YANLI/Ş HESAPTAN DÖNÜN!
Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi tarafından yapılan revizyon planı ve başta İl Milli Eğitim Müdürlüğü olmak üzere yapılan itirazların reddedilmesi kararı, ben yaptım oldu mantığıyla hareket eden, şehircilik bilimini ve kamu yararını tamamen dışlayan, çocukların eğitim hakkını ve halkın sosyal yaşam alanlarını ticari kaygılara feda eden bir planlama cinayetidir.
Kararın oy birliğiyle alınmış olması ise yerel yönetim mekanizmalarının denetim ve toplumsal fayda üretme işlevini tamamen yitirdiğinin en açık kanıtıdır.
Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Meclis Kararı belgeleri bir kentin geleceğini, kamu yararını ve en temel insani hakları hiçe sayan bir imar rantı ve plansızlık örneğini gözler önüne sermektedir.
Yapılan itirazların oy birliğiyle reddedilmesi, şehircilik ilkeleri ile eğitim ve sosyal donatı alanlarının korunması noktasında kabul edilemez bir vizyonsuzluğu yansıtmaktadır.
İl Milli Eğitim Müdürlüğü resmî yazıyla bölgedeki eğitim alanına duyulan ihtiyacı belirterek mevcut fonksiyonların korunmasını talep etmiş olmasına rağmen, bu hayati uyarı belediye tarafından görmezden gelinmiştir. Belediyenin, 2007-2008 yılından beri kamulaştırma yapılamadığı ve somut bir yatırım programı sunulmadığı gerekçesiyle okulları ticari alana çevirmesi tam bir yönetim zafiyetidir.
Kamunun görevi, mülkiyet sorunlarını çözüp çocuklara okul alanı yaratmaktır, buraları ranta açarak ortadan kaldırmak değil!
Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliğinin İhlal edilerek Eğitim, sağlık, dini tesis, spor ve kültürel alanlar gibi hayati sosyal altyapı alanlarının kaldırılarak veya daraltılarak ticaret alanına dönüştürülmesi mevzuata ve asgari gereklere tamamen aykırıdır.
Yok edilen eğitim ve sosyal donatı alanlarının yerine, aynı bölgede bölge halkının kullanabileceği eşdeğer büyüklükte ve nitelikte yeni alanların ayrılmamış olması halkımızın en temel kentsel haklarının ellerinden alınması demektir.
Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Meclis Üyelerine ve Yetkililerine Açık Çağrımızdır:
Resmî belgelerde yer alan, Kayapınar ilçesi Medya ve Mezopotamya mahallelerindeki okul arsalarını, parkları ve sosyal donatı alanlarını ticari alana dönüştürme kararınızdan derhal vazgeçin!
Bir kentin büyümesi binalarla ve ticaret alanlarıyla değil, çocuklarına sunduğu eğitim imkânlarıyla, yeşil alanlarıyla ve sosyal yaşam kalitesiyle ölçülür. Resmî kurumlardan (İl Milli Eğitim Müdürlüğü ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü) ve Şehir Plancıları Odası'ndan yükselen haklı itirazlara kulaklarınızı tıkamanız, bu şehre yapılabilecek en büyük kötülüktür.
Hukuka, şehircilik ilkelerine ve en önemlisi kamu yararına açıkça aykırı olan bu kararı yargı koridorlarına taşınmadan, toplumsal vicdanı daha fazla yaralamadan derhal iptal edin.
Diyarbakır halkı, çocuklarının geleceğinin ticari parsellere dönüştürülmesini unutmayacaktır.
Kentin geleceğine ihanet eden değil, ona sahip çıkan bir yönetim anlayışını görmek bu halkın en doğal hakkıdır.
@diyarbakirbld@TC_icisleri@tcmeb@csbgovtr@tcbestepe@TBMMresmi@RTErdogan
OKUL SALDIRILARI ÜZERİNE
İki gündür okullarımızdan gelen acı haberler üzerine kısa bir hatırlatma:
Öncelikle hayatını kaybeden öğrencilerimizin kederli ailelerine başsağlığı ve sabırlar diliyorum. Rabbulalemin hiç kimseye böyle acıları yaşatmasın.
-Bundan 15-20 yıl öncesine kadar velilerin öğretmen ve okul idarecilerine olan güvenleri bu tür olayların önüne geçmede önem arz ediyordu. Bu güne geldiğimizde bilhassa velilerin “çocuğumun psikolojisi bozuluyor” gerekçesi ile en büyüğünden en küçüğüne kadar her konuda ve gerek yokken öğrenciyi (sözüm ona) hocalara karşı korumaya yönelik yaklaşımları okulları öğrencinin talebelik yapma yeri olmaktan çıkartıp, ergenlik duygularını tatmin yerine çevirmiştir.
-Öğrenciye ait okul çantasının aranmasını “Özel hayatın dokunulmazlığı” olarak değerlendiren yaklaşım öğrenciyi yaşından büyük sorumluluk altına sokmuştur.
-Öğrencilikle bağdaşmayan hatta sınıfı, okulu olumsuz etkileyen davranışların müeyyidesiz kalması yine öğrencinin aleyhine motivasyona sevk etmektedir.
-Özellikle okul-öğrenci temalı dizilerdeki şiddet içerikli sahnelerin aşırı derecede artış göstermesi bu tür olaylara kapı aralamaktadır.
-Keza içerikleri ile bu tür olaylara teşvik eden sosyal medyanın ciddi manada tehdit unsuru olduğu gerçeğini de göz önünde bulundurduğumuzda yaşadığımız acı hadiselerin sebepleri kolayca anlaşılabiliyor.
-Son olarak eğitimcilerin öğrenci-hoca ve okul ilişkisi hususunda can kulağıyla dinlenmesi büyük önem taşır.
Yaşamını yitiren gençlerimize rahmet diliyorum, mekanları cennet olur İnşaallah. Ayrıca olayı yaşayan gençlerimize, ailelerine, hocalarımıza ve idarecilerimize de geçmiş olsun.
#Kahramanmaraş
ZORUNLU ATEŞKES
Nasıl ki Haşdi Şabi İran'ın vekil gücü ise, ABD de İsrail'in vekil gücü olmuş, İsrail adına vekâlet savaşlarında görev icra ediyor"
https://t.co/urNKHChsQQ
ABD/İtrail-İran savaşında Turp tehdit dilini psikolojik harp argümanı olarak kullanıyor. Savaşta dünya çapında görülen denge İran'ın psikolojik üstünlüğünü koruduğu şeklinde. Netenyahu az konuşuyor onun yerine turp günde bir kaç defa ya konuşuyor ya x ten paylaşım yapıyor. Ama sonuçta Savaşa başladığı danışmanı istifa etmiş bir ABD var, emekli olması istenen Kara Kuvvetleri Komutanı var...
Aslında turp (TRUMP DEĞİL) bir savaş krizini yönetmiyor bir krizi tetiklemeye devam ediyor. Dünya, savaş suçu işleyen ABD ve itrailin ceza mahkemesinde yargılanması istiyor. 100 kadar önemli Amerikalı hukukçu Abd hükümetini bu konuda uyaran bir mektup yazdı. İstediniz diye bir ülkeyi bombalayamazsınız, saçma sapan açıklamalar yapamazsınız dediler.
Ez cümle Amerikan tarihinde bu kadar aptal bir başkan, dış işleri bakanı ve savaş bakanı iktidarı paylaşmamışlardır!!! Dünya bu aptalların dünyayı yakmalarını izliyor ne yazık ki!...
İRANLI MUHALİFLERE ÇAĞRIM!
Sizleri bütün kalbimle destekliyorum.
Sorunlarınız olabilir ve vardır. Bu sorunlarınızdan dolayı büyük haksızlıklar yaşadığınız da doğrudur ancak bugün yaşanan bütün haksızlıkları, tatsızlıkları, kısıtlamaları...
https://t.co/FRKSjwlZkz
CHP'li belediye başkanı tarafından cinsel tacize uğradıktan sonra bir trafik kazasında(!) hayatını kaybeden Tuana Elif için bir tek söz etmeyen “o adalet, insanlık, vicdan, dürüstlük gibi değerleri diline pelesenk eden gazeteler, yazarlar, aydınlar…” ne kadar da alçakmışsınız!!!