Tarım ve ormancılıktan enerjiye, ulaştırmadan altyapıya, şehirleşmeden çevreye kadar ülkemizin kalkınmasını ve teknik geleceğini inşa eden mühendis, mimar ve şehir plancıları; siyaset üstü bir anlayışla, ortak akıl ve hakkaniyet temelinde buluşmalıdır.
Barajlardan otoyollara, hastanelerden dijital altyapılara; köprülerden havaalanlarına, limanlardan enerji santrallerine, su arıtma tesislerinden okullara, metro ve genişbant altyapılarından tarımsal sulama sistemlerine; ormanların korunmasından arazi toplulaştırmaya, toprak ve su kaynaklarının yönetiminden çevre ve doğal kaynakların korunmasına kadar milyarlarca liralık kamu yatırımlarının ve ülkemizin teknik altyapısının sorumluluğunu üstlenen kamuda çalışan mühendis, mimar ve şehir plancılarının mali ve özlük haklarında adil bir denge sağlanması artık bir tercih değil, adalet meselesidir.
1994 yılında kapsamlı biçimde düzenlenen kamu personelinin ek gösterge ve ücret yapısı, aradan geçen yıllarda yapılan parçalı düzenlemelerle mühendisler aleyhine önemli ölçüde bozulmuştur. Üstlenilen teknik sorumluluklar, mesleki yetkinlik ve çalışma hayatı ile emeklilik hakları arasındaki dengesizlik kabul edilemez bir noktaya gelmiştir.
Devlet personel rejimindeki hiyerarşik dengeyi yeniden tesis etmek ve kamuda görev yapan mühendis, mimar ve şehir plancılarının mali ve özlük haklarını adil ve hakkaniyetli bir seviyeye taşımak için TBMM komisyonunda bulunan kanun teklifinin yasalaşması şarttır.
Bugün TBMM çatısı altında 10 farklı siyasi partide görev yapan 80’i aşkın mühendis kökenli milletvekilimiz bulunmaktadır.
Bu tablo açıkça göstermektedir ki; kamu mühendislerinin özlük ve mesleki hakları mücadelesi parti siyasetinin ötesinde, tam anlamıyla bir kamu yönetimi ve memleket meselesidir.
Mühendis milletvekillerimizin öncülüğünde, tüm siyasi partilerimizi ortak teknik akılda buluşmaya ve kamu mühendislerinin haklı taleplerine destek vermeye çağırıyoruz.
#MühendislikMeslekKanunu
#TeknikGörevTazminatı #KamuMühendisleri
@RTErdogan@Akparti@_cevdetyilmaz@MHP_bilgi@dbdevletbahceli@eczozgurozel@erbakanfatih@herkesicinCHP@isikhanvedat@iyiparti@rprefahpartisi@tcbestepe@TBMMresmi@umitozdag@ozgurozeliletsm@yenipartiyiz
Ocak 2012'den Temmuz 2025'e kadarki 13,5 yllk dönemde;
-> Birinci sınif hâkim-savcı maaşı 27 kat artmIş.
-> Doktor maaşı 36 kat artmış.
-> Araştırma görevlisi 34 kat, öğretmen 34 kat, hemşire 32 kat, asgari ücret 35 kat artmış.
Ayni dönemde Mühendis/Mimar maaşı?
Yalnızca 13 kat.
USS Enterprise ve Orville'de, uzaya keşif amaçlı gönderilecek bir geminin 'ne derse o' bir kaptan tarafından askerî hiyerarşi içinde yüzdürülmesi ve savunma(!) için silah taşıması, bize, 3I/Atlas'ın bir araç ise askerî ve silahlı olduğunu söyler, değil mi @grok ?
Bir imza ile milyarlık sorumluluk alıyoruz, #MuhendislerinSesiDuyulsun maaşı görünce "acaba virgülü mü yanlış yere koydular" diye ekrana bakıyoruz. #DÜNÜN SAVAŞÇILARI
Ben,
bir türlü küsemediğim ülkeme,
onu sevmeyelim diye bu hâle getirenlere,
bir nefes mutlu olmak istedikçe göğe bakarken tepemize binenlere
ve
tüm bunları olması gereken buymuş gibi kabul etmemi isteyenlere kızıyorum.
Ama en çok o son söylediklerime kızıyorum.
Çok kızıyorum.
Bu ülke, benim güzel ülkem, epeydir, insanının bir şeylerden zevk almasını, haz duymasını insanına, hem de kendi toprağından olan biz çocuklarına çok görüyor. Ne zaman bir şeyden mutlu olsak onu yok ediyor. Edemedi ise üstüne vergi, harç ekliyor. 1/2
🔴Bakan Güler: “6 adet GÜÇHAN Turbofan Motoru Ürettik.”
Millî Savunma Bakanlığı AR-GE Merkezimiz bünyesinde iki yıl önce kurduğumuz teknoloji üssüyle çalışmalarımızı daha ileri bir seviyeye taşıdık.
YILDIRIMHAN Uzun Menzilli Füzemiz, ülkemizin ilk sıvı roket yakıtlı, hipersonik hızda seyir kabiliyetine sahip ve en uzun menzilli füze sistemi olarak önemli bir teknolojik aşamayı temsil etmektedir.
Laboratuvar test süreçleri başarıyla tamamlanan sistemin saha ya da yer testlerine de önümüzdeki dönemde başlayacağız.
Bu kapsamda geliştirdiğimiz bir diğer ürünümüz de GÜÇHAN Turbofan Jet Motorudur.
Tamamen Millî Savunma Bakanlığı AR-GE Merkezi tarafından geliştirilen millî bir jet motorudur.
Motorun tüm kritik bileşenleri yerli imkânlarla üretilen bu motordan bugüne kadar toplam 6 tane ürettik.
Motorların test ve kalibrasyon süreçlerini ise Kasım 2026’dan itibaren gerçekleştirmeyi planlıyoruz. Buradaki temel hedefimiz; kritik teknolojilerde dışa bağımlılığı azaltmak, kendi mühendislik kabiliyetlerimizi geliştirmek, sürdürülebilir bir millî altyapı oluşturarak savunma sanayi firmalarımıza öncülük etmektir.
Vatandaşımızın, ülkemizin, Türk Silahlı Kuvvetlerimizin böyle bir ürüne ihtiyacı var, bunu biliyoruz. İnşallah önümüzdeki dönemde ürünleri çeşitlendirmeye de devam edeceğiz. Teşekkürler.”
Bir Fenerbahçe Spor Kulübü kongre üyesi olarak soruyorum; ne hakla, kimden aldığınız yetkiyle?
Biz size "Fenerbahçe'ye sportif başarı kazandırın" diye oy verdik Saadettin Bey, Türk askeri şehit olunca soyunma odasında halay çeken kansızlara alkış tutasınız diye değil!
Haddinizi bilin!
"Kuvayı Milliye'nin sembolü, Atatürk'ün takımı" diyoruz, Fenerbahçe iktidarın borazanı değildir!
Sportif başarısızlıklar unutulur, affedilir ama vatana, millete ihanetin affı olmaz.
Yapay Zeka'nın olağanüstü potansiyeli yanında bir o kadar da tehlikelerinden bahsediliyor. Acemoğlu'nun makalesini okuyana kadar bu tehlikelerin ciddiyetinin tam anlamıyla farkına varamamıştım. Mesele basit bir verimlilik tartışması değil, çok daha derin bir tehlike var.
İlk olarak bilginin iki katmanı tanımlanmış. Birinci katman genel bilgi: bir mesleğin yüzyıllar boyunca biriktirdiği, topluluğun ortak havuzunda dolaşan anlayış. Tıpta hastalık mekanizmaları, ilaç etkileşimleri, tedavi protokolleri; hukukta içtihat birikimi, yorum gelenekleri. Bu havuz kimseye ait değil ama herkesi besliyor. İkinci katman ise bağlam-özgül bilgi: tek tek pratisyenlerin önündeki somut duruma dair bilgi. Doktorun karşısındaki belirli hasta, avukatın elindeki belirli dava, mühendisin tasarladığı belirli proje. Ayrı gibi dursa da bu iki katman ayrı işlemiyor; iyi bir karar her ikisini birden gerektiriyor.
Asıl mesele şu: insan öğrenirken bu iki bilgiyi ayrı süreçlerde değil, birlikte üretiyor. Genç bir doktor zor bir vakayla uğraşırken aynı anda iki şey yapıyor: o belirli hastayı anlıyor ve bu pratik aynı zamanda onun tıp anlayışını da derinleştiriyor. Vakanın öğrettiklerinin yanında, o da farkında olmadan ortak havuza küçük katkılar bırakıyor: bir vaka raporu, bir gözlem, meslektaşlarıyla bir tartışma. Bu katkılar tek başına önemsiz görünse de, milyonlarca pratisyenin yıllar boyunca bıraktığı bu sessiz izler, mesleğin genel bilgisinin yenilenme mekanizması aslında. Ağaçlardan orman görülemese de, o ormanı kuran her bir ağaç aslında.
Yapay zekanın sekteye uğrattığı şey tam burada. Yapay zeka bağlam-özgül kısmı hızla, ucuza, çoğunlukla doğru çözüyor. Ama o anda genel bilgi üretiminin yan ürünü kayboluyor. Bu aslında şu demek: Bilgi raflarda duran statik bir şey değil, sürekli pratisyenlerin emeğiyle beslenen yaşayan bir sistem. Sen o sistemi yaşamayan bir aktöre yani yapay zekaya bağlayınca, o emek kesiliyor ve sistem aç kalıyor. Doktor vakayı yapay zekaya soruyor, sonuç alıyor, ama vaka ona hiçbir şey öğretmiyor; dolayısıyla mesleğin ortak havuzuna katkı da olmuyor. Birey için rasyonel bir tercih bu, zira yapay zeka daha hızlı. Halbuki kolektif olarak felaket: kısa vadede sıkıntı yok sanıyorsun çünkü mevcut ustalar hala ortalıkta ve yapay zeka onların bilgisinden besleniyor. Ama altta sessiz bir aşınma başlıyor.
Bugünün çırakları yarının ustaları olamıyor, zira ustalığın gerektirdiği o uzun, sıkıcı, hatalı pratiği yaşamadılar. Süreci yaşamamak demek, derinliği geliştirmemek demek; derinliği geliştirmemek demek, ortak havuzu besleyememek demek. Yirmi yıl sonra mevcut ustalar emekli olduğunda, yerlerini doldurabilecek nesil yetişmemiş olacak. Yapay zekanın kendisi de tıkanacak, zira besleneceği taze, derinlikli bilgi kalmayacak.
8 Mart'taki Samsunspor maçında 'Yönetim ve teknik direktörün devre arasındaki transfer planlama hatası takımı perişan etti. Santraforu ve stoperi olmayan takım şampiyon nasıl olacak? Teknik direktör hiçbir ışık vermeyen Sıddıki Şerifi ve formsuz Kante ile formsuz Ederson'u oynatmaya devam ederse ikinci bile olamayız' demiştik. Maalesef dediğimiz çıktı. Futbol basit oyundur. Bunu görmek zor değildi.
Fenerbahçelilerin umutlarını hayallerini tükettiniz. Yönetim, Tedesco ve Devin Özek'le bu işin olmayacağı alenen belli.
Kongre üyesi ve Fenerbahçe taraftarı olarak göz göre göre 1 yıl daha çile çekmemek için bir an önce kongre tarihinin belirlenmesini bekliyoruz.