İhmaller zinciri akıllara durgunluk verdi: Ankara'da üç kişinin can verdiği yangının raporu tamamlandı https://t.co/kRdCnXZa2h #Ankara#bina yangını #ihmal@gztcom aracılığıyla
🔴 Ankara Çankaya’daki Valore Sitesi yangınında 3 kişi hayatını kaybetti.
🔎 İtfaiye raporu ihmalleri ortaya koydu: Elektrik arızası, yetersiz izolasyon, çalışmayan sprinkler ve asansör...
https://t.co/i8NdmZGG5w
📌Ankara’da 26 katlı binada 3 kişinin hayatını kaybettiği yangına ilişkin itfaiye raporu soruşturma dosyasına girdi.
👉İtfaiyenin raporunda yangının elektrikten çıktığı ve binada bir çok eksik bulunduğu belirtildi.
https://t.co/RoupogM5Vg
Ankara'da 26 katlı bir binada meydana gelen ve 3 kişinin öldüğü yangınla ilgili itfaiye raporu hazırlandı.
İhmaller zincirinin aktarıldığı raporda, binanın giriş kısmından çatıya kadar uzanan dikey şaft boşluğunun (elektrik tesisatı aktaran tünel) katlardaki koridora açılan bölümlerinin ahşap kapı olduğu, kapıların yandığı ve yangının koridorlara taştığı, şaft boşluğunda katlar arasında yangın damperi (durdurucu) olmadığı, boşluktan geçen kabloların halojen free (yanmaz kablo) olmadığı ve aynı tava içerisinde götürülmesi nedeniyle yangının hızla aşağıya ve yukarıya taşındığı belirtildi https://t.co/bZm50sAjmu
Ankara'da 12 Temmuz'da 1'i bebek 3 kişinin hayatını kaybettiği yangına ilişkin hazırlanan itfaiye raporuna SABAH ulaştı.
Raporda faciaya neden olan tüm ihmal ve eksiklikler gözler önüne serildi.
Binada bulunan yangın alarm sisteminin rutin kontrolleri yapılmamış; bu nedenle yangın esnasında uyarı sistemi devreye girmemiştir. Binanın yangın merdiveninde yer alan turbo fanlı duman tahliye sistemi de çalışmaz durumdadır. Yönetim, bu sistemin periyodik bakım ve fonksiyon testlerini gerçekleştirmemiştir.
Turbo fan sistemi devre dışı olduğundan, yangın sırasında oluşan yoğun duman binadan tahliye edilememiş, bu da ölümlerin büyük kısmının alevden değil, dumandan ve toksik gazlardan (özellikle karbonmonoksit) zehirlenme sonucu gerçekleşmesine neden olmuştur.
Binadaki otomatik yangın söndürme sistemi (sprinkler) ve yangın dolapları için, yangından önce bina yöneticisi tarafından daire başı 8.000 TL toplanmış ve sistemin “yenilendiği” bilgisi verilmiştir. Ancak olay anında yapılan tespitte, sprinkler ve yangın dolabı hatlarında hiç su bulunmadığı belirlenmiştir. Daha da vahimi, vana bağlantılarının projeye aykırı biçimde ters bağlanması nedeniyle, yangına müdahale amacıyla itfaiyenin su basması sonucu suyun otoparkta dışarıya aktığı görülmüştür.
İtfaiye ekipleri, yangın anında bu kritik mühendislik hatasını aşmak için yangın söndürme sistemi vana hattını keserek, doğrudan müdahale ile yeni bir vana sistemi kurmuş ve suyu bu yolla binaya vermiştir.
Dolayısıyla bina yöneticisinin: Toplanan paraya rağmen uygun olmayan bir söndürme sistemi kurdurmuş olması, Sistemin kontrolünü ve testini yaptırmaması, Tesisat hatalarının denetimini gerçekleştirmemesi, doğrudan bu facianın büyümesine yol açan ciddi ihmal zincirlerinin başında yer almaktadır.
Ayrıca: Bina içindeki yangın asansörü, resmi denetimlerde “kullanılamaz” anlamına gelen kırmızı etiketle sınıflandırıldığı kat malikleri tarafından iddia edilmektedir. Ancak, iddialara göre bina yöneticisi, yangından kısa bir süre önce bu etiketi sahte bir “yeşil etiket” ile değiştirmiştir. Yangında hayatını kaybeden güvenlik görevlisinin cenazesi bu yangın asansöründe bulunmuştur; bu da sistemin fiilen kullanıldığı, fakat güvenli olmadığı gerçeğini gözler önüne sermektedir.
Binanın katlarında bulunan elektrik şaft odalarında yanıcı özelliğe sahip, düşük kalite (3. sınıf) elektrik kabloları kullanılmıştır. Bu durum, yangının hızla büyümesine, yoğun duman ve zehirli gaz salınımına yol açmıştır.
Ayrıca, şaftlar arasında yangın durdurucu (bariyer) sistemlerin bulunmadığı, kapakların ise yangına dayanıklı metal yerine ahşap olduğu tespit edilmiştir. Bu da yangının katlar arasında yayılmasını kolaylaştıran çok ciddi bir yapısal kusurdur.
Bununla birlikte, elektrik şaftlarının içindeki eşyalar ve genel durumu hiçbir zaman kontrol edilmemiştir. Yönetim, bu alanlara ilişkin yasal olarak zorunlu periyodik denetim görevini açıkça ihmal etmiştir.
Tüm bu zincirleme ihmaller sonucu yaşanan faciada, 3 kişi hayatını kaybetmiştir. Site sakinleri, bu olayın en büyük sorumlusunun bina yöneticisi ve yapıyı inşa eden müteahhit olduğunu açık şekilde belirtmektedir.
Bina yöneticisinin kontrol ve bakım yükümlülüklerini yerine getirmemesi, binadaki yangın güvenlik sistemlerinin çalışmıyor olması doğrudan üç canın yitirilmesine neden olmuştur. Olay sonrası birçok kat maliki tarafından bina yöneticisi hakkında savcılığa suç duyurusunda bulunulmuştur.
İddialara göre, facia sonrası bina yöneticisi yaşanan acı duruma rağmen bina önünde duyarsız ve alaycı tavırlarla dolaşmaya devam etmiştir. Bu durum, yalnızca teknik değil, etik ve insani sorumluluğun da göz ardı edildiğini göstermektedir.
Binada bulunan yangın alarm sisteminin rutin kontrolleri yapılmamış; bu nedenle yangın esnasında uyarı sistemi devreye girmemiştir. Binanın yangın merdiveninde yer alan turbo fanlı duman tahliye sistemi de çalışmaz durumdadır. Yönetim, bu sistemin periyodik bakım ve fonksiyon testlerini gerçekleştirmemiştir.
Turbo fan sistemi devre dışı olduğundan, yangın sırasında oluşan yoğun duman binadan tahliye edilememiş, bu da ölümlerin büyük kısmının alevden değil, dumandan ve toksik gazlardan (özellikle karbonmonoksit) zehirlenme sonucu gerçekleşmesine neden olmuştur.
Binadaki otomatik yangın söndürme sistemi (sprinkler) ve yangın dolapları için, yangından önce bina yöneticisi tarafından daire başı 8.000 TL toplanmış ve sistemin “yenilendiği” bilgisi verilmiştir. Ancak olay anında yapılan tespitte, sprinkler ve yangın dolabı hatlarında hiç su bulunmadığı belirlenmiştir. Daha da vahimi, vana bağlantılarının projeye aykırı biçimde ters bağlanması nedeniyle, yangına müdahale amacıyla itfaiyenin su basması sonucu suyun otoparkta dışarıya aktığı görülmüştür.
İtfaiye ekipleri, yangın anında bu kritik mühendislik hatasını aşmak için yangın söndürme sistemi vana hattını keserek, doğrudan müdahale ile yeni bir vana sistemi kurmuş ve suyu bu yolla binaya vermiştir.
Dolayısıyla bina yöneticisinin: Toplanan paraya rağmen uygun olmayan bir söndürme sistemi kurdurmuş olması, Sistemin kontrolünü ve testini yaptırmaması, Tesisat hatalarının denetimini gerçekleştirmemesi, doğrudan bu facianın büyümesine yol açan ciddi ihmal zincirlerinin başında yer almaktadır.
Ayrıca: Bina içindeki yangın asansörü, resmi denetimlerde “kullanılamaz” anlamına gelen kırmızı etiketle sınıflandırıldığı kat malikleri tarafından iddia edilmektedir. Ancak, iddialara göre bina yöneticisi, yangından kısa bir süre önce bu etiketi sahte bir “yeşil etiket” ile değiştirmiştir. Yangında hayatını kaybeden güvenlik görevlisinin cenazesi bu yangın asansöründe bulunmuştur; bu da sistemin fiilen kullanıldığı, fakat güvenli olmadığı gerçeğini gözler önüne sermektedir.
Binanın katlarında bulunan elektrik şaft odalarında yanıcı özelliğe sahip, düşük kalite (3. sınıf) elektrik kabloları kullanılmıştır. Bu durum, yangının hızla büyümesine, yoğun duman ve zehirli gaz salınımına yol açmıştır.
Ayrıca, şaftlar arasında yangın durdurucu (bariyer) sistemlerin bulunmadığı, kapakların ise yangına dayanıklı metal yerine ahşap olduğu tespit edilmiştir. Bu da yangının katlar arasında yayılmasını kolaylaştıran çok ciddi bir yapısal kusurdur.
Bununla birlikte, elektrik şaftlarının içindeki eşyalar ve genel durumu hiçbir zaman kontrol edilmemiştir. Yönetim, bu alanlara ilişkin yasal olarak zorunlu periyodik denetim görevini açıkça ihmal etmiştir.
Tüm bu zincirleme ihmaller sonucu yaşanan faciada, 3 kişi hayatını kaybetmiştir. Site sakinleri, bu olayın en büyük sorumlusunun bina yöneticisi ve yapıyı inşa eden müteahhit olduğunu açık şekilde belirtmektedir.
Bina yöneticisinin kontrol ve bakım yükümlülüklerini yerine getirmemesi, binadaki yangın güvenlik sistemlerinin çalışmıyor olması doğrudan üç canın yitirilmesine neden olmuştur. Olay sonrası birçok kat maliki tarafından bina yöneticisi hakkında savcılığa suç duyurusunda bulunulmuştur.
İddialara göre, facia sonrası bina yöneticisi yaşanan acı duruma rağmen bina önünde duyarsız ve alaycı tavırlarla dolaşmaya devam etmiştir. Bu durum, yalnızca teknik değil, etik ve insani sorumluluğun da göz ardı edildiğini göstermektedir.
Binada bulunan yangın alarm sisteminin rutin kontrolleri yapılmamış; bu nedenle yangın esnasında uyarı sistemi devreye girmemiştir. Binanın yangın merdiveninde yer alan turbo fanlı duman tahliye sistemi de çalışmaz durumdadır. Yönetim, bu sistemin periyodik bakım ve fonksiyon testlerini gerçekleştirmemiştir.
Turbo fan sistemi devre dışı olduğundan, yangın sırasında oluşan yoğun duman binadan tahliye edilememiş, bu da ölümlerin büyük kısmının alevden değil, dumandan ve toksik gazlardan (özellikle karbonmonoksit) zehirlenme sonucu gerçekleşmesine neden olmuştur.
Binadaki otomatik yangın söndürme sistemi (sprinkler) ve yangın dolapları için, yangından önce bina yöneticisi tarafından daire başı 8.000 TL toplanmış ve sistemin “yenilendiği” bilgisi verilmiştir. Ancak olay anında yapılan tespitte, sprinkler ve yangın dolabı hatlarında hiç su bulunmadığı belirlenmiştir. Daha da vahimi, vana bağlantılarının projeye aykırı biçimde ters bağlanması nedeniyle, yangına müdahale amacıyla itfaiyenin su basması sonucu suyun otoparkta dışarıya aktığı görülmüştür.
İtfaiye ekipleri, yangın anında bu kritik mühendislik hatasını aşmak için yangın söndürme sistemi vana hattını keserek, doğrudan müdahale ile yeni bir vana sistemi kurmuş ve suyu bu yolla binaya vermiştir.
Dolayısıyla bina yöneticisinin: Toplanan paraya rağmen uygun olmayan bir söndürme sistemi kurdurmuş olması, Sistemin kontrolünü ve testini yaptırmaması, Tesisat hatalarının denetimini gerçekleştirmemesi, doğrudan bu facianın büyümesine yol açan ciddi ihmal zincirlerinin başında yer almaktadır.
Ayrıca: Bina içindeki yangın asansörü, resmi denetimlerde “kullanılamaz” anlamına gelen kırmızı etiketle sınıflandırıldığı kat malikleri tarafından iddia edilmektedir. Ancak, iddialara göre bina yöneticisi, yangından kısa bir süre önce bu etiketi sahte bir “yeşil etiket” ile değiştirmiştir. Yangında hayatını kaybeden güvenlik görevlisinin cenazesi bu yangın asansöründe bulunmuştur; bu da sistemin fiilen kullanıldığı, fakat güvenli olmadığı gerçeğini gözler önüne sermektedir.
Binanın katlarında bulunan elektrik şaft odalarında yanıcı özelliğe sahip, düşük kalite (3. sınıf) elektrik kabloları kullanılmıştır. Bu durum, yangının hızla büyümesine, yoğun duman ve zehirli gaz salınımına yol açmıştır.
Ayrıca, şaftlar arasında yangın durdurucu (bariyer) sistemlerin bulunmadığı, kapakların ise yangına dayanıklı metal yerine ahşap olduğu tespit edilmiştir. Bu da yangının katlar arasında yayılmasını kolaylaştıran çok ciddi bir yapısal kusurdur.
Bununla birlikte, elektrik şaftlarının içindeki eşyalar ve genel durumu hiçbir zaman kontrol edilmemiştir. Yönetim, bu alanlara ilişkin yasal olarak zorunlu periyodik denetim görevini açıkça ihmal etmiştir.
Tüm bu zincirleme ihmaller sonucu yaşanan faciada, 3 kişi hayatını kaybetmiştir. Site sakinleri, bu olayın en büyük sorumlusunun bina yöneticisi ve yapıyı inşa eden müteahhit olduğunu açık şekilde belirtmektedir.
Bina yöneticisinin kontrol ve bakım yükümlülüklerini yerine getirmemesi, binadaki yangın güvenlik sistemlerinin çalışmıyor olması doğrudan üç canın yitirilmesine neden olmuştur. Olay sonrası birçok kat maliki tarafından bina yöneticisi hakkında savcılığa suç duyurusunda bulunulmuştur.
İddialara göre, facia sonrası bina yöneticisi yaşanan acı duruma rağmen bina önünde duyarsız ve alaycı tavırlarla dolaşmaya devam etmiştir. Bu durum, yalnızca teknik değil, etik ve insani sorumluluğun da göz ardı edildiğini göstermektedir.
Binada bulunan yangın alarm sisteminin rutin kontrolleri yapılmamış; bu nedenle yangın esnasında uyarı sistemi devreye girmemiştir. Binanın yangın merdiveninde yer alan turbo fanlı duman tahliye sistemi de çalışmaz durumdadır. Yönetim, bu sistemin periyodik bakım ve fonksiyon testlerini gerçekleştirmemiştir.
Turbo fan sistemi devre dışı olduğundan, yangın sırasında oluşan yoğun duman binadan tahliye edilememiş, bu da ölümlerin büyük kısmının alevden değil, dumandan ve toksik gazlardan (özellikle karbonmonoksit) zehirlenme sonucu gerçekleşmesine neden olmuştur.
Binadaki otomatik yangın söndürme sistemi (sprinkler) ve yangın dolapları için, yangından önce bina yöneticisi tarafından daire başı 8.000 TL toplanmış ve sistemin “yenilendiği” bilgisi verilmiştir. Ancak olay anında yapılan tespitte, sprinkler ve yangın dolabı hatlarında hiç su bulunmadığı belirlenmiştir. Daha da vahimi, vana bağlantılarının projeye aykırı biçimde ters bağlanması nedeniyle, yangına müdahale amacıyla itfaiyenin su basması sonucu suyun otoparkta dışarıya aktığı görülmüştür.
İtfaiye ekipleri, yangın anında bu kritik mühendislik hatasını aşmak için yangın söndürme sistemi vana hattını keserek, doğrudan müdahale ile yeni bir vana sistemi kurmuş ve suyu bu yolla binaya vermiştir.
Dolayısıyla bina yöneticisinin: Toplanan paraya rağmen uygun olmayan bir söndürme sistemi kurdurmuş olması, Sistemin kontrolünü ve testini yaptırmaması, Tesisat hatalarının denetimini gerçekleştirmemesi, doğrudan bu facianın büyümesine yol açan ciddi ihmal zincirlerinin başında yer almaktadır.
Ayrıca: Bina içindeki yangın asansörü, resmi denetimlerde “kullanılamaz” anlamına gelen kırmızı etiketle sınıflandırıldığı kat malikleri tarafından iddia edilmektedir. Ancak, iddialara göre bina yöneticisi, yangından kısa bir süre önce bu etiketi sahte bir “yeşil etiket” ile değiştirmiştir. Yangında hayatını kaybeden güvenlik görevlisinin cenazesi bu yangın asansöründe bulunmuştur; bu da sistemin fiilen kullanıldığı, fakat güvenli olmadığı gerçeğini gözler önüne sermektedir.
Binanın katlarında bulunan elektrik şaft odalarında yanıcı özelliğe sahip, düşük kalite (3. sınıf) elektrik kabloları kullanılmıştır. Bu durum, yangının hızla büyümesine, yoğun duman ve zehirli gaz salınımına yol açmıştır.
Ayrıca, şaftlar arasında yangın durdurucu (bariyer) sistemlerin bulunmadığı, kapakların ise yangına dayanıklı metal yerine ahşap olduğu tespit edilmiştir. Bu da yangının katlar arasında yayılmasını kolaylaştıran çok ciddi bir yapısal kusurdur.
Bununla birlikte, elektrik şaftlarının içindeki eşyalar ve genel durumu hiçbir zaman kontrol edilmemiştir. Yönetim, bu alanlara ilişkin yasal olarak zorunlu periyodik denetim görevini açıkça ihmal etmiştir.
Tüm bu zincirleme ihmaller sonucu yaşanan faciada, 3 kişi hayatını kaybetmiştir. Site sakinleri, bu olayın en büyük sorumlusunun bina yöneticisi ve yapıyı inşa eden müteahhit olduğunu açık şekilde belirtmektedir.
Bina yöneticisinin kontrol ve bakım yükümlülüklerini yerine getirmemesi, binadaki yangın güvenlik sistemlerinin çalışmıyor olması doğrudan üç canın yitirilmesine neden olmuştur. Olay sonrası birçok kat maliki tarafından bina yöneticisi hakkında savcılığa suç duyurusunda bulunulmuştur.
İddialara göre, facia sonrası bina yöneticisi yaşanan acı duruma rağmen bina önünde duyarsız ve alaycı tavırlarla dolaşmaya devam etmiştir. Bu durum, yalnızca teknik değil, etik ve insani sorumluluğun da göz ardı edildiğini göstermektedir.
Binada bulunan yangın alarm sisteminin rutin kontrolleri yapılmamış; bu nedenle yangın esnasında uyarı sistemi devreye girmemiştir. Binanın yangın merdiveninde yer alan turbo fanlı duman tahliye sistemi de çalışmaz durumdadır. Yönetim, bu sistemin periyodik bakım ve fonksiyon testlerini gerçekleştirmemiştir.
Turbo fan sistemi devre dışı olduğundan, yangın sırasında oluşan yoğun duman binadan tahliye edilememiş, bu da ölümlerin büyük kısmının alevden değil, dumandan ve toksik gazlardan (özellikle karbonmonoksit) zehirlenme sonucu gerçekleşmesine neden olmuştur.
Binadaki otomatik yangın söndürme sistemi (sprinkler) ve yangın dolapları için, yangından önce bina yöneticisi tarafından daire başı 8.000 TL toplanmış ve sistemin “yenilendiği” bilgisi verilmiştir. Ancak olay anında yapılan tespitte, sprinkler ve yangın dolabı hatlarında hiç su bulunmadığı belirlenmiştir. Daha da vahimi, vana bağlantılarının projeye aykırı biçimde ters bağlanması nedeniyle, yangına müdahale amacıyla itfaiyenin su basması sonucu suyun otoparkta dışarıya aktığı görülmüştür.
İtfaiye ekipleri, yangın anında bu kritik mühendislik hatasını aşmak için yangın söndürme sistemi vana hattını keserek, doğrudan müdahale ile yeni bir vana sistemi kurmuş ve suyu bu yolla binaya vermiştir.
Dolayısıyla bina yöneticisinin: Toplanan paraya rağmen uygun olmayan bir söndürme sistemi kurdurmuş olması, Sistemin kontrolünü ve testini yaptırmaması, Tesisat hatalarının denetimini gerçekleştirmemesi, doğrudan bu facianın büyümesine yol açan ciddi ihmal zincirlerinin başında yer almaktadır.
Ayrıca: Bina içindeki yangın asansörü, resmi denetimlerde “kullanılamaz” anlamına gelen kırmızı etiketle sınıflandırıldığı kat malikleri tarafından iddia edilmektedir. Ancak, iddialara göre bina yöneticisi, yangından kısa bir süre önce bu etiketi sahte bir “yeşil etiket” ile değiştirmiştir. Yangında hayatını kaybeden güvenlik görevlisinin cenazesi bu yangın asansöründe bulunmuştur; bu da sistemin fiilen kullanıldığı, fakat güvenli olmadığı gerçeğini gözler önüne sermektedir.
Binanın katlarında bulunan elektrik şaft odalarında yanıcı özelliğe sahip, düşük kalite (3. sınıf) elektrik kabloları kullanılmıştır. Bu durum, yangının hızla büyümesine, yoğun duman ve zehirli gaz salınımına yol açmıştır.
Ayrıca, şaftlar arasında yangın durdurucu (bariyer) sistemlerin bulunmadığı, kapakların ise yangına dayanıklı metal yerine ahşap olduğu tespit edilmiştir. Bu da yangının katlar arasında yayılmasını kolaylaştıran çok ciddi bir yapısal kusurdur.
Bununla birlikte, elektrik şaftlarının içindeki eşyalar ve genel durumu hiçbir zaman kontrol edilmemiştir. Yönetim, bu alanlara ilişkin yasal olarak zorunlu periyodik denetim görevini açıkça ihmal etmiştir.
Tüm bu zincirleme ihmaller sonucu yaşanan faciada, 3 kişi hayatını kaybetmiştir. Site sakinleri, bu olayın en büyük sorumlusunun bina yöneticisi ve yapıyı inşa eden müteahhit olduğunu açık şekilde belirtmektedir.
Bina yöneticisinin kontrol ve bakım yükümlülüklerini yerine getirmemesi, binadaki yangın güvenlik sistemlerinin çalışmıyor olması doğrudan üç canın yitirilmesine neden olmuştur. Olay sonrası birçok kat maliki tarafından bina yöneticisi hakkında savcılığa suç duyurusunda bulunulmuştur.
İddialara göre, facia sonrası bina yöneticisi yaşanan acı duruma rağmen bina önünde duyarsız ve alaycı tavırlarla dolaşmaya devam etmiştir. Bu durum, yalnızca teknik değil, etik ve insani sorumluluğun da göz ardı edildiğini göstermektedir.
Binada bulunan yangın alarm sisteminin rutin kontrolleri yapılmamış; bu nedenle yangın esnasında uyarı sistemi devreye girmemiştir. Binanın yangın merdiveninde yer alan turbo fanlı duman tahliye sistemi de çalışmaz durumdadır. Yönetim, bu sistemin periyodik bakım ve fonksiyon testlerini gerçekleştirmemiştir.
Turbo fan sistemi devre dışı olduğundan, yangın sırasında oluşan yoğun duman binadan tahliye edilememiş, bu da ölümlerin büyük kısmının alevden değil, dumandan ve toksik gazlardan (özellikle karbonmonoksit) zehirlenme sonucu gerçekleşmesine neden olmuştur.
Binadaki otomatik yangın söndürme sistemi (sprinkler) ve yangın dolapları için, yangından önce bina yöneticisi tarafından daire başı 8.000 TL toplanmış ve sistemin “yenilendiği” bilgisi verilmiştir. Ancak olay anında yapılan tespitte, sprinkler ve yangın dolabı hatlarında hiç su bulunmadığı belirlenmiştir. Daha da vahimi, vana bağlantılarının projeye aykırı biçimde ters bağlanması nedeniyle, yangına müdahale amacıyla itfaiyenin su basması sonucu suyun otoparkta dışarıya aktığı görülmüştür.
İtfaiye ekipleri, yangın anında bu kritik mühendislik hatasını aşmak için yangın söndürme sistemi vana hattını keserek, doğrudan müdahale ile yeni bir vana sistemi kurmuş ve suyu bu yolla binaya vermiştir.
Dolayısıyla bina yöneticisinin: Toplanan paraya rağmen uygun olmayan bir söndürme sistemi kurdurmuş olması, Sistemin kontrolünü ve testini yaptırmaması, Tesisat hatalarının denetimini gerçekleştirmemesi, doğrudan bu facianın büyümesine yol açan ciddi ihmal zincirlerinin başında yer almaktadır.
Ayrıca: Bina içindeki yangın asansörü, resmi denetimlerde “kullanılamaz” anlamına gelen kırmızı etiketle sınıflandırıldığı kat malikleri tarafından iddia edilmektedir. Ancak, iddialara göre bina yöneticisi, yangından kısa bir süre önce bu etiketi sahte bir “yeşil etiket” ile değiştirmiştir. Yangında hayatını kaybeden güvenlik görevlisinin cenazesi bu yangın asansöründe bulunmuştur; bu da sistemin fiilen kullanıldığı, fakat güvenli olmadığı gerçeğini gözler önüne sermektedir.
Binanın katlarında bulunan elektrik şaft odalarında yanıcı özelliğe sahip, düşük kalite (3. sınıf) elektrik kabloları kullanılmıştır. Bu durum, yangının hızla büyümesine, yoğun duman ve zehirli gaz salınımına yol açmıştır.
Ayrıca, şaftlar arasında yangın durdurucu (bariyer) sistemlerin bulunmadığı, kapakların ise yangına dayanıklı metal yerine ahşap olduğu tespit edilmiştir. Bu da yangının katlar arasında yayılmasını kolaylaştıran çok ciddi bir yapısal kusurdur.
Bununla birlikte, elektrik şaftlarının içindeki eşyalar ve genel durumu hiçbir zaman kontrol edilmemiştir. Yönetim, bu alanlara ilişkin yasal olarak zorunlu periyodik denetim görevini açıkça ihmal etmiştir.
Tüm bu zincirleme ihmaller sonucu yaşanan faciada, 3 kişi hayatını kaybetmiştir. Site sakinleri, bu olayın en büyük sorumlusunun bina yöneticisi ve yapıyı inşa eden müteahhit olduğunu açık şekilde belirtmektedir.
Bina yöneticisinin kontrol ve bakım yükümlülüklerini yerine getirmemesi, binadaki yangın güvenlik sistemlerinin çalışmıyor olması doğrudan üç canın yitirilmesine neden olmuştur. Olay sonrası birçok kat maliki tarafından bina yöneticisi hakkında savcılığa suç duyurusunda bulunulmuştur.
İddialara göre, facia sonrası bina yöneticisi yaşanan acı duruma rağmen bina önünde duyarsız ve alaycı tavırlarla dolaşmaya devam etmiştir. Bu durum, yalnızca teknik değil, etik ve insani sorumluluğun da göz ardı edildiğini göstermektedir.