Günlerin nasıl geçtiğini ve hiçbir şeyin değişmediğini görmek üzücü bir his, geriye dönüp bakarken her şeyin üzücü ağırlığını görmek ile, ileriye bakmanın kaygıları, stresi ve yoğunluğu arasında sıkışıp kalmış gibi hissediyorum..
Yirmili yaşların ortasında, arada kaldığım bir geçitteyim. Sanki zaman beni ortadan ikiye bölmüş: Bir yanım hâlâ on yedisinde, tavana bakıp 'Her şey geçecek.' diyen o çocuk; diğer yanım ise neyin geçip neyin kalacağını ayırt edemeyen yorgun bir yetişkin."