Daha kaç pırıl pırıl çocuğumuzu kaybedeceğiz? Her olayda “emsal karar çıksın” diye ülkece ses çıkarıp, hiçbir adım atılmamasını mı izleyeceğiz?
Ortada sistematik bir ihmal var ve bunun yarattığı sonucu kabul etmiyoruz. Bugün çocuklar korunamıyorsa, bunun nedeni suçluların cesareti kadar yetersiz yasalar ve göstermelik cezalardır. Cezasızlık, suçu teşvik eder. Devletin görevi, her kayıptan sonra üzülmek değil; bir daha yaşanmaması için cezai yaptırımları ve sokak denetimini artırmak, caydırıcılığı gerçek anlamda sağlamaktır. Her olay olduğunda dönüp dolaşıp aynı caydırıcısızlığı yaşıyoruz ve BU FAİLE GÜÇ VERİYOR!
Çocukların yaşam hakkı, siyasi hesapların ve “mevzuat yetersizliği” mazeretlerinin çok üzerindedir. Değişmeyen yasalar, suça ortak olur.
#AtlasÇağlayan
Sokak ortasında canımızı alıyorlar. Kim bunlar? Kanundan devletten korkmayan, birer cinayet makinesi gibi ortalığa saçılmış, eğitimsiz sosyal teröristler. Düzen onlara suça sürüklenen diyor. Ama gerçekte bunlar bu milletin bağrında bir kanser hücresidir.
Yarın bir gün kızınızın oturduğu kafede
oğlunuzun yürüdüğü sokakta bu tiplerle karşılaşmasını istemiyorsanız, ses çıkartın
göz yummayın. Adalet birimize değil hepimize lazım.
Mahkememize 2 gün kaldı. Kamuoyunun desteğine ihtiyacımız var. Abim Hakan Çakır ailesini korumak istediği için bu şahıslar tarafından katledildi. Babam, büyük ağabeyim ölümden döndü. Annem ise darp edildi.
Unutmayın Kamuoyunun desteği ile dosyası açılan, adalet savaşını kazanan aileler var. Abim ve ailem için adalet arıyor, halkımızdan destek istiyorum. #HakanÇakır
YARIN KATLEDİLEN EŞİM ÜMRANIN MAHKEMESİ VAR!
Bir anne toprağın altında, bir bebek annesiz büyüyor…
Ve hâlâ adalet bekliyoruz!
Yarın o kapının önünde sadece bir dava değil,
Bir canın hesabı sorulacak!
Kimin vicdanı varsa ses versin!
Kimin adalet diye bir derdi varsa yanımızda dursun!
Bizim susmamız, onların kazanması demek değil…
Biz susarsak nice #Ümran'lar ölür, bu ülkenin vicdanı ölür!
Yarın 14:00’da Van Erciş adliyesindeyiz!
Ümran için!
Adalet için!
Hak için!
Yağız'ım annesiz büyüyecek, adaletsiz büyümesin diye!
#ÜmranİçinAdalet
#AdaletİçinGeldik
#Adalet
Eşimi, bebek arabasında taşıdığımız 5 aylık oğlum Yağız'ın yanında ve benim gözümün önünde katledip, bizim hayatımızı söndüren katili #adalet, #yargı affetse neye yarayacak?!
Ben affedecek miyim?
Yağız affedecek mi?
#Trabzon affeder mi?
Ehliyetsiz, 15 yaşlarında bir katil, 50 km/h hız ile gidilecek yerde 113.8 km/h hız ile gidip benim ailemi yok ediyorsa bunun bir bedeli elbet olacaktır değil mi?
11 Aralık'ta Van Erciş Adliyesi'nde saat 14:00’da ilk mahkememize bize destek olmak isteyen herkesi bekleriz.
#ÜmranİçinAdalet
#YağızAnnesizKaldı
YAĞIZ ANNESİZ KALDI
Değerli dostlarım; malumunuz eşim Ümran Öksüzoğlu, 15 yaşında, ehliyetsiz, 50 km/h hız sınırı bulunan yerde yaklaşık 113.87 km/h hız ile bize çarparak eşimi hayattan kopartmıştı. Katil garip bir şekilde tutuksuz yargılamaya sevk edilip, henüz ilk mahkemeye bile çıkarılmadan salıverilmişti.
Bizim bu mecrada sesimizi yükselten, sesimize ses ve nefesimize nefes olan siz dostlarımın sayesinde katilin tekrar tutuklu yargılamaya sevk edildiğini ve tutuklandığını öğrenmiş bulunmaktayız.
VE FAKAT;
Sesimizi duyurmak için verdiğimiz bu mücadeleyi, eşimin katili 'GEREKEN CEZAYI' alana kadar sürdürmekten geri durmayacağımızı bildirir, sizden de desteğinizi ve yüzünüzü bir an olsun bizden çevirmemenizi rica ediyorum.
Unutmayalım ki;
Adalet bir gün herkese lazım olabilir...
Saat 16.00'da #ÜmranİçinAdalet diye sesleneceğiz, bizleri yalnız bırakmayın.
#Trabzon
#Trabzonspor
#Ümran
İlk fotoğrafta çocuklarının büyümesini heyecanla izleyen, her ayını pasta ile videoya alan, Yağız'ımız büyüdüğünde ona o videoyu izletmeyi ve güzel bir anı bırakmayı düşününen mutlu bir aile var. Evimizin içi her zaman sıcak, her zaman huzur doluydu yüzümüzdeki gülümseme hiç eksik olmazdı.
Şimdi Yağız'la baş başa kaldık, ona hatıra kalacak olan annesiyle çekildiğimiz birkaç fotoğrafı var.
İkinci fotoğrafta ise küçücük bedeniyle o da annesinin katilinin gerekli olan cezayı alması için elinde broşürle birlikte destek bekliyor.
Bir canın bir ailenin ömrünün bedeli sadece 3 ay 28 gün tutuklu kalmak mıdır?
Bir ömür annesiz geçecek olan günlerin bedeli 3 ay 28 gün mü?
Mahkeme bile görülmeden dışarı çıkabiliyor ise bir katil, mahkeme günü gelmeden tekrar içeri alınabilir!
#ÜmranİçinAdalet istiyoruz! Derhal istiyoruz, şimdi istiyoruz!
Bu adalet sağlanana kadar susmayacağız!
(Çarşamba saat:16:00'da tag-TT çalışmamıza desteklerinizi bekliyoruz)
ADALET YOKSA, SESSİZLİK DE YOK!
15 yaşındaki çocuğun ailemi yok etmesine karşın %100 kusurlu olmasına rağmen 4 ay sonra tutuksuz yargılama kararı verildi.
Milletin meclisinde milletin vicdanına sesleniliyor.
Duyun ki bu çocuk ve bunu gibi çocukların SSÇ’ye sığınıp başka canları da yakmasınlar.
Duyun ki benim yavrum annesinin kokusuna hasret kaldı başka çocuklar annesiz kalmasın.
Duyun ki benim yuvam yıkıldığı gibi başka yuvalarda yıkılmasın.
Adalet yerini bulsun. @yilmaztunc
#ÜmranİçinAdalet
Van'da ehliyetsiz şekilde hız yapan 16 yaşındaki sürücü, göl kenarında yürüyüş yapan aileye çarpmıştı. Ümran Öksüzoğlu hayatını kaybetti, eşi ve 5 aylık bebeği yaralandı. Sürücü 4 ay tutuklu kaldıktan sonra serbest bırakıldı. #Ümraniçinadalet
Van’da yaşanan dehşet verici kazada; bir çift 5 aylık bebekleriyle birlikte göl kenarında yürüyüşe çıkıyor.
Bu sırada 16 yaşındaki ehliyetsiz bir sürücü hız sınırlarını aşarak ilerlediği yolda kontrolünü kaybederek ailenin üzerine yöneliyor!
Yaşanan kazada anne hayatını kaybederken, baba ve 5 yaşındaki çocukları şans eseri kurtuluyor.
Peki sonra ne mi oluyor?
Yalnızca 4 ay hapis yatan 16 yaşındaki çocuk serbest bırakılıyor.
Geriye 5 aylıkken annesini kaybeden bir bebek ve görev yapmaya gittiği yerde eşini kaybeden bir uzman çavuş kalıyor…
Bu kararı verenleri bilemem ancak okuduktan sonra sizin vicdanınız rahat mı çok merak ediyorum?
30 Eylül’de evlatlarımı kaybettiğim Ezgi apt duruşması var. Bu duruşma ,Benim için ilk duruşma gibi çünkü firariler tatil yaptıkları villalarından yakalandı ve ilk defa duruşmaya katılacaklar.
Yeni adli yılla birlikte görülen deprem davalarında duyuyoruz ki deprem suçluları bir bir tahliye ediliyor,bunu kabul etmek imkansız! Seneler alacağını bilsem de evlatlarım için mücadele etmekten asla vazgeçmeyeceğim.
Firar eden deprem suçlularının sorumlusu biz değiliz, çelişkili bilirkişi raporlarının sorumlusu biz değiliz, uzayan adli süreçlerin sorumlusu biz değiliz. Bu binaları biz yıkmadık,bizler enkaz altında kaldık! Depremde ,en sevdiklerimizi kaybettik ; bizler deprem davalarının mağduruyuz ve hukuk önce mağdurun hakkını korumalı!
deprem suçluları tüm hukuki haklardan fazlasıyla ve şaibeli bir şekilde yararlanırken ;ne yazıkki her fırsatta cezayı biz mağdurlara kesiyorlar!
Asude’yi annesinin kollarından alıp,altındaki bezi ve kıyafetleriyle siyah bir poşete koyduk. 13Şubat akşamı karanlıkta,hava buz..Böyle toprağa verdik,böyle vedalaştık canlarımla. Yaşadığımız her detay çok ağırdı,o yüzden sebep olanların en ağır şekilde cezalandırılmasını istiyorum.
Sizin aman 3 yaşına kadar şeker yedirmeyeyim, ekran göstermeyeyim dediğiniz çocuklarınızı,
Ailesinin enik doğurur gibi sokağa fırlattığı 2 soysuz böyle soyacak.
İtiraz ederse kalbinden bıçaklayacak.
“Devlet” ve yargı da “onlar daha çocuk, yetişkin cezası veremem” diyecek.
Bütün hayatlar eşit derecede değerlidir gibi soyut liberal varsayımlarla hamam böceklerinin itibarını kurtaramazsınız. Bireylerin değerini tayin eden şey var olmaları değil, bulundukları sosyal ve kültürel ekosisteme katkılarıdır. Sırf bu bile Ahmet'in hayatını onun canına kıyanların 7 ceddinden değerli kılar.
Çocuk yok yere gitti.
Ülkece öyle bir haldeyiz ki üzerinde günlerce konuşulması gereken bu olayı bile konuşamaz hale geldik.
Hepimizin başına, her an gelebilecek bir olay oysa…
Sebepsiz yere katlettiler çocuğu, yapanlar da çocuk cezaevinde.
Ömür boyu orada yatsalar ne olacak, giden geri gelecek mi?
Veya onların halini görüp, suça meyilli kişiler vazgeçecek mi? Hiç sanmıyorum.
Günlük hayatta, kitle iletişim araçlarında İstanbul Türkçesi “Ilımlılık, zayıflık, güçsüzlük” gibi görüldüğünden beri kırsal kesimin şehirlere uyumsuzluğu katlandı. Göç ve değişen kent iklimleri kendi alanını genele dayatmaya başladı.
Ekonomideki gelişmelerle şiddet, magandalık bir güç gösterisi olarak sunulur hale geldi.
Özellikle gençlerde bunun alıcısı çok fazla var. Sosyal mecralardaki avamlık, basitlik ve şiddet sarmalı adeta yok satıyor.
Toplumun geneline yayılan kalitesizlik ne yazık ki şiddeti, cana kastetmeyi olağan/günlük olaylar haline getirdi.
En çok dinlenen müziklerimiz, en çok izlenen videolarımız, dizilerimiz… Dikkatlice ve biraz da eleştirel gözle bakın; kalitesizlik tirajın, çok izlenmenin adeta ana kuralı haline gelmiş.
Böyle bir tabloda şiddet, silah, uyuşturucu gücü elde etmenin bir aracı haline geliyor.
Bu çocuğu katledenler, bellerine bıçak/silah taktıklarında aileleri, çevreleri tarafından ayıplanmayanlar.
Hatta pohpohlanarak şiddete, suça bir madalya alırcasına koşuyorlar.
Aslında sadece yasalar, sistem ve ekonomiyle izah edilmeyecek çok yönlü bir meseleden bahsediyorum.
Kitle iletişim araçlarında, yargıda siyasi erklere gösterilen hassasiyet toplumdaki şiddet satıcısı rayting simsarlarına, şiddetin faillerine gösterilse belki bu acı tablolarla hiç karşılaşmayacağız.
Susup, izleyip, sesimizi kesmemizin tasarlandığı bir zaman diliminde, huzurlu bir gelecek için ne yapılması gerektiğini konuşamadığımız, üzerine gidemeceğimiz sürece bu olaylar karşılaşıp, günlük üzüntülerle sosyal medya hesaplarımızdaki butonlara tıklamaya devam edeceğiz.