PROF.ÖRSAN ÖYMEN:
"BU YENİ BİR 12 EYLÜL VE AKP - ABD- KILIÇDAROĞLU BİRLİKTELER"
“Her şeyden önce Kılıçdaroğlu’nun kullandığı neo-osmanlıcı söylemler ve masumiyet karinesini hiçe sayarak iktidarın operasyonlarında ismi geçen herkesi suçlu ilan etmesi AKP dilinin yansıması"
KILIÇDAROĞLU AKP İLE İLETİŞİM HALİNDE.!
"Geçmişte ve bugün yaşanan olaylara bakıldığında Kılıçdaroğlu’nun kendisi bile ideolojik bir sorun.Millet İttifakı sürecinde partiyi sağa yaslamasıyla,
CHP’nin ilkelerini terk etmesiyle geçirilen dönemden bugüne, mesele sadece bir koltuk meselesi değil.”
YENİ BİR 12 EYLÜL VE ABD'NİN "BİZİM ÇOCUKLARI"
Erdoğan ısrarla CHP’nin iç meselesi derken Kılıçdaroğlu da ‘Ahlaki arınma gerekli’ söylemleri ile ona destek veriyor.
Ancak bu yalnızca AKP- Kılıçdaroğlu işbirliği değil. Meselenin bir koltuktan öte olan tarafı emperyalizmin çıkarları ve ülkeye müdahalesi ile ilişkili.
12 Eylül darbesi sonrasında ABD’nin “Bizim çocukları” bugün yine devrede ve bu işbirliği ABD, AKP ve Kılıçdaroğlu arasında.
Kılıçdaroğlu’nun şu an yapıp ettiği her şey, emperyalizmin bu operasyonu ile gerçekleşiyor.
Bunun için de demokratik düzeni tamamıyla feshetmeleri gerekti.
Yani kısaca bugün yaşananların 12 Eylül’den bir farkı yok"..
"Pavyonda para dağıttım" diyen adamın oğlunu Genel Başkan Yardımcısı olarak ata, sonra da
"Kim pavyon köşelerinde para aldıysa onlara güle güle diyeceğiz." de
Komik adamsın sen ya:))
#SonDakika
Çıplak arama yapmak isteyen polislere suç duyurusu
Muhabirimiz İsmail Arı, kendisine çıplak arama yapmak isteyen Ankara Emniyet Müdürlüğü Güvenlik Şube Müdürlüğü polisleri hakkında suç duyurusunda bulunulmasını istedi
https://t.co/NwNDKwpAOG
Arnavutköyde sitede bir adam bu kediciği yakmıs suan klinikte durumu ağır 😞 sitenin kamera kayıtları var adamın adresi var ceza alması için nereye şikayet etmeli alırsa tabi.!
Çıplak arama, kişiyi çocukları ile tehdit etme o kadar eski ve yaygın bir yöntem ki. Bir hatırlatma yapmak istiyorum. 1996 Aralık ayıydı. Fatma Tokmak 2,5 yaşındaki bebeği Azad ile gözaltına alındı. Yasal süre dışında 21 gün gözaltında kaldı. Kendisi ve küçük Azad
Murat Ağırel'in Kıyafet Kumbaralarındaki Büyük Vurgun Anlatısı:
🔷 Biz millet olarak ihtiyaç sahiplerine ulaşsın diye kıyafet bağışlıyoruz.
🔷 Belediyelerin koyduğu kıyafet kumbaralarını görünce ben de bu yardımların muhtaç insanlara gittiğini sanıyordum.
🔷 Ama araştırınca gördüm ki bazı firmalar bu kıyafetleri ihtiyaç sahiplerine vermek yerine depolarda toplayıp yurt dışına satıyor.
🔷 Yani vatandaşın yardım niyetiyle verdiği malzemeler ticari bir kazanç kapısına dönüşüyor.
🔷 Üstelik Türkiye genelinde çok büyük bir ağ kurmuş durumdalar ve milyonlarca parça ürün topluyorlar.
🔷 Benim itiraz ettiğim nokta şu: Yardım amacıyla verilen bu eşyalar ihtiyaç sahiplerine ulaşmak yerine ticaretin konusu haline geliyor.
Üç kuruşluk siyasi kavga için bu insanların çığlıklarına kulaklarını tıkayanlara, yargılanmadan insanları suçlu ilan edenlere, buradan koltuk kapmaya niyetlenenlere kim ne kadar beddua etse az! Fatoş Pınar Türker bugün anlattı bunları, 1,5 sene sonra konuşabildi, o konuştu bütün salon ağladı…..
“Vatan'a girdik, emniyete. Hakikaten ben oradan çıkamayacağım diye düşündüm ama sonra ben 2. girdim herhalde nezarete. Asistanım vardı. "Sen niye buradasın Canan" dedim. “Beni de aldılar Pınar Hanım” dedi. Zaten sonra gerisi yağmur gibi yağdı, işte Fatoş geldi, Ceyda geldi. Tanımadığım bir sürü insan geldi. Sonra artık orada tabi hiç görmemişsinizdir muhtemelen görmeyin de inşallah nezarethaneyi ama zaman mefhumunuzu yitiriyorsunuz çünkü şeyin altında olduğu için Bodrum katı olduğu için hiç cam, pencere yok. Müthiş bir pislik var her tarafta. Artık kaçıncı gün ne şeyde, bir bilmiyorum. Bir kadın memur geldi, "Arama yapacağız" dedi. Sırayla götürüyorlar bizi. Geriye getiriyorlar. Ben de gittim. Böyle arşiv odası gibi bir yere aldı kadın memur beni. "Soyun" dedi. "Nasıl yani" dedim. Eldiven taktı eline. Arkada böyle klasörler, çok küçük bir oda. "Üstünü çıkar" dedi, "Üstünü çıkardım". Ama üstünü çıkarmanın hani zaten çıplaksın, ne kontrol edeceksin ama kontrol yaptı, "Tamam" dedi. "Üstünü giyebilirsin."
“Peki” dedim, “gidebilir miyim?” “Hayır” dedi. “Eşofmanını da indir” dedi. İndirdim. “Çamaşırını da”. “Nasıl yani” dedim? “İndireceksin” dedi. Dolayısıyla ikisini de ayak bileklerime kadar indirdim. “Şimdi yere çömel” dedi. Ondan sonra, o tutanlar varsa çıkabilir, ben utanmıyorum ama yani hani bu onurunu gururunu insanların belki şeyini yıkmak için yapılıyormuş ama hani yapan utansın, ben utanmıyorum. “Cinsel organını aç” dedi. Başını, arkanı dön, eğil filan.“Tamam” dedi. Halbuki ben şimdi biz ne olduğunu anlamıyoruz hani, bu arada ben kendi deneyimimi anlatıyorum. Diğer arkadaşlarımızın farklı polis memurları varmış, daha farklı uygulamalar olmuş olabilir. Ben kendi deneyimimi anlatıyorum. Bir de bunun biz şey olduğunu da anlamadık yani hani eldiven taktı ya eline, eldiveni kullanmadığı için biz mutlu olduk. Çünkü ben böyle jinekolojik muayene filan gibi bir şey olacak zannettim. Hani eldiven takınca biz sevindik nezarette sonra, tutuklandıktan sonra Fatoş'un çığlıklarıyla Elif'in ağlamasını hiç unutmuyorum. Her şey film gibi.
O an bir avukatın telefonuyla annemi aradım, kızlarımla konuştu. Hepsi ağlıyorlar filan. Sonra biz Silivri'ye geldik akşam vakti. Hakikaten film gibi. Çünkü insan cezaevine düşeceğini hani bir de böyle yedi sülalesinde böyle bir şey olmayınca, hiç suça bulaşmayınca filan hiç insanın aklının ucundan geçmiyor ama olabiliyormuş. Her şey insana dairmiş. Geldik, bize dediler ki sizi dediler merak etmeyin biz 5 kadınız. Bir de dışarıdan bir firma temsilcisinin eşiymiş o var. Siz dediler 6 kişilik koğuşa koyacağız. A biz çok sevindik filan. Sonra müdür hanım dedi ki Adalet Bakanlığı'ndan dedi talimat işte talimat geldi dedi. Sizi ayrı ayrı koyacağız dedi. Bizi götürdüler böyle ilk biz el eleydik Elif'le zaten. Elif de İtalya'da tatildeydi, sonra ona hani firar filan dediler de Elif kendi ayağıyla geldi duruşma salonuna ve sürekli şey diye ağlıyor kendisi, hatırlamıyorum. "Ama ben gelmek zorundaydım Pınar Hanım, kaçamazdım" diyor. El ele tutuşuyoruz biz Elif'le, ilk koğuşun kapısına geldik, "Burası sen" dediler. Açtılar koğuşu, koydular beni içine. Kapı kapandı. Ben hemen cama koştum. Cama koştum çünkü bir yanımdaki koğuşa "Elif, Fatoş seni koydular mı?" Sonra Fatoş'u sonra seni sonra Elif'i. Fakat biz sırayla Fatoş çok çığlık atıyordu.
Fatoş çok çığlık atınca, ben ona bir şey olacak diye ben bari susayım dedim yani bütün gece şey diye geçti o gecemiz. Çünkü birimiz susuyoruz, birimiz ağlıyoruz. Bir de daha fenası ses gelmezse birbirimizi görmüyoruz, camdan konuşuyoruz. Orası da ağırlaştırılmış müebbet arkadaşlar yatıyormuş. Alt katta da cama çıktı başka kadınlar, dedi ki İBB geldiniz mi dedi.
“Ben gittim, oturdum karşımda bir ekran açık ama 'Adalet mülkün temelidir' yazmıyor. Bir ofis orası böyle gözüm de ısırıyor, en sonunda kırmızı bir tane kahve makinesinden anladım Savcı Beydi o”
+ Savcı: Ya Fatoş, şimdi sen ağlarsın böyle karşımda. Ben sana ne dedim? Ben senin ne olduğunu biliyorum ama sen, bu adamlar sana kumpas kuracak demedin mi? Konuşmadın sen. Verecektin ifadeni, gidecektin.
- Ama Sayın Savcım, ben bildiğim her şeyi anlattım.
+ Bak, şimdi sen git, eşyaları topla. Ben sana Çağlayan'dan araba göndereceğim. Geleceksin, burada bana ifadeyi vereceksin. Çocuklarına gidersin.
- Savcım, ben yine de ifade veririm, vermemi istiyorsanız. Bir avukatıma sorayım.
+ Hâlâ avukat diyorsun bana. Sen bir kafayla daha çocuklarını asla göremeyeceksin. Sen bekarsın, değil mi?
- Evet.
+ Velayetleri sende mi?
- Evet.
+ Senin çocukların reşit de değil, değil mi?
- Değil.
+ E, artık sosyal hizmetler alır senin çocuklarını.
Bir anneye böyle denir mi? Çocuklarıyla tehdit ettiler. Biraz insanlığınız, biraz vicdanınız kaldıysa bu insanların yaşadıklarına kulaklarınızı kapatmayın.
22 Mayıs 2026 tarihli KANAL ALTERNATİF YouTube canlı yayınımızda yaşanacakları çok daha fazla detay verreek il il,isim isim anlatmıştık...
Ve evet; "BİRAZ ÖNDEN GİTTİĞİMİZ DOĞRUDUR :))"
İşte o yayının linki:
https://t.co/GCNQF2j6Vi
Así gaseó "Israel" con fósforo blanco a la población de Nabatieh, una ciudad de 40.000 habitantes del sur del Líbano, un ataque químico que puede quemar la piel hasta el hueso.
Son crímenes de guerra sistemáticos que se han llevado 0 sanciones por parte de la Unión Europea.
Sömürge madenciliğiyle ciğerleri elinden alınan madenci Sayım Abi'yi dinleyin. Bu emekçiler 10 yıldır mahkemelerde sürünüyorlar. En yalın gerçek açlık, yoksulluk, adaletsizlik, sömürü ve işçi kıyımıdır. Çok vahim şeyler yaşanıyor. Kulak verin lütfen.