Bugün Antalya’da oynanacak Türkiye Kupası Finali için yurdun dört bir yanından takımını desteklemek üzere yola çıkan taraftarlarımızın, Antalya Valiliği’nin aldığı karar doğrultusunda şehre alınmayacağı ve maç saatine kadar otobüsler ile araçların bekletileceği bilgisini büyük bir tepkiyle öğrenmiş bulunuyoruz.
Dünyanın her yerinde final organizasyonları; o şehrin tanıtımı, spor kültürünün yaşatılması ve misafirlerin en iyi şekilde ağırlanması için bir fırsat olarak görülür. Final verilen şehirler ekstra hazırlık yapar; taraftarların şehrin atmosferini yaşaması, esnafa katkı sunması, o heyecanın tüm kente yayılması için özel çaba gösterir.
Peki soruyoruz:
Eğer bu organizasyon bir Avrupa finali olsaydı, yabancı taraftarlar Antalya’ya gelecek olsaydı, aynı uygulama yapılır mıydı? Şehrin girişinde otobüsler saatlerce bekletilir, insanlar maç saatine kadar dışarıda tutulur muydu?
Kendi ülkemizde, kendi kupamızın finalinde kendi vatandaşımıza reva görülmeyen uygulamaların; yabancı misafirlere gösterilecek hassasiyetin gerisinde kalması kabul edilemez.
Takımını desteklemek için kilometrelerce yol yapan, şehre ekonomik katkı sağlayacak, final atmosferini yaşamak isteyen taraftarı potansiyel sorun gibi görmek; sporun ruhuna, misafirperverlik anlayışına ve adalet duygusuna aykırıdır.
Trabzonspor taraftarı suçlu değil, bu oyunun asli unsurudur.
Antalya Valiliği ile birlikte bu akıl dışı kararın bir diğer sorumlusu da TFF’dir. Türkiye Kupası Finali’nin Antalya’da oynanması kararı alınırken gerekli planlama, koordinasyon ve organizasyon hazırlıklarının yapılmadığı; bugün ortaya çıkan bu utanç verici tabloyla açıkça ortaya çıkmıştır.
Antalya Valiliği bu yanlış karardan derhal dönmeli; taraftarlarımızın şehre girişine ve final atmosferini herkes gibi yaşamasına izin vermelidir.
VİRA
Ülke futbolunun fanatizmden ötürü epey ayrıştığı şu günlerde; Nwakaeme'nin, rakip taraftarlar için bile "başarılı ama sempatik" kalabilmesi, sanırım veda ederken övülmesi gereken en müstesna özelliği.
Anthony Nwakaeme, "özel oyuncu" tanımının altını tam manasıyla dolduruyor. Kalçasını koyduğunda ondan top almanın imkansızlığı, ceza sahasına baktığında adrese teslim ortaları ve etrafındaki oyuncuları bir orkestra şefi gibi yönlendirmesiyle bence Türk futbol tarihine geçen isimlerden biri oldu. 2000 sonrası Trabzonspor’a gelmiş en başarılı yabancı oyuncu olduğunu söylemek hiç de mübalağa olmaz. Hamsik, Alexander Sørloth, Miroslaw Szymkowiak, Jaja Coelho ve hatta "bizden" biri olan Yattara gibi isimlerle liste uzar gider; ancak Nwakaeme, başardıkları ve istikrarlı yapısıyla bu listenin en tepesine adaydır. Belki de kulüp tarihinin en iyisidir.
Trabzonspor’a yeniden "biz güçlüyüz" hissini kazandırması, "paniklemesi gereken biz değiliz, rakip" düşüncesini geri getirmesi, çözümsüzlük anlarında o sarsılmaz sakinliğiyle çözüm üretmesi onu bambaşka bir seviyeye koydu. Futbolun sistemlerle boğuştuğu bir çağda, rakip savunma kurgularını tek bir çalımla geçersiz kılan, ezber bozan yapısıyla tam bir "sistem kırıcı" idi.
Saha içindeki duruşuyla oyunu estetik bir şölene dönüştüren, camiayı hayal ettiği şampiyonluk hedefine taşıyan performansı; onu bazen bir sihirbaz, bazen bir satranç ustası, taraftarının tabiriyle de "Bay Beyin" yaptı. Sadece yeteneğiyle değil, rakiplerinin bile saygı duyduğu karakteriyle örnek bir figür oldu. Topla süzülürken sergilediği o meşhur "dur-kalk" ustalığı, modern futbolda eşine az rastlanır bir zanaattı.
Oyunu kendi temposuna göre eğip büken, sanki top ayağına değil de ayağı topa aitmiş gibi hissettiren o organik bağıyla izlemesi her zaman büyük bir keyifti.
Ezcümle;Birçok yıldız futbolcu bu topraklarda oynar ve geçer, ancak Nwakaeme gibiler insanların hafızasına nakşedilir. O, sadece attığı golleri değil, bir şehrin futbol kültürüne bıraktığı derin izleri yanına alarak veda ediyor. Bir futbolsever olarak Anthony Nwakaeme’ye teşekkür ediyorum. Onu izlemek ve oyununu yorumlamak gerçek bir zevkti.