Ece İrtem yan binada oturuyormuş, vefat etmeden önce adını hiç duymamıştım. Oynadığı dizinin bazen tartışma konusu olduğunu biliyorum ama doğrusu diziyi de seyretmemiştim. Zaten artık orta yaşları geçmeye başlayan bizler yeni nesil sinema ve dizi oyuncularını büyük ölçüde tanımıyoruz. Bu tanışmamalarda belki de Moda'daki mesafeli sosyal yaşamın da payı vardır.
Bu semtte yazar, çizer, sanatçı, sinemacı, politikacı vs. pek çok ünlü oturuyor. Siz onların komşunuz olduğunu çoğu zaman fark etmezsiniz bile. Galiba Moda'yı biraz da rahatsız edilmeden, herhangi biri gibi yaşayabildikleri için tercih edenler oluyor. Burada ne kadar ünlü olursa olsun birine ilgi göstermek, soru sormak, fotoğraf çekmek veya çektirmek istemek biraz "ayıp" sayılıyor. Kimse böyle bir davranışla kişisel sınırları aşmayı kendine yakışır bulmuyor. O nedenle ünlüler, günlük hayatlarını burada rahat yaşıyorlar.
Ece İrtem'in hayatını kaybettiği sokağa bakan o daireye bir kaç yıl önce beyaz saçlı bir bey taşınmıştı. İnce bir zevkle tadilat yaptırdığı dairenin penceresinden güzel bir bar köşesi ve pırıl pırıl siyah bir piyano her daim göründüğü için kendisi eski bir sanatçı zannedilmişti. Talihsiz olaydan sonra bu beyin emekli bir savcı ve Ece İrtem'in babası olduğu öğrenildi.
O dairenin sokağa bakan perdeleri sonradan hep kapalı oldu. Demek baba taşınmış, buraya Ece İrtem ile annesi yerleşmişlerdi. Dediğim gibi, yeni nesil oyunculardan olduğu için burada yaşadığından kimsenin haberi yoktu.
Ece İrtem ve annesinin oturduğu dairenin hemen karşısındaki ikiz dairede de bir kaç yıl genç bir kadın yalnız yaşadı. Sanırım, iyi eğitimli, kariyer sahibi biriydi. Penceresinin önünden Moda sahiline akıp giden o insan seli hiç yokmuş gibi davranırdı. Bizler, bilhassa hafta sonları yoğunlaşan o gürültülü kalabalıktan rahatsız oluyoruz mesela. Bu hanımefendi gelip geçenlere dönüp bakmazdı bile. Sadece akşamları eve gelir, laptopu, meyve tabağı ve gri eşofmanı ile televizyonunun karşısına otururdu. Huzurlu bir yalnızlığı vardı.
Ece İrtem ile hemen hemen aynı yaşlarda olan bu kadın, İrtem'in ölümünden bir gün önce yine sessiz ve dingin bir şekilde taşınıp gitti.
Hayat ne garip, aynı yaşlarda, birbirini hiç tanımayan, biri dışarıdan bakıldığında mutlu ve huzurlu olması gereken ama huzursuz; diğeri mutlu, sakin ve huzurlu iki kadın, evrenin aynı noktasından aynı anda süzülüp uzaklaştılar.
Kaderin ve yaşamın ne olduğunu, büyük yazarlar ve düşünürler dahil hiç birimizin tamamen çözebildiğine ihtimal vermiyorum. Başımızı bir anlık havaya kaldırdığımızda, bir anda yanıp söndüğüne tanık olduğumuz yıldızlardan farkımız yok belki de .
📌İstanbul’da toplu taşıma zammına gençlerden tepki:
🗣️“Bir porsiyon iskender yedim, 15 gün işe yürüyerek gittim.”
🗣️“Sosyal hayat sıfır, adalara hiç gitmedim, pahalılıktan gezemiyorsun.”
🔺Kadıköy’den İstanbul Havalimanı’na taksiyle ulaşımın maliyeti 3.000 TL’ye yaklaştı.
🔺Dört kişilik bir ailenin adaya gidiş ücreti 1.250 TL.
🔺Bir lise öğrencisinin bir eğitim-öğretim dönemindeki ulaşım maliyeti 9 bin TL’ye ulaşıyor.
🔺Söğütlüçeşme’den Beylikdüzü’ne metrobüsle işe giden bir kişinin aylık ulaşım gideri 3.250 TL.
Gülseven Özkan'ın ( @GulsevenOzkan ) haberi...
https://t.co/ZQjkBBkqaO
Maslak ayazağa metronun kedisi etrafına bakıp ağlıyor yaklaştığımda burnu ve ağzı yaraydı calicivirüs gibi görünüyor yemek yiyemiyor muhtemelen ben işe gitmek zorunda olduğum için yardım edemedim yardım edecek biri var mı itüden ya da çevredeki plazalardan #yardım#itü#destek
Müzekart bir müzeye senede 2 giriş hakkı veriyormuş.
Bu demek oluyor ki artık Arkeoloji Müzesi bahçesine kitap okumaya gidemiyorum.
Bu çok saçma değil mi? Sanane ki benim hangi müzeye kaç kere gittiğimden? Belki akademik çalışma yapıyorum, belki eserleri incelemem lazım.
GSS Prim Borcu olayını gündeme getirmem ses getirdi.
Konu önemli ‼️‼️
Yetkililerden ricam: Lütfen Milyonlarca vatandaşımıza yapılan bu haksızlığı durdurun.
Bu mesajımı her yere YAYIN LÜTFEN…