storyteller, marine journalist, aqua-holic, homo delphinus... verba volant, scripta manent, nautical mind, dünyanın dörtte üçü su, oşino, motorboat&yachting
Bilgi üniversitesinde son sınıf öğrencisi olan bir kişi, yaşadığı şaşkınlığı anlattı:
“5 senedir gittiğim, kazandığım, ücretini ödediğim, emek verdiğim, psikoloji bölümünde iki haftaya mezun olacağım okulum az önce kapatıldı. Ve okula ulaşamıyoruz.”
📍Bırakın şimdi butlan, şutlan, Kılıçdaroğlu’nu. Sabahattin Önkibar’ın bu konuşması neden yeterince gündem olmadı? Halbuki yeri göğü inletmesi gerekirdi. Dikkatle dinleyin:
“— Dün Silivri’de dehşet bir şeye tanık olundu.
— İddianame İmamoğlu’nun kasası olarak görülen ve itirafçı olarak duyurulan Murat Kapki dün mahkeme salonunda adeta çığlık attı.
— Dedi ki: ‘Savcılar beni karımla tehdit etti.’
— Dedi ki: ‘Eşimi gözaltına alıp tutuklanacağını ima ettiler. Ben de karımı kurtarmak için ne derseniz evet diyeceğim dedim. Önüme konan her şeyi de imzaladım. Savcı o gün Roma’yı da sen mi yaktın deseydi yine evet diyecektim!
— Halbuki değil Ekrem İmamoğlu’nun kasası olmak, değil suç örgütünde bulunmak, suç örgütünün yöneticisi olmak; Ekrem Bey’le hayatımda bir kere bile konuşmadım.’ dedi.
— Evet İmamoğlu yargılamalarında en büyük dayanak yapılan Murat Kapki dün mahkemede bunları söyleyerek adeta iddianameyi paramparça etti, davayı bitirdi!
— Şimdi anladınız mı İmamoğlu duruşmaları neden televizyonda canlı yayınlanmıyor?
— Canlı yayın olsaydı ‘karımla beni tehdit etti’ ifadesi millet tarafından duyulup öğrenilecek ve büyük tepki yaratacaktı.
— Bakın yakın tarih, yakın geçmiş ortada.
— AKP’lilerin tamamının zulüm mahkemesi dediği 1960 Yassıada yargılamalarında bile o dönem televizyon olmadığı için radyodan naklen yayın yapıldı.
— Evet, darbeciler bile mahkemede olanları milletten saklamayı düşünmediler.
— Bugün ise tam tersi yapılıyor. Her şey saklanıyor. Çünkü orada edilecek sözlerden korkuyorlar.
— Emin olun bilseler mahkemede İmamoğlu rezil olacak, AKP fayda sağlayacak; vallahi 15 kanal canlı yayın yapar!”
İBB DAVASI TEMELİNDEN ÇÖKMÜŞTÜR!
Bugün (8 Ocak 2026) İstanbul’da yaşanan şiddetli lodos fırtınası, özellikle Marmara’nın kuzeyinde, Ataköy–Maltepe hattında lodosa açık amatör denizci tekneleri için ağır bir bilanço yarattı. Karaya oturanlar oldu, parçalananlar oldu, batanlar oldu. Bu tablo bize bir kez daha şunu gösterdi: Türkiye’de amatör denizcilik hâlâ çok zayıf temeller üzerinde duruyor.
Denizciliğin en temel, en tartışmasız kuralı şudur: Fırtınanın estiği rüzgâr altında tekne bırakılmaz.
Fırtına geliyorsa tedbir alınır. Gerekirse tekneler balıkçı barınaklarına, en yakın güvenli koylara, demir yerlerine geçici olarak intikal ettirilir. En kötü ihtimal demir alınıp rüzgâr üstüne emniyetli seyir yapılır . Bunlar teorik bilgiler değildir, yüzlerce yıllık denizcilik aklının süzülmüş halidir. Bugün yaşanan kayıpların önemli bir kısmı, bu basit tedbirlerin alınmaması yüzündendir.
Elbette mesele yalnızca tekne sahiplerinin ihmali değildir. Burada Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı başta olmak üzere kamu kurumlarına da ciddi görevler düşmektedir.
Nasıl ki kar fırtınası gelmeden önce yollar tuzlanır, halk saatler öncesinden uyarılır; deniz için de aynı refleks gösterilmelidir.
Fırtına öncesi ve sırasında sürekli yayınlar, net ve bağlayıcı çağrılar, “teknenizi emniyete alın” uyarıları yapılmalıdır.
Şu gerçeği artık kabullenmek zorundayız:
Amatör denizcilik; tekne sayısıyla, marina doluluğuyla, kaç kişinin amatör denizci belgesi aldığıyla gelişmez.
Amatör denizcilik başta doğaya ve denizin gücüne duyulan saygıyla;
denizcilik kültürüyle ve deniz görgüsüyle gelişir.
Bugün lodosun parçaladığı tekneler, aslında ihmalin, bilgisizliğin ve “bir şey olmaz” kolaycılığının enkazıdır.
Deniz affetmez. Denizi hafife alanı er ya da geç cezalandırır. Bu yaşananlar bir “doğal afet”ten çok, öngörülebilir ve önlenebilir bir denizcilik zaafının sonucudur.
Bu tabloyu seyredip geçmek yerine, ders çıkarmak zorundayız. Aksi halde bir sonraki fırtınada aynı manzarayı, belki daha ağır bedellerle, yeniden konuşuruz.
Dün marmara eğitim araştırma hastanesi’nin klimaları çalışmıyordu. Bugün Sabiha Gökçen havalimanındayım, burda da açmıyorlarmış. Kemerler sıkılmış da bu sıcakta yazık günah..
Denizcilerin ve yelkencilerin yoğun olduğu whatsapp gruplarında Çanakkale ve Bozcaada'ya uğramayın kampanyaları başlamış. Limnos adasında 4,5 euro olan liman ücreti Bozcaada'da 72 euro , Çanakkale'de 131 euro tutuyormuş. Bu nasıl bir denizci düşmanlığıdır anlamadım. Bu insanların çoğu emekliliğini denizde geçirmeye çalışan insanlar. Daha acıklısı her iki Belediye de CHP belediyesi. İnsaf yahu... @bozcaada_bld@ckalebelediye@canakkale
Bu kurye şirketine nasıl ulaşılır??? Dün dağıtıma çıkan önemli bir evrağım bugün dağıtıma sevk edildiye düştü.. mesajlarım üzerine de 6 günde teslim edilecek cevabı geldi! @agtkurye