"Deneyim dönüşme demektir. Foucault bir konuşmada Nietzsche, Blanchot ve Bataille'da deneyimin "öznenin, artık kendisi olmayacak ya da yok olmaya veya dağılmaya itilecek şekilde kendisinden çekilip alınması"na yaradığına değinir. " (Byung-Chul Han, Psikopolitika, s.84)
"Bir şey, çelişkiyi içinde barındırdığı sürece, çelişkiyi kapsama ve ona karşı koyma gücü olduğu sürece canlıdır. Canlılığın, her tür negatiflikten mahrum
olan zindelik veya fitness'ten farkı budur. +
"Kim kime karşı savaşır? Hepimiz birbirimizle savaşıyoruz. Ve her birimizin içinde, daima içimizdeki başka bir şeyle savaşan bir şeyler vardır." (Foucault)
“Bir insan yeni doğduğunda zayıf ve esnektir. Öldüğü zaman ise kaskatı ve duygusuzdur. Sertlik ve güç ölümün arkadaşlarıdır. Esneklik ve zayıflık varoluşun tazeliğinin ifadeleridir. Kendini sertleştiren hiçbir şeyi kazanmayı başaramaz.”
Stalker -Tarkovski, 1979
Nefret ettiğimiz bir şeyin yok olduğunu ya da başına başka türlü bir kötülük geldiğini hayal edince duyduğumuz sevinç hiçbir üzüntü hissetmeden yaşanmaz. (Spinoza, Ethica, s.260)
Nasıl ki ışık hem kendisini hem de karanlığı açığa vuruyorsa, aynı şekilde hakikatin kendisi de hem kendisinin hem de yanlışlığın ölçütüdür. (Spinoza, Ethica, s.170)
Salt kendi doğasının zorunluluğu sonucunda varolan ve eylemini sadece kendisi belirleyene özgür denir; başka bir şey tarafından varolmaya ve kesin olarak şu ya da bu şekilde bir şey yapmaya zorlanana ise zorunlu ya da daha doğrusu kısıtlı denir. (Spinoza, Ethica, s.35)
"Söz, insanlık için biçimlendirici unsurdur. Vassaf(2009: 34), sözcüklerin kavramları ve duyguları egemenlik altına alma, deneyimlere sahip olma yolu olduğunu söylemektedir. Lacan’ın, ‘başlangıçtan beri var olan’ ve bu nedenle ‘kollektif bilinçdışının ayrılmaz birer parçası+
+ olan’ (Jacobi, 2002: 70) arketipsel içeriklerini dilde; aynı ekilde Freud’un bilinçaltı içeriklerini kendi içinde arkaik bir dil olan rüyalarda ya da dil sürçmelerinde aramasının da bu yüzdendir. +
Ocak (January) adı, Roma tanrısı Janus'tan gelir. İki başlıdır Janus. Bu başlardan biri geçmişe, diğeri geleceğe bakar. Geçmiş anlaşılmadıkça, gelecek görülemez.