“Kral suçluysa, mutlaka tepki verecektir” diyen Hamlet, gerçeği anlatmak için bir gösteri sahneye koyar.
Çünkü bazen sahne, hakikatin kendini ele verdiği tek yerdir.
📢 Deniz Göktaş'ın tutuklanması, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın 'diktatörlük' iddiasına tahammül açıklamasını gündeme getirdi
💬 “Ben diktatör olacağım, birisi kalkacak bana ‘diktatör’ diyecek, onun vay hâline!"
💬 "Diktatörlüğün mizacında bu tür şeylere tahammül yoktur. Anında götürürler.”
Deniz ne söylemişse hepsini ben söyledim sayabilirsiniz. Yargılanacaksa beni yargılamayı unutmayın. Her kelimesiyle aynı fikirdeyim. #DenizGöktaşıSerbestBırakın
Deniz Göktaş'ın gözaltına alınması, ifade özgürlüksüzlüğümüzün yine suratlarımıza haykırılmasıdır. Kimse bunu "öyle yaparsan böyle olur" numaraları ile hafifletmeye kalkmasın. Deniz Göktaş'ın bu durumu asaletle taşıması ve hatta ön görmüş olması da bu durumu daha yutulur kılmaz.
Deniz Göktaş'ın gösterisini izledikten sonra koşa koşa twitter'a gelip "kesin alırlar" yazanların, bunu Deniz Göktaş için endişelendiklerinden değil, Deniz Göktaş'ın cesaretini takdir ettiklerinden de değil, kendi siyasal sinikliklerini onaylatma refleksiyle yaptıklarını düşünüyorum. Bu aptallığın başka açıklaması olamaz.
Deniz'i alırlarsa, "Deniz'i maalesef alırlar" demenize güvenerek alırlar zaten, onun yerine "Skkimin başını alırlar" denir ve bu sözün altı eylemle doldurulursa Deniz ve diğerlerinin artık alınamayacağı bir sürecin çarkları işlemeye başlar.
Kadıköy merkezden girip Suadiye’den çıktığın hatta bir delilik yaşanıyor. Koca semt sanki gizli bir tarikat toplantısında bir araya gelmiş de, "Arkadaşlar Kadıköy’ün acil, ama çok acil bir kahveciye daha ihtiyacı var, ben espresso makinesinin kolunu çekmezsem bu çark dönmez!" diye yemin etmiş.
Mahallede terzi vardı, pantolon paçası kısaltırdık. Gitti. Yerine ne geldi? kahveci. Ayakkabı tamircisi vardı, topuk çakardık. O da gitti. Yerine ne geldi? kahveci!
Kardeşim ben paçamı kahveye mi batırayım? Ayakkabımın topuğuna filtre kahve mi süreyim? Caddebostan'dan Suadiye'ye yürü, attığın her adımda bir barista sana latte art yapıyor. Kalp çiziyor köpüğe. Kalbime çiz onu, kira 80 bin TL!
Bir de dönerciler türedi. 100 gram döner 600 lira. Adam danayı kesmiş, şişe dizmiş, karşıma geçmiş gram hesabı yapıyor kuyumcu gibi. "Kaç gram olsun abi?" Kaç gram olsun ne demek, sarrafa mı geldim ben? Bir de işin komiği, Tatar Salim'de porselen tabakta yediğinle köşedeki Barış Büfe'de ayakta, kola kutusunu koyacak yer bulamadan yediğin tombik aynı para!
Dondurmacıları hiç sorma. Pardon, dondurmacı değil, Gelato. Çünkü dondurma dersen 50 lira, gelato dersen 250 lira oluyor, sistem bu. Dükkan limon sarısı, tabela el yazısı, isim İtalyanca, bir top 200 lira. Bir top, tek top!
O sırada Değirmendere'de Öz Serbesler amca üç topu 100 liraya veriyor, süt kokuyor ama olmaz, biz gidip limon yeşili dükkanda "fıstıklı gelato" yiyeceğiz, çünkü Instagram'a Öz Serbesler koyunca olmuyor :)
Yeter valla yeter. Bir tane de nalbur açın, bir tane. Vida lazım bana, vida.
🗣️ Carlos Salcido: “Teyzemlerin evinde her zaman saat 14.00’te yemek yenirdi. Abimle benim planımız da o saatte oraya gidip bize bir tabak yemek verirler mi diye bakmaktı.
Ama biz geldiğimizde neden geldiğimizi zaten biliyorlardı. Bizi içeri alırlardı ama yemekleri hazır olsa bile, bizim gitmemizi beklerlerdi. ‘Oğlum, gidecek misin artık?’ derlerdi.
O zamanlar sadece gülüyorduk tabii ama aslında hiç umursamıyorlardı. Bu yüzden B planımız, maddi durumu iyi olan arkadaşlarımızın evlerinde saklambaç oynamaktı. Mutfakta meyve tabakları olurdu; hem saklambaç oynar hem de meyve alırdık. Sonra abimle nehir kenarına gider, ayaklarımız suyun içindeyken o meyveleri yerdik.
Profesyonel futbolcu olduğumda her şeyi daha iyi anladım ve bu beni çok yaraladı çünkü tanımadığım akrabalar bile bir anda ortaya çıkmaya başladı.
Bize yemek vermeyen o amcalarım beni aradı ve ‘Oğlum, mangal yapalım mı?’ dediler. Onlara, ‘O mangal 10 yaşındayken, yiyecek hiçbir şeyimiz yokken ve siz saklanıp bize bir lokma bile vermediğiniz zaman çok iyi olurdu’ dedim. Bu kadar kötülerdi.”
@EASPORTSFC ve @EASFCMOBILE de Türkçe spikerlerle yeni bir dönem başlıyor! 🇹🇷
Siz istediniz, biz de getirdik! Spikerler Özkan Öztürk ve Ertem Şener, efsane anlatımlarıyla artık oyunda! Stüdyo muhabiri olarak Melike Çelik yer alacak.
Hemen #FC26’yı ön sipariş verin ve #FCMobile’ı şimdi indirin!
#KulüpSenin #TürkçeSpiker #işbirliği