Strasbourg 🇫🇷
Jon Pahl a rencontré ses lecteurs lors d’une soirée d’échange et de réflexion, suivie d’un temps de discussion autour de son ouvrage.
Gérard Siegwalt était également présent et a contribué aux échanges.
« Il faut enseigner aux jeunes à voler avec deux ailes : étudier la religion, certes, mais aussi les sciences. » Jon Pahl
#Strasbourg #Rencontre #Dialogue #Éducation #VivreEnsemble
Değerli arkadaşlar, bu konu çok önemli.
Hapisteki öğrencilerin psikolojisi bozulmuş durumda. İntihar etmeyi düşünenler var.
Onları sesini duyurmak zorundayız.
🕊️ En cette journée internationale de la paix, rappelons que la #paix n’est pas seulement l’absence de conflit, mais la présence de justice, d’empathie et de solidarité. Ensemble, faisons de chaque jour une opportunité de semer la paix.
#JourneeInternationaledelaPaix@ONU_fr
Erfoğan’a kim destek verdiyse onu tasfiye etti. Abdullah Gül yasaklı olduğu dönemde koştuğunu verdi tasfiye edildi. Cemaat askeri vesayete karşı yoğun destek verdi onu tasfiye etti. Şimdi de Yenikapı Rejimi gereği CHP cemaate karşı yoğun destek verdi şimdi onlar tasfiye ediliyor. MHP’nin tasfiyesi nasıl olacak rn çok onu merak ediyorum.
🔴Öğretmen Merve Zayım, yüksek riskli hamileliğinin 8,5. ayında Edirne L Tipi Cezaevi'nde tutuklandı. Bugün doğum yapmak üzere cezaevinden hastaneye nakledildi ve hastanede doğum gerçekleşti.
▶️Zayım'a, yasal olarak faaliyet gösteren ve daha sonra KHK ile kapatılan bir okulda çalışması, ByLock uygulamasını kullandığı iddiası ve doğrulanmamış tanık ifadelerine dayanılarak 6 yıl 3 aylık hapis cezası verildi.
▶️Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Yalçınkaya kararında, bu tür unsurların terörle ilgili mahkumiyetler için yasal delil olarak kabul edilemeyeceğine hükmetmiştir. Buna rağmen, Zayım'ın davası 40 aydan fazla bir süredir Yargıtay'da beklemektedir.
▶️Temmuz 2025'te adli kontrolü ihlal ettiği iddiasıyla yeniden tutuklanmış ve Türk hukuku (Ceza İnfaz Kanunu'nun 5275 sayılı Kanunun 16/4. maddesi) hamile kadınlar için doğumdan sonraki 18 aya kadar cezaların askıya alınmasını açıkça gerektirmesine rağmen, dört kez tahliye talebi reddedilmiştir.
Bir bebek daha, hapishane parmaklıkları ardında gözlerini açmamalıdır.
## Öğretmen Merve Zayım'ın Doğum Sancısı: Türkiye’de Cezaevindeki Anneler ve Hukukun Gündemi
Türkiye bir kez daha, insan hakları ve hukukun üstünlüğü tartışmalarının odağına oturan acı bir tablonun tanığı oldu. Öğretmen Merve Zayım, yüksek riskli hamileliğinin 8,5. ayında Edirne L Tipi Cezaevi'nde tutuklanmıştı. 18 Ağustos 2025’te doğum sancıları başladığında hastaneye sevk edildi ve bir erkek bebek dünyaya getirdi.
### Neden Tutuklandı?
Zayım’ın tutuklanma gerekçesi; kapatılan bir okulda çalışması, ByLock uygulamasını kullandığı iddiası ve doğruluğu ciddi şekilde tartışmalı tanık ifadelerine dayanıyor. Bu tür iddialar, Yüksel Yalçınkaya kararında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) tarafından “yasal delil” olarak kabul edilmiyor. Ancak Merve Zayım’a bu temelde 6 yıl 3 ay hapis cezası verildi ve dosyası tam 40 aydan uzun süredir Yargıtay’da bekliyor.
### AİHM Yalçınkaya Kararı Ne Diyor?
AİHM’in Yalçınkaya kararında, ByLock kullanımı, kapatılan kurumlarda çalışmak ya da sendika üyeliği gibi kriterlerin FETÖ/PYD üyeliği için tek başına yeterli ve hukuka uygun delil olamayacağı vurgulandı. Mahkeme, bu türden dosyalarda adil yargılanma ve suçta kanunilik ilkelerinin sistematik şekilde ihlal edildiğini belirtti. Ayrıca, bu kararın Türkiye’deki binlerce dosya için emsal (örnek) teşkil ettiğini ve yerel mahkemeleri bağlayıcı nitelikte olduğunu ortaya koydu.
### Hukuka Rağmen Cezaevinde Doğum
Türk Ceza İnfaz Kanunu’nun 5275 sayılı Kanununun 16/4. maddesine göre; “Hapis cezasının infazı, gebe olan veya doğurduğu tarihten itibaren bir yıl altı ay geçmemiş bulunan kadınlar hakkında geri bırakılır.” Yani anne hamilelik ve doğum sonrası 18 ay boyunca cezaevine gönderilmemelidir. Ancak Temmuz 2025’te, adli kontrol şartlarını ihlal ettiği iddiası ile tekrar tutuklanan Merve Zayım'ın dört kez yapılan tahliye başvurusu reddedildi. Kanunun açık hükmüne rağmen bu uygulamanın devam etmesi, hukuk devleti ve insan hakları açısından ciddi bir endişe kaynağı olarak öne çıkıyor.
### Cezaevinde Dünyaya Gelen Bir Bebek Daha
Bir kez daha, bir bebek annesinin yanında ve özgürlüğünden mahrum olarak, demir parmaklıkların ardında dünyaya gözlerini açtı. İnsan hakları savunucuları ve hukukçular, bebeklerin cezaevi ortamında dünyaya gelmesinin ne çocuk haklarına, ne de evrensel hukuk ilkelerine sığmadığını vurguluyor. Zayım dosyasındaki uygulama, sadece bir şahsın değil, Türkiye’deki hukukun işlerliği ve adalet duygusunun sınandığı bir gösterge haline geldi.
Teacher Merve Zayım’s Ordeal: Childbirth Behind Bars and the State of Justice in Turkey
Turkey has once again witnessed a distressing scene at the intersection of human rights and the rule of law. Merve Zayım, a teacher in her 8.5th month of a high-risk pregnancy, was being held in Edirne L-Type Prison. On 18 August 2025, as her labour began, she was transferred to hospital and gave birth to a baby boy.
Why Was She Detained?
Zayım’s detention was based on three main allegations: working at a school that was later shut down by statutory decree, allegedly using the ByLock app, and uncorroborated witness statements. The European Court of Human Rights (ECtHR)’s Yalçınkaya judgment unequivocally ruled that such grounds cannot be considered lawful evidence for terror-related convictions. Nevertheless, Zayım received a sentence of 6 years and 3 months, and her case has been pending before the Court of Cassation for over 40 months.
What Does the Yalçınkaya Judgment Say?
In its landmark decision, the ECtHR stated that ByLock use, employment at shuttered institutions, or membership of certain trade unions are insufficient — and unlawful — as sole grounds for terrorist organisation membership verdicts. The judgment emphasised the systemic breaches of fair trial and legal certainty principles. This verdict stands as a binding precedent for thousands of similar cases across Turkey, obliging local courts to align with these standards.
Giving Birth Behind Bars — Against the Law
According to Article 16/4 of Turkey’s Law No. 5275 on the Execution of Sentences and Security Measures, “The execution of a prison sentence shall be postponed for pregnant women or, after childbirth, for a period of one year and six months.” In other words, mothers should not be imprisoned during pregnancy or for 18 months after giving birth. Despite this explicit provision, Zayım, re-arrested in July 2025 for alleged breach of judicial control, had four applications for release rejected. This disregard for clear legal safeguards has become a major concern for advocates of justice and human rights.
Another Child Born Behind Bars
Once again, a child has opened its eyes to the world not in freedom, but behind iron bars. Human rights defenders and legal experts persistently highlight that birth and infancy in prison conditions violate both children’s rights and fundamental legal norms. The treatment of Zayım is not merely an individual tragedy — it is a stark measure of the state of justice and human rights in modern Turkey.
Conclusion: The Need for Urgent Reform
The ordeal of Merve Zayım underscores deep issues at the intersection of criminal law and fundamental rights. Both ECtHR judgements and domestic legislation explicitly forbid the incarceration of pregnant women and new mothers. It is high time that no child should ever again be forced to start life in captivity. Only then can true justice and societal conscience prevail.
No child should ever have to open their eyes behind prison bars.
Abdurrahman Dilipak, Mavi Marmara gemisine şimdi Hizmet İnsanlarını çağırıyor.
Bu yavşağı sempatik görenlere söyleyeyim, sizi sap gibi ortada bırakır.
Buyurun bu “sempatik” operasyon çocuğunun arkasından gidin.
15 Temmuz'un sırrı çözüldü!
Saklanan gerçekler, susturulan isimler, çöken resmi anlatı.
Bu akşam saat Avrupa 19:00 / TSİ 20:00’da ekran başındayız.
“Spoiler” bu linkte👇
https://t.co/DSQiaJWA0C
Bildirimleri açmayı unutmayın!
#sondakika#tsk#15Temmuz#UfukÇizgisi#akinöztürk
Kemal Gülen’in yaptığı açıklama, Hocaefendi’nin mirasını tartışma vesilesi değil, yol gösterici bir emanet olarak görenler için önemli bir belge. Yürekten destekliyorum. Teşekkürler @kgulen2024