de doğrudan kolluğa verelim, biraz da idare hukukçuları uğraşsın, bezdim artık ben!
Ne garip! Sınavını yaptığımız, bilinmemesini başarısızlık saydığımız, bir hafta önce derste/pratikte anlattığımız temel bilgileri hatırlatmak cesaret göstergesi veya meydan okuma sayılır oldu. İkisi de değil! Sadece bilginin kamusallaşması. Okurken de yazarken de endişelenmeyin!
Max Ernst Mayer'den küçük bir tercümem vardı, belki o işe yarayabilir, aynı eserden benzer yaklaşımı ceza hukuku özelinde ortaya koyuyor https://t.co/3k4InCIpAf
@bihic1112@causalibera Paylaşılan Almanca metinlerin (muhtemelen Max Ernst Mayer’in eserinden) Türkçe çevirisi çevrimiçi olarak kolayca bulunamıyor. İçerik, ceza hukukunun devlet gücünü sınırlamasını ele alıyor. @causalibera’nın özeti, hukukun devlet keyfiliğini önlediğini vurguluyor.
3. Bugün bir karara imza atacak tüm savcıların ve hakimlerin bu gerçeğin bilinciyle hareket etmeleri gerekir. Ceza hukuku beni değil devleti zaptetmeye çalışır! Günün birinde benim ceza hukukuna ihtiyacım kalmayabilir ama devlet var oldukça ceza hukuku var olmaya devam edecektir.
1. Max Ernst Mayer bugün ceza hukukunu araçsallaştıranlara açık bir şekilde hatırlatıyor: Hukuk normlarının amacı bireylere hak ve ödevlerini göstermek değil, (yargı dahil) devlet organlarının keyfiliğini önlemek ve mutlak zannettikleri gücü sınırlamaktır.
2. O halde ceza mevzuatı öncelikle ve bilhassa bunları uygulayacaklara hitap eder, gücün değil sınırlılığın meşruiyet kaynağıdır. Bir emirden söz ediyorsak bu emri hâkime savcıya verir. O emir de mümkün kararlardan biri hariç diğer hepsini dışlamaktır. O karar da adil olandır.
Çok mutlu oldum, çok uzun zamandır düşündüğüm şeyi Erdi hocam dile getirmiş. Ben de naçizane birkaç hususu ifade etmek isterim. Tutuklama tedbiri bir koruma tedbiridir ve diğer koruma tedbirlerinde olduğu gibi bir tehlikeyi önlemeye matuftur.
@bugrahanfrt Uygulamada en hızlı sonuç veren itiraz (adli kontrole de kapı aralaması dolayısıyla) ölçülülük itirazı olduğundan bunun tercih edilmesi doğal ama salt bununla yetinilmesi tartışmayı çok göreli hale getirip aşındırıyor. Ben de bu perspektifi öne çıkarıp eleştirinizi destekliyorum.
Ölçülülük ihlali vurgusu artık bir hissizlik yarattı, bu çok açık. Bence tutuklama özelinde esas tartışma şu sorunun somutluğunda yürütülmeli: CMK m. 101/2'ye göre tutuklama koşullarından olan adli kontrolün yetersiz kalacağı hangi gerekçeyle hangi somut delillere dayandırıldı?