Rasim Ozan Kütahyalı'nın
serbest bırakıldığı,
Melih Gökçek'in yargılanmadığı,
Kadir Topbaş dönemindeki İstanbul belediyesinin araştırmadığı ülkede,
Merdan Yanardağ hapiste
Ekrem İmamoğlu hapiste
Can Atalay ve bir çok aydın hapiste.
“Öyle bir şey yap ki şaşırtmayı başar” demişler.
O da “AKP’ye geçecek” haberini tekzip etmiş,
sonra AKP’ye geçip kendi tekzibini bizzat tekzip etmiş. Hazır tekzip müessesesinin sınırları bu kadar genişlemişken siz bugün neyi tekzip ediyorsunuz? #TekzipEdiyorum günün konusudur🤷♂️
#kafaradyo
#radyodakiadam
İnancın başkalarının haklarına, özgürlüklerine ve yaşamına müdahale ediyor.
İşte sorun da burda başlıyor
Yoksa kimse senin dinine inancına düşman felan değil.
Neye inanırsan inan, nasıl ibadet edersen et, beni ilgilendirmez.
Yeterki inancını başkalarına diretme.
Kendin gibi düşünmeyenlerin fikirlerine ve yaşamlarına saygı duy…
İyi ve ahlaklı bir insan olmanın senin inandığın din kitap ile bir ilgisi olmadığını idrak et artık.
Unutma, Sahip olduğun din yaşadığın topluma zarar vermediği sürece saygıyı hak eder...
Muazzez İlmiye Çığ
Yine başladık;
Sana konser yaptırmayacağız…
Seni bitireceğiz…
Müzik dünyasından sileceğiz…
1. Ben ismimi örgütlerle, derneklerle, partilerle kazanmadım ki kaybedeyim.
2. Konser benim şahsi meselemdir. Cumhuriyet hepimizin ortak meselesidir. Tercih yapmam gerekirse Cumhuriyeti seçerim ve arkama bakmam.
3. Yaşadığım sürece de işimi yapmaya devam edeceğim. Siz istiyorsunuz diye üzerimize yağmur yağacak değil.
4. Önüne konser kemiği atarak susturduğunuz, tehditlerle kapı kulu yaptığınız, parayla terbiye ettiğiniz, medya gücüyle esir aldığınız zevatla da beni aynı kefeye koymanıza asla izin vermem.
5. Her konserden sonra söylediğim gibi;
Yaşasın Tam Bağımsız Türkiye Cumhuriyeti,
Yaşasın Laik Cumhuriyet,
Yaşasın Mustafa Kemal Atatürk…
Sinem Dedetaş'ı Şehir Hatları genel müdürlüğü sırasında tanıdım. AKP döneminde zarar üstüne zarar eden, kendi vapurlarının bakımını Haliç Tersanesi'ne sahip olmasına rağmen özel tersanelerde yaptıran şirketi tekrar kâra geçirdi. Deniz taksileri tasarladı ve Haliç Tersanesi'nde üretti. Atıl haldeki dünyanın en eski tersanesini gemilerin ve teknelerin bakım için kapısında sıra beklediği bir duruma getirdi. Sonra AKP'nin kalesi denilen Üsküdar'ın belediye başkanı oldu. Sorun tanıdığınız Üsküdarlılar'a. Memnunlar mı değiller mi hizmetlerinden. Yakından tanıdığım için en ufak bir yolsuzluğa bulaşmadığına kefil olabileceğim bir isimdir Sinem Dedetaş.
Ama mesele bu değil elbette.
Tek bir CHP'li veya Yeni Partili belediye başkanı kalmayıncaya kadar devam edecekler.
Bu arada AKP'li belediyelerde hiç bir şey olmuyor, her şey pırıl pırıl.
Varsa yoksa muhalif belediyeler.
Sorsan "millet iradesi" derler.
@sdedetas@uskudarbld
Dünya kadar yanlışı var ama doğru söylediği bir şeyi unutamayız. Konya'da yaptığı bir mitingde "Kaynak halkımız halkımız" diye bağırmıştı. Bugüne kadar bize bunu bu kadar açık söyleyen olmamıştı:)
Değerli yol arkadaşlarımız,
“CHP İletişim” hesabımız artık “Özgür Özel İletişim” (@ozgurozeliletsm) adıyla yoluna devam ediyor. Sesimizi daha güçlü duyurmak, dayanışmamızı büyütmek için hep birlikte takip edelim, çevremize de ulaştıralım.
Birlikte daha güçlüyüz.
#Lider
Ben size iktidara gül bahçesinden geçerek gitmeyi vadetmiyorum.
Ben size acıya katlanmayı ama teslim olmamayı vadediyorum.
Ben size onur, haysiyet, cesaret ve mücadele vadediyorum!
TÜM TÜRKİYE'YE SESLENİYORUZ!
İki şirket istedi diye biz köylüleri yok sayıyorlar!
Hayatımızı köklerimizi söküp almak istiyorlar!
RAZI DEĞİLİZ, BU YANLIŞTAN GERİ DÖNÜN!
Tüm Türkiye’ye çağrımızdır!
Zeytinime Dokunma!
Tutuklu CHP eski milletvekili Aykut Erdoğdu’nun önemli mesajı: @aykuterdogdu@avtubatorunn
Bize bunları yapanlardan vicdan ya da merhamet beklemek doğru değildir. Herhangi bir pazarlığa girilmesine asla izin verilmemelidir. “Esirleri verip ülkeyi almak” gibi bir anlayışı kendi adıma kesinlikle kabul etmiyorum.
Gerekirse ömür boyu ceza çekerim ama bu iftiracıların bir gün bile fazla zulmetmesine razı olmam. Çünkü onların hedefi yalnızca siyasi haklarımız değil; aynı zamanda yaşam tarzımızı, inançlarımızı ve değerlerimizi de yok etmek.
Yaşanacak ne varsa ben yaşarım. Ancak oğlum kendi vatanında ikinci sınıf bir insan olmayacak.
Bizi bu karanlık yerlerden, vicdanını ve ahlakını kaybetmiş kişiler kurtarmayacak. Kurtuluş, Büyük Türk Milleti’nin azmi, kararlılığı ve cesaretiyle olacaktır. Asla umutsuzluğa kapılmayın, korkmayın.
Kendi gücünüzün farkına varın. Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir. Milletimiz, demokrasi ve hukuk çerçevesinde gücünü ortaya koyacaktır.
Bizim için endişelenmeyin. En ağır tecrit şartlarında bile dimdik duruyor, “Vatan sağ olsun” diyoruz. Er ya da geç bu zindanlardan çıkacağız.
Hepinizi seviyor, selam ve saygılarımızı iletiyoruz.
📍Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı tam 3 kez yendiği için cezaevinde tutulan Ekrem İmamoğlu adeta manifesto ve ders niteliğinde bir savunma yaptı! Okuyun, okutun:
1– Bugün dinlediklerim ve duruşma sırasında tanık olduğum bazı anlar karşısında derin bir sarsıntı yaşadım. Kanım dondu, nefesim kesildi, göğsüm sıkıştı.
2– Bu dosyada yer alan kişilerin maruz kaldığı muamele, anlatılanlar; ahlaki ve hukuki sınırların ciddi şekilde zorlandığını göstermektedir. Yaşananların, sadece bir yargılama süreci olarak değil, aynı zamanda ağır bir mağduriyet süreci olarak değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyorum.
3– Bu duruşma kamuoyuna açık şekilde, canlı yayınla izlenebilseydi, tüm bu yaşananlar tek tek ortaya çıkardı. İddia makamının ileri sürdüğü tezlerin ne ölçüde dayanaklı olduğu net biçimde görülürdü. Canlı yayını istemeyen Sayın Erdoğan'ın kulakları çınlasın! İstediğini dile getiren Devlet Bahçeli'nin de kulakları çınlasın! Gizlilik işlerine geliyor!
4– Bir buçuk yıldır tasarlanmış bir sürecin içindeyiz. Bunun bedelinin ülkeye etkisi çok ağırdır. Bugün ne yazık ki adalete olan güven ciddi şekilde zedelenmiştir. Bu nedenle sizin sorumluluğunuz çok büyüktür. Ya bu gidişatı durduracak bir adım atılacak ya da bu çöküş daha da derinleşecektir!
5– Önümüzdeki karar, bu davanın bundan sonra nasıl ilerleyeceğini belirleyecek tarihsel bir dönüm noktasıdır. Gerçekler ortadadır. Bu süreç; korku, baskı ve kabul edilemez yöntemlerle yürütülmüştür. Şafak operasyonları, keyfi tutuklamalar, insan onurunu zedeleyen uygulamalar… Bunlar bir hukuk devletine yakışmaz!
6– Bir buçuk yıldır süren bu süreçte; somut delil olmadan, sadece beyanlarla insanlar tutuklu kalmaya devam ediyor. Bu kabul edilemez.
Verilecek karar, sadece bu dosyayı değil; aynı zamanda tarihteki yerinizi de belirleyecektir. Tarih boyunca adil karar verenler saygıyla anılmış, adaletten uzak kararlar verenler ise eleştirilmiş ve kötü hatırlanmıştır! Bu nedenle önünüzdeki sorumluluk büyüktür!
7– Burada bulunan yol arkadaşlarım serbest bırakılmalıdır. Burada bulunan herkes serbest bırakılmalıdır. Çünkü tutuksuz yargılama esastır. Özgürlük haktır. Hürriyet haktır. Masumiyet esastır. Adalet gecikirse, adalet olmaktan çıkar. Bu sadece bireyleri değil; ülkeyi, devleti ve milleti de zarara uğratır!
8– Tüm tutuklu arkadaşlarımızın serbest bırakılmasını talep ediyorum. Ben buradayım. Lütfen arkadaşlarımı serbest bırakın!”
Okuyup geçmeyin. Bu sesi duyurun! Türkiye’nin en güçlü Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu derhal serbest bırakılsın!
CELAL ŞENGÖR HOCA'dan MÜTHİŞ YAZI...
Türkiye halkı kravat takar, lüks otomobillerde dolaşır, bikinili hatunları sosyetik plajları doldurur, plansız şehirlere şekilsiz gökdelenler inşaa ederek yaşanmaz hale getirir, ama tüm bu halk zenginiyle fakiriyle, şehirlisiyle köylüsüyle zır cahildir.
Kendi tarihinden habersizdir. Aslında ne dilini, ne dinini bilir, ne geleneklerini tanır, ne de toplumsal değerlerinin evriminden haberdardır.
Muhteşem Yüzyıl diye televizyonlarda alkışladığı dönemde, devletinde Amerika'dan gelen gümüşün ilk enflâsyonu başlattığını bilmez (çünkü Avrupalı dünyayı keşfederken, muhteşem(!) padişahları hareminde gönül eğlendirmekte, dünyayı öğrenelim diyen Pirî Reis'in kafasını vurdurmaktadır...
O, muhteşem(!) yüzyılda Anadolu'da medrese o kadar ayağa düşmüştür ki, öğrenci haydutluğa başlamıştır (buna softa şekâveti denir). Avrupa'da ilk yenilgimizi Muhteşem(!) Süleyman devrinde aldığımız gibi (1.Viyana bozgunu 1529), Hint Okyanusuna her çıkışımızda mini mini Portekiz'den sopayı yiyip Kızıldeniz'e veya Basra Körfezi'ne tıkılışımız da bu büyük(!) padişah efendimizin devrindedir.. Yine onun zamanında dünya keşfedilirken, Hint Okyanusu'na kadırga denen sandallarla açılan ve 1554'te Hindistan'da karaya oturan büyük(!) bir amiralimiz, yürüyerek üç senede Hindistan'dan Edirne'ye gelmiş ve meşhur bir kitap (Mirât-ül Memâlik) yazmıştı. El alemin dünyayı öğrendiği bu dönemde Seydî Ali Reis gazel söyleyip, eğlence partilerini anlatmaktan başka tek bir detaylı coğrafya bilgisi toplamayı gerekli bulmamıştı...
Büyük(!) Sultanımız Süleyman'ın Fransa kralı 1.François'i hapisten bir mektupla kurtardığını okurduk mektepte. O François'nın kurduğu Collège de France bugün dünyanın en önemli araştırma kurumlarından biridir. Bizimkinin hangi kurumu ayakta kaldı? Hangi kurumunun insanlığa beş paralık bir faydası oldu?
Tek becerdiği kalıcı şey, aklı başında öz oğlu Şehzade Mustafa'yı Hürrem uğruna katlettirip, devleti bir ayyaşa teslim ederek halkının geleceğini karartmak oldu..
Artık yeter!. Bu ve benzeri rezillikleri yalanlarla bezeyip yücelten, buna karşılık bize bütün dünyada saygınlık kazandıran, aklımızı kullanıp onurlu insanlar olmamızı sağlayan Atatürk'ü aşağılayan âlim pozlu, ukala tavırlı zır cahilleri her gün halkın karşısına diken televizyon kanallarından ve gazetelerden gına geldi. Yükselen ahlaksızlık grafiğimiz kimin eseridir sanıyorsunuz? Cehalet tüm fenalıkların anasıdır. Biz de o anayı besleyip büyütüyor, onun tosuncuklarına oylar veriyoruz... Artık yeter! Memleketimde her elimi attığım yerde cehalet çirkefine bulaşmaktan bıktım...
Prof.Dr. Celal Şengör
Ayrıca, halka bilgi vermekten çok uyutmaya odaklanan, kavgalarla Reyting toplamaya çalışan, yok kuaförüm sensin, yok yemekteyiz veya temizlik benim işim gibi basit, birbirini aşağılayan, saçma sapan programlardan da bıktık, usandık, bu kanalları yönetenleri şiddetle kınıyor ve bir an önce aydınlatıcı öğretici programlar yapmalarını diliyorum.