İmamoğlu zübüğün yalakası olduğundandır !..
Kadının anlattığı tek bir sözde algı, çarpıtma, dezenformasyon yok. Senin zübüklerin aksine ortaya bir şey atmıyor, belgeli konuşuyor. Senin zübükleri deşifre ettikçe zübük seçmeni rahatsız oluyor, bunu anlıyoruz !
Lakin "Bilgileri nereden alıyor ?" gibi absürt bir soruyu da ancak senin gibi zübük müritleri sorgular.
Nereden aldığının ne önemi var? Belki istihbaratı sağlamdır; belki zübüklere yakın itirafçılar bilgi sızdırmıştır; belki siber suç biriminin gölge çalışanıdır; hatta MİT'ten destek alıyordur. Önemli olan, anlattıklarının bir süre sonra doğru olduğunun ortaya çıkmış olmasıdır.
Ha, bir de !
"İstanbul sel felaketinde sahipsiz kaldı çünkü İmamoğlu hapiste" benzeri bir paylaşım yapmışsın !
İşte senin gibi siyasi zekası tek hücreli kalmış insanlara gönderme yapmak için var @siberhabertv sayfası !
2019'dan beri altyapı yıpranarak eskimiş, belediyelerin hizmet parası hiçe sayılmış; ihbar ve itiraf edenlerin hepsi de İmamoğlu'nun en güvendiği CHP'li siyasiler. Belediyeler borç içinde. Reklama verilen göz boyama paralar kadar oturaklı belgeli tek bir hizmet yok !
Rögar temizliği ihmal edilmiş. İşinin ehli olanlar yerine işinin ehli olmayanlara görev verilmiş.
Bak bunlar hep belgeli.
Sen kalkmış bu sayfaya mı yükleniyorsun !
Asıl tedavi olması gereken sizlersiniz.
Kadın; izahı olmayan sizleri tiye alarak bir sunum yapıyor. Zira sizleri mizah yapmadan anlatmak mümkün değil.
Inan bana asıl o zaman insanın psikolojisi bozuluyor !
Son bir şey daha:
Hakkınızdan öyle güzel geliyor ki !
Vallahi gâh kahkahayla gâh "Yok artık!" şaşkınlığıyla dinliyorum !
Zaten sizleri rahatsız etmezse o zaman asıl ben rahatsız olurdum !
"Etimolojik olarak "beşer," derisi açıkta, kıl postunu çıkarmış fiziki canlıyı ifade eder.
Doğar, beslenir, ürer, barınır, hastalanır ve ölür.
Bu boyutuyla beşer, tabiat döngüsünün bir parçası, dürtülerinin icracısıdır. Yeryüzünün en gelişmiş primatıdır belki ama henüz "İnsan" değildir.
Homo sapienstir...
Peki tamam da biyolojik bir canlı olan "şaşar beşer," ne zaman ve nasıl varoluşsal anlamda sıçrar da "insan" olma niteliği kazanır?
Sıçrama, soyutlama yetisinde ve düşünme kâbiliyetinde gizlidir.
Soyutlama; "şimdi ve burada" olanı parçalayıp yeniden tahayyül edip kurabilme gücüdür. Önündeki bir taşa bakan beşer, onu sadece bir engel, bir silah olarak görür. İnsan ise o taşı zihninde taşlığından koparır; ona bir anlam, bir sembol, bir sanat eseri ya da bir kutsallık yükler.
İnsan, biyolojik evrimin değil, zihinsel ve mânevi bir dönüşümün meyvesidir "
@eaksoy55 Kripto, ben TL nin yada doların yerine stabil olacağının garantisini veremedim para cıkrdım 1 dolar 1 myshitcoin dir lütfen alın ve kullanın demektir
@borsakitapp@Ekovizyon_07 Kardeş, borsa vahşi bir yerdir, kaç yüz tane hisse var, istikrarlı yükselen Tüpraş, bim, ASELSAN vs secmeyip. 6 liradan Blr senede 400 e giden hisseleri seçersen bunları göze alacaksın, hissede her koyun kendi bacağından asılır.
Öyle çirkefler ki, mahkeme bile 'bulaşırsak hepimizin seviyesini düşürecek bir kitle var karşımızda' diye düşünüyor olmalı. 'Çirkefle çirkef olunmaz' babında bir müsamaha var sanki. Hırsızları savunmak için ; sokaklara taşan, polisle çatışan, parti binasını işgal eden, binada kamu malını yıkıp parçalayan, mahkeme koridorlarında olay çıkartan bir kitle var karşımızda. Üstelik mahkemede ne rezil bir kitle olduğu da, ibret olarak arşiv kayıtlarına geçecektir.
@eaksoy55 ortada kâr Yok ki.. kâr gibi görünen şey en üst fiyattan fon alanlar.. piramidin tabanı.. en sonlarda en üst fiyatlardan 50 bin kişinin soktuğu para en tepedeki 50 kişinin kârı.. yani tepedeki 50 kişi fona en üst fiyattan giren 50 bin kişiye malı cakmış...
"Muhalefet açısından mesele asla "yolsuzluk" değildir; nitekim devraldıkları ve yönettikleri belediyeleri neredeyse kısa sürede yağmalamaya kalktıkları az çok gözler önündedir. Muhalefet, fon krizini siyasi bir kampanyaya çevirerek Erdoğan'a karşı seçimlere kadar kullanacaktır. "Bu da normaldir" denilecek şüphesiz; evet, normaldir. Fakat bu fon skandalını kimin ve hangi gücün muhalefete hediye ettiğini düşünmemizin de bir sakıncası olmasa gerek."
Cumhuriyet'in kurucu askerî kadrolarının yetiştiği modern eğitim geleneği gökten inmedi; Osmanlı'nın kendi modernleşme hamlesinin ürünüydü !
-1839 Tanzimat'ıyla dönüşüm artık yalnız askerî alanda kalmıyor; idareye, hukuka, maliyeye ve eğitime yayılıyor.
-1840'lardan itibaren modern eğitim kademeleri oluşturuluyor. Rüştiyeler açılıyor. Öğretmen yetiştirmek için Darülmuallimin kuruluyor.
-1858'de kız rüştiyesi açılıyor. 1859'da Mekteb-i Mülkiye devlet adamı ve bürokrat yetiştirmeye başlıyor. Programında ekonomi politik, istatistik, devletler hukuku, coğrafya, muhasebe ve idare gibi dersler bulunuyor.
Darülfünun düşüncesi ve teşebbüsleri de Cumhuriyet'ten önce ortaya çıkıyor. Fen, edebiyat, matematik ve hukuk alanlarında Batı tipi yükseköğretim oluşturulmaya çalışılıyor.
Hukukta da boş bir sayfa yok.
-1868-1876 arasında Mecelle (Medeni hukuk kuralları) hazırlanıyor.
Tanzimat döneminde yeni mahkemeler, kanunlaştırma hareketleri ve adlî kurumlar geliştiriliyor. Osmanlı'nın Divan-ı Ahkâm-ı Adliyye'si daha sonra Cumhuriyet döneminin Yargıtay teşkilatının kurumsal temellerinden biri oluyor.
Siyasette ise daha da ilginç bilgiler var;
1876'da Kanun-ı Esasi var.
Yani anayasa var.
Meclis-i Mebusan var.
Seçilmiş milletvekilleri var.
-1908'de II. Meşrutiyet'le parlamento yeniden açılıyor. 1909 anayasa değişiklikleriyle hükümetin meclise karşı sorumluluğu güçlendiriliyor ve modern parlamenter hükümet yapısına doğru ciddi adımlar atılıyor.
Bunların hiçbirini Cumhuriyet küçülsün diye araştırmıyorum !
Cumhuriyet elbette rejimi değiştirdi, modernleşmenin yönünü ve hızını değiştirdi ve bazı alanlarda çok daha radikal kopuşlar da gerçekleştirdi ! Ok !
Benim itirazım :
Cumhuriyet'i büyütmek için Osmanlı'yı küçültmeye ihtiyaç yok !
Bunu yapıyorlar !
İtirazım buna !
Çünkü Cumhuriyet'i kuran insanlar bile Osmanlı'nın yetiştirdiği insanlardı !
Düşünün !
Mustafa Kemal bir Osmanlı subayıydı. Osmanlı okullarında yetişti. Arkadaşları, komutanları, bürokratları, doktorları, hukukçuları da aynı devletin eğitim ve kurum dünyasının içinden çıktılar.
Dolayısıyla 1923'te bir sabah uyandık ve modern Türkiye sıfırdan kuruldu anlatısı tarih değil,kurucu mitolojidir.
Daha doğrusu şudur :
Osmanlı'nın yaklaşık iki asırdır aradığı modernleşme yolu Tanzimat ve Meşrutiyetlerden geçerek Cumhuriyet'e ulaştı. Cumhuriyet bu mirası devraldı, bazı kurumları korudu, bazılarını kaldırdı, bazılarını dönüştürdü ve kendi ideolojik-siyasal çerçevesine yerleştirdi.
Bunun adı devamının sürekliliğidir.
Rejim değişmiş diye ; tarih sıfırlanmamıştır !
Ben tam da bu yüzden Cumhuriyet tarihinin anlatılmasına değil, Cumhuriyet öncesinin karartılarak anlatılmasına itiraz ediyorum !
Denk geldiğim an uyuz oluyorum saç diplerimde kaşıntı başlıyor !
Bir devleti yüceltmenin yolu, ondan önceki iki yüz yıllık dönüşümü tarihten silmek değildir !!
Hele Cumhuriyet'i kuran kadroları yetiştiren devleti yok sayarak Cumhuriyet'in bütün modernleşmesini birkaç kişinin zihninden çıkmış gibi anlatmak !
Bu tarih yazmak değil; tarihi bir liderin ideoloji biyografisine çevirmektir !
Buradaki araştırılıp değinilen maddelerin tarihsel zemini var :
-Mühendishane'nin 1775'te çağdaş teknik eğitim amacıyla kurulması;
Tıbhane, Harbiye, rüştiyeler, öğretmen okulları ve kız rüştiyelerinin Cumhuriyet'ten önce ortaya çıkması kaynaklarda açıkça görülüyor;
Mülkiye 1859'da açılıyor ve programındaki ekonomi politik, istatistik, devletler hukuku gibi dersler Osmanlı bürokrasisinin ne yönde dönüştürülmeye çalışıldığını özellikle güzel gösteriyor;
Darülfünun girişimleri de 19. yüzyıl Osmanlı yükseköğretim modernleşmesinin parçası;
Siyasi-hukuki kısıma gelince : 1876 Kanun-ı Esasi, seçimle gelen Meclis-i Mebusan ve 1908 sonrasında yeniden işleyen parlamento Cumhuriyet'ten önce mevcut.
1909 değişiklikleri hükümetin meclise karşı kolektif sorumluluğunu da getiriyor.
Mecelle'nin 1868-1876 arasında hazırlanması.
Hepsi modern kanunlaştırmanın Cumhuriyet'ten önce başladığını göstergesi !
@fatihtezcan Yani Fatma sayan 65 milyon yatırdığı zaman50 bin TL yatıran ve 5 ayda Fatma ile aynı oranda para kazanıp 50 bini 1 milyon TL olanların da mı parası ödenecek?
Fatmagül'ün suçu ne o zaman? Sadece Cok daha fazla para yatırması mı? Yani Fatma 64 milyon değilde 65 bin yatırsaydı?
Eşi Tera Holding'de çalışan bir izleyicimiz içeride maaşla çalışanların mağduriyetlerini de yazmış 👇
"Bu holding son iki yılda o kadar hızlı büyüdü ki, gerek bankasıyla, gerek diğer şirket gruplarıyla piyasadan çok fazla beyaz yakalıyı transfer ederek bünyesine kattı.
Eşim yıllarca Garanti Bankasında çalıştıktan sonra beklediği bir title için Tera Bank'tan teklif gelince bunu kabul etmişti. Ancak içeriye girdikten sonra başına gelenleri şöyle size özetleyim:
1- İçeride ucuz personel kredisi aldırılıp bu paranın Tera fonlarında değerlendirilmesi yönünde mahalle baskısı yapıldı.
2- Sanki paranızı Tera fonlarına koymuyorsanız bir tür mobbing yöntemi olan FOMOW (Fomo at Work) hissettirildi.
3- Bugün gelinen noktada hem Tera Bank küçülmeye giderek çoğu kişiyi tazminat ödeyemeden işten çıkarıyor, bir sürü insanın kariyeri etkilendi. Üstelik dışarıda da Teracı etiketi yiyerek toplumla olan bağları zedelendi. İş bulmakta zorlanacaklar.
Kısacası hem parasından hem kariyerinden olan bir kitle de ortaya çıkmış oldu."