hamdolsun en küçük yıkım dahi yokken bile bir yerden bir yere gidebilmek imkansız durumda şu an İstanbulda bunun bir üstü hayal edilebilir altından kalkılabilir değil ne yapmak gerek bilmiyorum umarım bilenler vardır ama bildiğim bundan daha büyük bir milli güvenlik sorunumuz yok
Şehzadebaşı'nın hali hemen devlet tarafından sayısız komalık hastanelik ile düzeltilmezse bunu halk kendisi daha beteri ile düzeltmek zorunda kalır, polisi valisi bakanına kadar da herkes bunun altında kalır....
Herşeyden ve herkesten daha çok kendisine ve partisine yaradığının farkında olduğu bir süreci mecburiyet dairesinde nispeten fena da idare etmezken, sözün şehvetini de aşarak ısrarla insanları sokağa davet etmek; yani gezinin yarısı kadar infial olsa bir daha eczane bile açamaz hale geleceğini nasıl kestiremez insan, soyadını ülkenin yarısının unuttuğu selahattin de orada ibret olarak yatarken, akıl almaz bir aymazlık....
bu dünyanın herhangi bir yerinde gerçekten yaşanmış olsa, velev ki kuzey kutbunda ya da güney amerikanın bir köşesinde olsun, bunu ancak ve ancak baasçı bir nusayri yapabilmiştir diye yemin edebileceğimiz kadarı tecrübe edildi....
Düz insanlar olarak en küçük veriye ihtiyaç duymadan etten kemikten bir faninin attan daha küçük bir binekle bir gece içerisinde Mekke'den Kudüs'e giderek ordan da göğün yedi katına yükseltilmiş olması ve benzeri sayısız bilimsizliğe iman ediyoruz; kafamız da son derece rahat....
bunca şeyin sonunda yüzümüzü yüz yıl yerden kaldıramayacak bir boraltan şiiri daha dinleyebilirdik sevinin; her birimizin bir çakıl taşı dahi atmadan göğsümüzde taşıyabildiği bu gurur, bir kişinin her birimize armağanıdır....
bu meselede 13 yıl + 12 gündür insani, askeri, siyasi her açıdan kusursuza yakın bir sınav vermiş olan Türkiye Cumhuriyeti devleti ve idarecileriyle gurur duyuyorum; on yıllar sonra torunlarımız da gurur duyacaklar....
Allah'tan başka ilah olmadığına iman edenlerin bu fethi hepimize, tüm müslümanlara hayırlı olsun; bu islam topraklarında özgür, güçlü ve müslümanca bir hayat inşa etmeye vesile olsun... kimi hindu kimi yamyam kimi bilmemne bela kim varsa ağlayarak anasının günlüğüne yazabilir....
İki üç kelimelik yasal düzenlemeyle 50 kere çözülecek şeyler, iki üç yılda bir mesele diye karşımıza gelmeye devam ediyor...
yine 10 yaşındaki oğluma sordum nasıl çözülür bu iş diye, terör soruşturması ile muhatap kişi aday yapılamaz yazar geçersin babacım nolacak başka dedi....
bu memleketin müslümanlarından iki buçuk nesli kullanılmış donunu koklatacak kadar büyülemiş, gavur götü yalarken dışarda kalan müslümanlara eziyetten başka bir şey göstermemiş, bir daha eşi benzeri gelmez bir orospuçocuydu pörtlek piç, toprak kabul ederse mezarına işeyeceğiz....
Biçimi ve niteliği değişen ama tarih öncesinden beri var olan tarihî eser kaçakçılığı, yalnız adi bir suç değildir. İşgalleri meşrulaştırmak için kullanılan politik bir araç da olmuştur.
Anadolu’nun işgalindeki kültürel talanı belgelemeye çalıştığım doktora tezim, kitaplaştı.
Memleketin gavurunun bile duası bir başka lafa bak ya gözlerim doldu...
Cahilliğinle de olsa, eşşekliğinle de olsa bunca Müslümanı böyle bir heyecanlandırman hürmetine Rabbim sana hidayet nasip etsin bir gün inşallah....
5 sene sabah anasına akşam avradına sövdükleri birine günün sonunda koşa koşa oy vermelerini sağladığımız için İstanbullulardan ben özür dileyeyim bari....
Zekeriyaköy’de iki tasmalı köpeğin saldırısına uğradım. Baldırım, elim parçalandı. Kuduz tedavisi görüyorum. Köpeklerin karantinaya alınması lazım. Olay yerine giden belediye ekipleri engelleniyor. Köpekler saklanıyor. Oktay Aksu’dan randevu istedim. Konu acil. Gün boyu dönüş yok