şule gürbüz diyor ya, ‘her şeye yaklaşmak, her şeyi bilmek ve herkesle hemhâl olmak zorunda değiliz. bazı şeylerin uzakta ve kendi renginde kalması, hem onlara hem de bize hürmettir.’ çünkü sınır, ruhun zırhıdır. herkesi içeri alan, en çok da kendi içindeki evi talan eder.
Sekiz yaşımızda oruç tutuyorduk, kurban kesimini izliyorduk, evin ortasında cenaze varken Kur'an dinliyorduk, sokakta kavga ediyor, eve pislik içinde dönüyorduk. Hayatın içindeydik. Şimdi travma korkusu ve hijyen takıntısıyla yetiştirilen çocuklar, biblo gibi naif ve kırılgan.