Zengin muhitinde şok görene kadar ben de aynı şeyi düşünüyodum. Hatta meyve sebzeleri de baya iyiydi. Çalışanları bile konuşmayı biliyordu, çok acayip.
Şu kadının böyle hareketlerinden nasıl bir popülist olduğu belliydi zaten. Hangi tarafa yaranmaya çalışıyorsa o tarafın değerlerini sonuna kadar sömüren bi tip. Şunun gibilerim mv olduğu düzene soxam.
📢 Şeyh Said'in "hatırasına" hakaret suçlamasıyla yargılandığı davada 8 bin 700 TL para cezasına çarptırılan Ümit Özdağ:
⭕ "Kabul edilebilir bir ceza değil. Çünkü Şeyh Said'in hakaret edilebilecek bir hatırası olduğunu kabul ediyor. Biz bunu kabul etmiyoruz.
⭕ Bu, bana karşı verilmiş bir ceza değil. Esasen Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne verilmiş bir ceza."
Şu dünya kupasına kadar performansı iyiydi. Ama dünya kupasında sıçtı batırdı. Ama esas rezillik istatistiklerin arkasına sığınıp iyi olduğumuzu düşünmesi. "Az farkla kaçtı" dediğimiz 1-2 pozisyonumuz anca var lan. Çıkıp evet kötü oynadık diyip özür dileyeceksin, bu kadar basit.
Vincenzo Montella: "590 kez rakip ceza sahasına girmişiz, daha ne söyleyebilirim? 300'den fazla ceza sahası içinde mücadele ettik. Bu da en yüksek oran. Sonuç elde etsek yorumlar farklı olurdu. 1 gol atsaydık her şey farklı olabilirdi. Bence mükemmel diye bir teknik direktör yok, varsa ben de kendisiyile tanışmak isterdim."
🔴#SONDAKİKA | ABD Başkanı Trump, Türkiye’ye F-35 satışı hakkında konuştu.
• Muhabir: Türkiye, F-35 savaş uçakları istiyor. Türkiye’ye büyük bir hediye paketiyle mi gidiyorsunuz?
• Trump: Evet, sanırım öyle. O, NATO’nun bir üyesi. Muhtemelen onu çok mutlu edecek bir şey yapacağım. Açıkçası, zirveye Cumhurbaşkanı Erdoğan ev sahipliği yapıyor olmasaydı, sanırım katılmazdım.
Deniz Göktaş, YouTube'da yayınladığı yeni stand-up gösterisinde, Recep Tayyip Erdoğan'la ilgili de espriler yaptı:
"Biraz tatsız bir şey söyleyeceğim. Ben Recep Tayyip Erdoğan'ı hiç sevmedim. Hayatımda bir dakika bile. Ama..."
Türkiye’de son yılların en dürüst aynası artık TÜİK tablosu değil, “hype kız” hikâyesi gibi görünen küçük anekdotlar.
Bu kız: başta entelektüel, seviyeli, düzgün içerik üretiyor. Yeterince hype olamıyor. Sonra format değiştiriyor; daha yüzeysel, “mal mal” görünen videolar, abartılı tepkiler, kaotik anlar…
Etkileşim patlıyor, abonelikler artıyor, sonunda eşine araba alabilecek kadar para kazanıyor.
Bu, tek bir kızın “bozulma” ya da “akıllanma” hikâyesi değil.
Bu, Türkiye’de emek, bilgi ve katma değerin neye dönüştüğünün hikâyesi.
Henüz gelmemiş başarının üzerinden yapılan aşırı gösterişin, dünya çapında insanların en sevdiği komedi türlerinden biri olduğunu herkes görmüş oldu.
Üstelik bu konu artık futbol yorumundan çok daha büyük bir şeye evrilmiştir.
Bu noktada jeopolitik açıdan büyük resmi görenler? Peki anlatalım, SOFT POWER, insanların sizi gördüğünde hissettiği duygudur. Bir ülkenin gerçek büyüklüğü ne kadar yüksek sesle bağırdığıyla değil, insanlar onun adını duyduğunda akıllarına ne geldiğiyle ölçülür.
🤜 Teknoloji üreten ülke güven verir.
🤜 Bilim üreten ülke saygı uyandırır.
🤜 Sanat üreten ülke hayranlık bırakır.
🤜 Edebiyat üreten ülke düşünce ihraç eder.
🤜 Sinema üreten ülke kültürünü dünyaya taşır.
🤜 Müzik üreten ülke insanların kalbine girer.
🤜 Spor kültürü geliştiren ülke ilham verir.
🤜 Hukuka güven veren ülke yatırım çeker.
🤜 Üniversiteleri güçlü olan ülke beyin toplar.
🤜 Şehirleri yaşanabilir olan ülke yetenek çeker.
🤜 İnsanına fırsat sunan ülke umut üretir.
Soft power budur.
Dünyanın dört bir yanında yabancılar, Türk Milli Futbol takımının gösterdiği performansa oranla yapılmış olan son derece abartılı ön kutlamalar ve şatafatlı konvoylarla ilgili dalga geçiyor.
İşin kötüsü dalga geçerken futbolcuların resimleri yerine Türk bayrağını kullanıyorlar.
Sporda kaybetmek de oyunun doğal bir sonucu olsa da asıl büyük sorun, kazanılmamış başarılara orantısızca yatırım ve reklam yapılarak kibirinle, gösteriş tutkunla dünyanın dikkatini fazlasıyla üzerine çekip olası istenmeyen bir senaryonun gerçekleşmesi durumunda ülkenin soft power denilen gücünün hiç mi hiç hesaba katılmamış olmasıdır.
Davranışsal ekonomide buna “prestij tüketimi” denir. Gerçek başarı üretilemeden insanlar başarı hissini semboller üzerinden satın almaya çalışır. Gösteriş, çok önceden sonucun yerini alır. Algı, performansın önüne geçer.
Psikolojide bunun adı aşırı telafidir. İnsanlar ve kurumlar en çok eksikliğini hissettikleri şeyi sergileme eğilimindedir. Kendinden emin olanın kendini sürekli övmesi gerekmez. Güçlü olan gücünü her dakika ilan etmez.
Dünyanın saygı duyduğu spor kültürleri genellikle sessizdir. Bilirler ki sporda tek konuşması gereken performanstır.
Türkiye’nin futbol sorunu sonucun önüne geçen gösteriş kültürüdür. Takım olmadan marka yaratmaya çalışmak. Başarı gelmeden başarı hikayesi yazmak.
Peki bu zihniyet ne zaman ve nasıl gelip de sporu ele geçirdi?
Türk futbolunun ihtiyacı olan şey daha büyük konvoylar, daha büyük reklamlar, devasa sponsor yatırımları ya da ödül olarak tatil villası dağıtılması değildir.
En çok ihtiyacı olan şey, dünyanın başarılı spor kültürlerinin yıllardır yaptığı ve bir çoğuna çok sıkıcı gelebilecek olan daha az ego, daha az şov ve çok daha fazla çalışmadır.
Emin olun dünyada kimse sessizce gelen başarıyla dalga geçmez.
Peki, dünya çapında Türk bayrağı kullanılarak Türk Milli Takımı’nın performansı ve öncesinde yapılan gösterişli konvoylar, reklam kampanyaları ve büyük laflarla dalga geçen paylaşımları okuduğumuzda hissettiğimiz üzüntü ve utancı, buna sebep olanlar da hissediyor mudur?
Türkiye’yi ve Türk bayrağını bu gösterişçilik zihniyetine alet etmeye hakkınız yok.
Dünya Kupası'nın tarihinde, hiçbir takım %70'in üzerinde topa sahip olma oranına sahipken ve 30'dan fazla şut çekerken bir maçı kaybetmemiş.
Sonra Türkiye ortaya çıktı ve bunu üst üste iki maçta başardı, tek bir gol bile atamadan ve o maçlardan ikincisini neredeyse bir saat boyunca rakip bir kişi eksik oynarken yaptı.
Türkiye 0-2 Avustralya: Türkiye'nin %72 topa sahip olma oranı ve 30 toplam şut.
Türkiye 0-1 Paraguay: Türkiye'nin %78 topa sahip olma oranı ve 32 toplam şut.
%75 ortalama topa sahip olma oranıyla 0 puan ve 0 gol, toplam 62 şut.
@2010MisterChip
Elenmemizin sebebi gt kalkıklığı. Euro 2020ye de darkhorse, altın jenerasyon laflarıyla gittik elimize verdiler -ki o grup bundan zordu-. O turnuvadaki gibi hazırlıksızız yine. Özellikle 2020de oynayan oyunculardan ipleri sıkı tutmalarını beklerdim, hiç ders almamışlar. #Türkiye
Bu heriflerin cenabet eli milli takıma bulaştıysa başarılı olmamız pek mümkün değil artık. Bir de gol atan Tayyip videosu koymuşlar ya. Alın santrafor oynatın bari.
Bill Gates de Apple kurucusu da sen de zengin aile çocuklarısınız Fatih. Bizim gibi orta-alt seviyedeki bi ailenin çocuğu olsaydın böyle lavuk lavuk konuşabilir miydin acaba?
Fatih Altaylı:
"Boğaziçi Üniversitesi'nde 3 sene okudum. Baktım hiçbir şey öğrenmiyorum, zaman kaybediyorum, bıraktım.
Şimdi bana sosyal medyada 'diplomasız' diye dalga geçenler var. Bill Gates'in de Apple kurucusunun da diploması yok. Önemli olan o okula girecek bilgi seviyesinde olmaktır."
oğlum ben messi manyağı bi adam olarak bu ronaldoya fazla yüklenildiğini düşünüyorum. yıllardır takım arkadaşı gol attığında tek elini böyle kaldırır ronaldo. gidin eski madrid maçlarını izleyin. bu linç kültürünün boku çıktı, tüm dünyada aldı başını gidiyor.