Bugün 9 Eylül;
Yalnızca İzmir'in değil, bağımsızlık uğruna verilen büyük mücadelenin zafer günlerinden biridir.
Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere,
İzmir'in kurtuluşu için mücadele eden tüm kahramanlarımızı rahmet, minnet ve saygıyla anıyoruz.🇹🇷
#9Eylül1922
#İzmirinKurtuluşu
Anayasa’nın 66. maddesi ne diyorsa, Melissa Vargas da bugün onu sahada gösterdi:
“Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türk’tür.”
30 AĞUSTOS ZAFER BAYRAMIMIZ KUTLU VE DAİM OLSUN ‼️
1910’dan itibaren yurdumuzu işgal eden ezeli ve ebedi düşmanlarımızın hepsini yenerek ve denize dökerek
TÜRKİYE CUMHURİYETİNİ kuran
Mustafa Kemal ATATÜRK ve arkadaşlarını minnetle ve özlemle anıyoruz.
Ne mutlu TÜRKÜM diyene …
İzmir’i Rum ve Ermeni çetelerinin yaktığını anlatan Tarihçi Dr. Selim Erdoğan;
Uşak'tan Eskişehir'e, Alaşehir'den Turgutlu'ya, irili ufaklı Batı'da neresi varsa yakan Yunanlardır. Bunun ekonomik açıdan dizlerinin üzerine çökmüş bir Ankara, barış görüşmelerinde ne kadar dirençli olabilir? Yani ekonomik olarak siz eğer Ankara'yı bu şekilde bitirmek istiyorsanız, 1,5-2 milyon insanı evsiz, aç, sefil bir şekilde bırakmak istiyorsanız, bunu en başta İzmir'i yakarak başlarsınız.
Çünkü o dönemde İstanbul'u bir kenara bırakırsanız, Osmanlı'nın bile ekonomisinin en büyük dayanaklarından bir tanesi İzmir. Yani bütün Batı Anadolu'yu yakıp da İzmir'i yakmadan gideceğini düşünmek çok büyük saflık. Şimdi burayı yakarken ama öyle bir şekilde yakacaksınız ki, bu ihale Türklere kalacak ve sonuçta barış görüşmelerinde Türklerin karşısına bunu koyacaksınız ve Türkler de bunu kabul etmek zorunda kalacak.
Bakın 1905'den sonra özellikle 1915 Birinci Dünya Savaşı sırasında, Çanakkale harekatı sırasında, İzmir'in bombalanması sırasında bütün gayrimüslim mahallelerini sigorta şirketleri, ondan fazla sigorta şirketi sigortalamış. Çok ayrıntılı sigorta haritaları var. Bütün sigortaladıkları binaların üzerinde pirinç levhalarına bunları çakmışlar.
Şimdi bu sigorta firmaları eğer bir şekilde Türkler kabul ederse ya da Türklere bunun ihalesi kabul etmese dahi bırakılırsa, bu sigorta firmaları nereden tazmin edecekler yangının bedelini? Türkiye'den, Ankara'dan tazmin edecekler.
O zaman ne olacak? İzmir'de bıraktığı bütün mal varlığını Dimitri buraya transfer edecek. Tertemiz. Ama işte bunu yapması için Yunan askerlerinin ortada görünmemesi lazım.
Burada da işte kim diye soruyorsunuz. Ben size işte orada doğrudan isim veriyorum. Aynı bizim Kuvayi Milliye gibi onların da Anadolu Rumlarının emekli ya da ordudan ayrılmış fanatik milliyetçi Yunan askerler, subaylar tarafından kurulmuş, silahlandırılmış, örgütlenmiş paramiliter bir gücü var. Ciddi miktarda da militanları da var. Bunlar silahlı eğitimde görüyorlar.
Özellikle İzmir ve çevresinde köylere kadar teşkilatlanmış durumdalar. Mikraziatiki Amina küçük Asya'nın savunması anlamına geliyor. Tam kelime karşılığı.
Tabii bunlar tek başına değiller. Ankara Antlaşması'ndan sonra Adana-Çukurova bölgesinden kaçan Fransız lejyonlarında görev yapan Ermeni çetelerinden bir tanesi de Torkun'un çetesi. 150 kişiyle İzmir'e gelip sığınıyor bunlar da.
Ermeni mahallesinde Ermeni kilisesinden başlayarak yakıyorlar. Burada mesela özellikle Rumlardan itfaiyeciler Ermenilerin damlar üzerinde gizli gizli dolaştıklarını görüyorlar. İngiliz askerlerin bile raporu var. Ermeni mahallesinde çatıların üzerinde olağanüstü hareketlilik var diye.
13 Eylül sabahı rakama bakar mısınız? 1922 kışını geçirecek bir evi dahi olmayan yaklaşık 1 milyon Türk var. Yunanlılar Afyon'dan çekilirken İzmir'e kadar geçtikleri topraklarda 134 bin at, 64 bin eşek, katır, 265 bin inek, 230 bin manda, 8500 deve, 821 bin keçi, 1 milyon 770 bin, 316 koyunu da sistematik şekilde öldürüyorlar. Alabildiklerini alıyorlar, alamadıklarının hepsini öldürdükleri etlik hayvanların hepsinin fotoğraflarını falan çekmişler.
Tabii tarlalar, ekinler hepsini hiç insanların kalmamış ki elinde avucunda hiçbir şey. Evlerini yakmış, hayvanlarını öldürmüş, ekinlerini yakmış. Şimdi 9 Eylül'de Türk süvarisi İzmir'e girdi, 11 Eylül'de Paşa İzmir'de. Evet bir zafer kazanıldı ama ben hep orada Mustafa Kemal Paşa'nın yerine kendimi koyup empati yapıp düşünüyorum. Yani ellerin arasına başını alıp düşünüyordur ben ne yapacağım şimdi. Çünkü bir zafer kazandık ama zaferden sonra olayın acı bilançosuyla karşı karşıya.
Yani evsiz, barksız kalmış, aç, sefil, sokakta kalmış ve kış önünde hemen. Yani Eylül'den bahsediyoruz. İki ay sonra yağmurlar ve kış geliyor. Ben bu insanları nasıl doyuracağım ve ben bu insanları hangi damın altına sokacağım ki yağmur, kar görmeyecekler. Yani anlatılır gibi bir aslında durum değil.
İşte bu şartlar altında İzmir'i Türk askerinin ya da herhangi bir Türk'ün yakması mümkün mü? Çünkü o Aydın'da, Manisa'da evi barkı artık elinden gitmiş, aç, sokakta kalan insanın tek başını sokacağı yer İzmir'deki o terk edilmiş Rumların evleri. Ermenilerin evleri.
Tabii. Yani oradaki kışı geçirecek. Başka ne yapabilirsin? Şimdi orası yandığı zaman bu insanların son umudu da gidiyor.
Adnan Menderes ve İsmet İnönü arasında geçen tarihi restleşme:
Adnan Menderes bir konuşmasında ''Dilerim Allah'tan bana idam sehpalarını kurdurmasınlar.'' dedi.
İsmet Paşa da bu konuşmaya cevap verdi.
Adnan Menderes'e cevaben ''Biz Ege'de işgalci düşmana karşı direndiğimiz zaman padişahın idam fermanını boynumuzda taşıdık. O idam sehpaları kurulur ama kimin aleyhinde işleyeceğini şimdiden söylemek erkendir.'' dedi.
🇹🇷 Tarihte bugün: 23 Ağustos 1921
“Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır. O satıh, bütün vatandır.”
— Mustafa Kemal Paşa
23 Ağustos 1921’de başlayan Sakarya Meydan Muharebesi, Türk milletinin bağımsızlık mücadelesinin en kritik dönüm noktalarından biriydi.
22 gün 22 gece süren savaşta Türk ordusu, Ankara’ya ilerleyen Yunan kuvvetlerini durdurdu. Büyük fedakârlıklar ve ağır kayıplar pahasına kazanılan Sakarya Zaferi, Millî Mücadele’nin kaderini değiştirdi.
Sakarya yalnızca bir askerî zafer değildi.
Bir milletin vatanını savunma iradesinin, bağımsızlık kararlılığının ve Mustafa Kemal Atatürk önderliğindeki Millî Mücadele’nin tarihe yazılan destanıydı.
Sakarya’nın ardından 19 Eylül 1921’de Mustafa Kemal Paşa’ya mareşal rütbesi ve gazi unvanı verildi.
Bugün bize düşen, o büyük mücadeleyi yalnızca anmak değil; hangi bedeller ödenerek kurulduğunu unutmamaktır.
Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, Sakarya’nın tüm kahramanlarını ve aziz şehitlerimizi saygı, minnet ve rahmetle anıyorum.
O satıh bütün vatandır. 🇹🇷
Şu aşağıda gördüğünüz "Lider", Cumhurbaşkanı seçildikten 6 yıl sonra dünya çapında tarihin gördüğü en büyük ekonomik kriz yaşandı.
Yani (1929) Büyük Buhran.
Kriz Amerika ve Avrupa'da başladı...
★Milyonlarca insan işsiz ve evsiz kaldı.
Almanlar bile ısınmak için karşılıksız bastıkları paraları yakmak zorunda kalmıştı.
(ABD elinden tutmuştur Almanya'nın)
Sanayi ülkeleri, tarım ülkelerine muhtaç oldu...
★Mustafa Kemal Atatürk ne mi yaptı?
682 nolu (1925) kanunla (682 Her Nevi Fidan ve Tohumların Meccanen Tevzi ve Devlet Uhdesinde Bulunan Arazinin Fidanlık İhdası İçin Ziraat Vekaletine ve İdarei Hususiyelere Bilabedel Teffizi Hakkında Kanun) vatanın, bir zamanlar padişahların kişisel malı olan tüm ekilebilir arazilerini, öküzüyle beraber çiftçiye bedava dağıttı.
Osmanlı döneminde ekenden ekmeyenden, evlenenden bekar kalandan ya da hayvanını kaybedenden bile vergi alınırdı...
★Atatürk tüm bu lüzumsuz vergileri kaldırdı..
Ekildi, biçildi.
Verimli üretim için çağdaş tarım okulları açtı.
Okuma bilmeyeni millet mektebine çağırdı.
Bir an evvel okuma öğrenilsin diye yeni alfabeyi getirdi..
★Sonunda Avrupa'ya döndü ve "Malımı alanın, malını alırım." dedi. (Kliring Sistemi: Kliring, ülkeler arasındaki iki yanlı ticaret anlaşmalarının temelde malla ödemeyi öngören bir türü. Kliringde anlaşmalı ülkeler arasında ithalat ve ihracat işlemleri döviz kullanılmadan mahsup ve takas yoluyla ve kliring kurumları aracılığıyla gerçekleştirilir...)
Sanayi ülkelerine yüksek fiyattan tarım ürünü sattı.
Kazandığı her kuruş parayla da bir başka fabrika açtı.
Bir yandan da sanayiye yatırım yaptı.
★"Atatürk hiç borç almadı." derler. Bu bilgi tam olarak gerçeği yansıtmıyor.
Doğrusu ise, Atatürk'e kimse borç vermek istememiştir.
Nitekim bulduğu parayla fabrika açıyordu.
Mesela Rusya'dan alınan borç ile Karabük Demir Çeliği açmıştır...
★Bu "Yüce Adam"ın ülkesi, tarihin gördüğü en sert küresel buhrandan yara almadan çıktı.
Hem de iktisatçısı yokken!
Okuma yazma bilmeyen çiftçisiyle yaptı bunu.
Bu başarıyı incelemek için İngiltere'den maliyeciler gelmiştir...
★Çobandan pilot, kağnıdan uçak çıkaran "Adam"dır
GAZİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK
Nusret Öker
"Siz Yunanistan’ı yendiniz, İngiltere’yi değil! Bunu unutmayın!” dedi Lord Curzon, Lozan görüşmelerinde.
İsmet Paşa “Hayır” dedi. “Yalnız Yunan’ı yenmedik, güneyde müttefikiniz Fransızları yendik, onun silahlandırdığı Ermenileri yendik.
Müttefikiniz İtalyanları Anadolu’dan uzaklaştırdık. Sizin silahlandırdığınız Doğu Ermenilerini ve Pontus çetelerini yendik.
Sizin İstanbul yönetimi ile birlikte azdırdığınız isyancıları yendik. Silah ve para ile desteklediğiniz Kuva-yı İnzibatiye’yi yendik.
En son olarak da maşanız Yunan ordusunu yenip denize döktük. Mondros’u yendik, Sevr’i yendik, Üçlü Antlaşma’yı yendik.
Bunların hepsinin arkasında siz vardınız; hepsinin ipleri, dümeni, düğmesi sizin elinizdeydi. Biz asıl sizi yendik!.."
Lozan kahramanlarına sevgi, rahmet ve minnetle...
Mekanları cennet olsun.
https://t.co/k7EozW7YpA
Böyle kanun olur mu?
Demokrasinin en belirgin özelliklerinden biri yetkililerin, karar vericilerin gerektiğinde tüm eylemleri için millete hesap verebilmesidir.
Demokraside "Siz bu konudaki görevleriniz için hesap vermeyeceksiniz!" diyen bir kanun olmaz, eğer olursa o düzen demokrasi olmaz!
🇹🇷 24 Temmuz 1923
Lozan Barış Antlaşması, Türkiye Cumhuriyeti’nin bağımsızlığını ve egemenliğini uluslararası alanda tescilleyen tarihi belgedir.
Barışın değerini, mübadillerimizin hatırasını ve ortak hafızamızı saygıyla anıyoruz.
#24Temmuz#Lozan#LozanBarışAntlaşması