"Şiirler doğacak kıvamda yine
duygular yeniden yağacak kıvamda.
ve yürek,
imgelerin en ulaşılmaz doruğunda.
ey herşey bitti diyenler
korkunun sofrasında yılgınlık yiyenler.
ne kırlarda direnen çiçekler
ne kentlerde devleşen öfkeler
henüz elveda demediler.
bitmedi daha sürüyor o kavga
ve sürecek
yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek!"
Provocative Movements by Damascus Government Forces in the Vicinity of Deir Hafer and the Neighborhoods of Sheikh Maqsoud and Ashrafieh
For several days, groups affiliated with the Damascus Government have been attempting to provoke our forces, engaging in suspicious movements across various areas, particularly in the vicinity of the town of Deir Hafer and its surrounding villages, persistently violating the ceasefire despite our forces’ continued patience and restraint in the face of these ongoing provocations. However, should they persist in targeting our forces, we will be compelled to respond within the framework of legitimate self-defense.
In addition, other groups have, for several days, been amassing around the neighborhoods of Sheikh Maqsoud and Ashrafieh, increasing their patrols and conducting near-constant drone flights over the area in an overt and explicit act of provocation. One such drone has been detonated on the outskirts of the neighborhood.
These actions constitute a breach of the ceasefire and contradict the spirit of the agreement signed between the Sheikh Maqsoud and Ashrafieh Neighborhood Council and the Damascus Government on April 1 of this year. They have been met with condemnation by the residents of both neighborhoods and place the safety of civilians at risk.
We call upon the Syrian Government to rein in the behavior of these unruly elements, not to cause the collapse of the agreements and understandings reached between us, to refrain from any actions that could escalate tensions, and to preserve civil peace throughout the city of Aleppo and all other areas.
https://t.co/IbLYelLLgH
Kaynarpınar köyüne yapılmak istenen jeotermal santrali için her bir çevre dostunu dayanışmaya çağırıyoruz.
Peri suyu vadisinde jeotermal enerji santraline: Hayır!
Mardin uçağını bekliyorum… Oradan istikamet karayolu ile Süleymaniye… Heyecanlıyım…
Yarın tarihi bir an’a tanıklık edeceğiz… İnşallah kalıcı barış bu kez geliyor, PKK terörü tarihe gömülüyor…
Suriye’de yeniden şekillenen güvenlik mimarisi, 2025’in ikinci yarısına girilirken ciddi bir sınamayla karşı karşıya: DAİŞ yeniden sahada. Suriye’nin doğu çöllerinden, Şam’ın iç mahallelerine kadar uzanan saldırılar, örgütün yalnızca "uyuyan hücreler"le değil, artık organize gruplar ve taktiksel kapasiteyle hareket ettiğini gösteriyor.
Bu gelişmeler karşısında uluslararası kamuoyunun beklentisi, sahadaki aktörlerin bu tehdide karşı ortak ve etkili bir mücadele vermesi. Ne var ki bu beklenti Ahmed El Şara liderliğindeki Suriye Geçici Hükümeti (SGH) söz konusu olduğunda, yalnızca siyasi değil, ideolojik olarak da çıkmaza girmektedir.
Ahmed El Şara'nın temsil ettiği yapı, geçmişte El Kaide’ye bağlı olarak faaliyet gösteren, daha sonra HTŞ adı altında kısmi bir ‘ılımlılaşma’ süreci geçiren Selefi cihadist bir çizgiye dayanıyor. Bu çizginin kökleri, DAİŞ ile olan ilişkisinde açık biçimde kendini göstermektedir:
HTŞ ve DAİŞ aynı Selefi cihadist düşünce dünyasından beslenmektedir. Her iki yapı da şeriat temelli bir devlet düzeni, ümmetçi siyaset ve batı karşıtı militan bir tutum temelinde varlık gösterir. Aralarındaki farklar daha çok taktiksel ve yönetimsel biçimlerde ortaya çıkar: DAİŞ halifelik ilanı gibi maksimalist bir yönelim izlerken, HTŞ "yerelci İslamcı" bir siyasal modelle geçici meşruiyet sağlamaya çalışmaktadır. Ancak öz itibarıyla iki yapı arasındaki bu fark, onları karşıt değil, rekabet eden kardeş yapılar konumuna getirir.
Bu ideolojik ortaklık, Ahmet EL Şara ve Suriye Geçici Hükümeti’nin DAİŞ'e karşı aktif ve stratejik bir mücadele yürütmesini neredeyse imkansız hale getiriyor. Zira böyle bir mücadele HTŞ'nin kendi düşünsel meşruiyet zeminini de sorgulamasını gerektirir. Ahmed El Şara, her ne kadar ılımlı bir lider figürü olarak sunulmak istense de onun ve çevresindeki yapının DAİŞ’e karşı yürüttüğü operasyonlar (!) genellikle sınırlı, gösterisel ve dış politik hedeflere yöneliktir.
Nitekim Batılı ülkelerin, özellikle ABD, İngiltere ve Fransa’nın Suriye Geçici Hükümeti’ne yönelik desteği doğrudan DAİŞ ile mücadeleye bağlaması, bu konuda ciddi bir baskı unsuru oluştursa da sahada karşılığı çok zayıf kalmaktadır.
Bu durumun en önemli sonuçlarından biri, DAİŞ’ın yeniden güç kazanmasına elverişli bir ortamın doğmasıdır. 2019 sonrası dönemde DAİŞ’in yalnızca fiziksel olarak değil, düşünsel ve siyasal olarak da yenildiği varsayımı bugün artık çürümüş durumdadır. DAİŞ’in taktiksel olarak geri çekildiği, fakat sahadaki rakip yapılar çözülür çözülmez yeniden organize olacağı, başta Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi olmak üzere ilgili güvenlik ve istihbarat örgütleri tarafından defalarca dile getirilmişti.
Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi, özellikle 2020’den itibaren, DAİŞ’in sadece bir güvenlik tehdidi olmadığını, aynı zamanda ideolojik bir virüs olduğunu vurgulamış, bölgede radikal İslamcı gruplara verilen desteğin doğrudan bu tehdidi büyüttüğünü ifade etmişti. Ancak bu uyarılar çoğu kez hegemon güçler tarafından, özellikle de bölgesel çıkar ilişkileri gözetilerek, sistematik biçimde görmezden gelindi. Bugün geldiğimiz noktada bu görmezden gelişin bedelini sadece Rojava halkları değil, tüm Suriye coğrafyası ödemektedir.
DAİŞ tehdidine karşı en etkili mücadeleyi veren yapılar (Suriye Demokratik Güçleri (QSD) başta olmak üzere Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi’nin tüm savunma bileşenleri) uluslararası meşruiyetten büyük ölçüde yoksun bırakılırken, HTŞ gibi yapılar, siyasi denklemde “rejim sahibi” olarak sunulmaya çalışılmıştır. Bu stratejik körlük, sadece DAİŞ’in değil, daha geniş anlamda Selefi cihadist ideolojinin yeniden yayılmasına neden olmaktadır.
+
Kürt sorunu ve barış eksenli dış politika..
Barış eksenli dış politika, bugünün Ortadoğu’sunda en radikal ve en gerçekçi seçenektir. Sayın Öcalan ve PKK bu seçeneğin de öncülüğünü yaptı ve muazzam bir imkan yarattı...
🖊️ @cd_snn@exulansiscd
@SnnCudi
https://t.co/01rGDNMLjE
Kürt Dirilişi Dizi-belgeselimize ilişkin Türk devletinin yoğun saldırıları sürüyor. Dünden bugüne Komünümüzün instagram ve X hesabı kapatıldı. Bugün ise internet sitemiz mahkeme kararıyla Türkiye’den erişime engellendi.
Yeni toplumsal sözleşme ulus-devletin tekçi ve homojenleştirici kodlarına karşı, halklar arası eşitliğe, gönüllülüğe ve yerel öz yönetime dayalı yeni bir siyasal ve toplumsal düzen önerisidir.
https://t.co/kIsd6Xjgw4
Kürt Dirilişi belgeseli internet sitesi açıldı
Çarşamba günü Sterk TV, Cuma günü Medya Haber TV’de yayınlanan dizi belgesele artık telegram ( https://t.co/OTX3Q2pbpK ) ve internet sitesinden de ( https://t.co/6uiXeaoHgW ) izlenip, indirilebilinecek.
https://t.co/9CRpXJyYeu
Bugün ihtiyaç duyulan şey, hamasi birlik çağrıları değil; demokratik meşruiyeti olan, karşılıklı güvencelere dayanan ve hukukla çerçevelenmiş bir yeniden kuruluş sürecidir
https://t.co/ttS0DKqGrq
Ji nivîsê min ê vê hefteyî… keremkin…
Modernîteya kapîtalîst li deverên cuda yên cîhanê şopên wekhev dihêle: Talankirina xwezayê, hilweşîna tevna civakî, tecrîdkirina takekesan û serdestiya hemû qadên jiyanê ji aliyê dewletên navendî ve…
https://t.co/pc0sZ5Y4Jt
Çarşamba günü Sterk TV, Cuma günü Medya Haber TV’de yayınlanan dizi belgesele artık telegram https://t.co/y2gVO21Iql ve internet sitesinden de https://t.co/EM8TjsHfyz izlenip, indirilebilecek.
Daha önce YouTube kanalı yasaklanan, X hesapları Türkiye'den erişime engellenen komün, Kürt Dirilişi ve diğer belgesellerinin yayım ve dağıtımını Telegram hesabı üzerinden yapıyordu. Artık kendi internet sitesi üzerinden de yayım ve dağıtım yapacak.
Devlet, sol ve demokratik modernite arayışı üzerine...
Demokratik modernite, klasik solun ya devletin ele geçirilmesine ya da tümüyle yok edilmesine dayanan stratejik yaklaşımlarına karşı üçüncü bir yol önerir
🖊️ @cd_snn , @exulansiscd , @SnnCudi
https://t.co/OHrJsQv0Or
Devleti ya tümden yıkılması gereken bir tahakküm aygıtı olarak görme eğilimi ya da onu ele geçirilecek bir iktidar aracı olarak tahayyül etme refleksi modernitenin devlet merkezli düşünce kalıplarını aşamamaktadır. Bu bağlamda, sosyalizmin devletle ilişkisine dair tarihsel bir muhasebe kaçınılmaz hâle gelmiştir. Özellikle 20. yüzyıl reel sosyalist deneyimlerinin devletçi karakteri, yeni dönemde solun karşı karşıya kaldığı siyasal ve kuramsal tıkanmayı beslemektedir.
Devlet, sol ve demokratik modernite arayışı üzerine https://t.co/CbvPXM7Yeq
Devleti ya tümden yıkılması gereken bir tahakküm aygıtı olarak görme eğilimi ya da onu ele geçirilecek bir iktidar aracı olarak tahayyül etme refleksi modernitenin devlet merkezli düşünce kalıplarını aşamamaktadır. Bu bağlamda, sosyalizmin devletle ilişkisine dair tarihsel bir muhasebe kaçınılmaz hâle gelmiştir. Özellikle 20. yüzyıl reel sosyalist deneyimlerinin devletçi karakteri, yeni dönemde solun karşı karşıya kaldığı siyasal ve kuramsal tıkanmayı beslemektedir.
Devlet, sol ve demokratik modernite arayışı üzerine https://t.co/CbvPXM7Yeq