Tarihte hiçbir güç Türkleri kolay kolay yok edemeyeceğini bilir. Bilir , çünkü her Türk evladına doğunca önce şu öğretilir;
MEVZU VATANSA, GERİSİ TEFERRUATTIR!...
Raul MEİRELES..
22 yıldır FUTBOL oynuyorum;
• PORTO,
• LİVERPOOL,
• CHELSEA
Gibi Takımlarda oynadım, PORTEKİZ Milli Takımı da dahil olmak üzere 1000'in üzerinde Maça çıktım...
Büyüklük isimde sanırdım,
'İyi Para Veren Kulüp Büyüktür..'
diye düşünürdüm hep...
Bir Takımda oynuyorsan eğer ister istemez o Takımı seversin ve onun gazıyla oynarsın sahada...
Fakat FENERBAHÇELİLİK apayrı bir şeymiş, bunu tam anlamıyla anladım.
Eğer bir Takımı Ülkesinde hiç bir Takım sindiremiyor ise, O Takım EN BÜYÜK Takımdır Bence..
Sanırım 90 Milyon Nüfusu Var TÜRKİYE'nin;
- FENERBAHÇE Taraftarları hariç,
- Türkiye'de Bütün İnsanlar FENERBAHÇE Düşmanı Gibi Davranıyor...
- Bazıları Benim O Armayı öpmemde art niyet aradılar.
Şöyle söyleyebilirim;
"Ben Hayatım boyunca o samimiyetle;
. Bir ANNEMİ,
. Bir BABAMI,
. Bir EŞİMİ,
. Bir KIZIMI,
. Bir de FENERBAHÇE ARMASINI
Öptüm...
Şimdi diyorum ki kendi kendime;
"Aferin Raul, iyi ki FENERBAHÇE Futbol Takımını tercih etmişsin.."
Tüm Futbolcu Arkadaşlara Sesleniyorum;
"Eğer Size Teklif gelirse,
hiç düşünmeyin, hemen FENERBAHÇELİ olun. Futbolculuğu ve Aşkı aynı anda yaşayacaksınız..."
Sevgilerimle,
Raul MEIRELES
Portekizli Futbolcu..
🚨Roberto Carlos:
"Türk milli takımı sanki tatil yapmaya gelmiş gibi formanın büyüklüğünü bilmeyen birçok oyuncu vardı. Orası benim ikinci ülkem benim için üzücü bir sonuç oldu."
Liyakat yoksa başarı da yoktur. Dünyanın en formda kalecilerinden Berke Özer'i dışarıda bırakıp Uğurcan Çakır'ı tercih edersen, 30-40 metreden gol yersin. Bu kadar net.
Mert Hakan Yandaş, bahis oynadığı iddia edildiği için bir yıllık futboldan men alırken aynı suçu işleyen Eren Elmalı’yı milli takımla Abd’ye götürürseniz ortada ne adalet vardır ne liyakat. O liyakata böyle saç böyle futbol.
🔴 Jennifer Lawrence:
Gazze'de yaşananlar apaçık bir soykırımdır, bu durumu asla kabul etmiyorum. Kendi çocuklarım ve hepimizin çocuklarının geleceği adına korkuyorum, utanç verici."
🚨Erman Toroğlu:
"Galatasaray şampiyon oldu ama bütün kanallar bütün Türkiye Fenerbahçe'nin başkanlık seçimini konuştu hocam..
Herkes bir kez daha gördü ki Fenerbahçe bu ülkenin en büyük camiası."
Bir kadın sorar:
— Yumurtalarınızı kaça satıyorsunuz?
Yaşlı satıcı cevap verir:
— Bir yumurta 10 TL, hanımefendi.
Kadın der ki:
— 6 yumurtayı 50 TL'ye alırım, yoksa giderim.
Yaşlı satıcı cevaplar:
— Hanımefendi, istediğiniz fiyata alın. Bugün henüz bir tane bile yumurta satamadım ve geçinebilmem için buna ihtiyacım var. Bu benim için iyi bir başlangıç olur.
Kadın yumurtaları pazarlıkla aldığı fiyattan satın alır ve kazandığını düşünerek oradan ayrılır. Şık arabasına biner ve arkadaşıyla birlikte lüks bir restorana gider.
Kadın ve arkadaşı istediklerini sipariş ederler. Azıcık yerler, ancak birçok şeyi yarım bırakırlar.
Hesap geldiğinde toplam 3800 TL tutmuştur. Kadınlar 4000 TL verir ve restoran sahibine üstü kalsın, bahşiş olsun derler.
Bu hikâye lüks bir restoranın sahibi açısından gayet normal görünebilir. Ama yumurta satan yaşlı adam için oldukça adaletsizdir…
Ortaya çıkan soru şudur:
Neden ihtiyacı olanlardan bir şey alırken gücümüzü göstermeye ihtiyaç duyarız?
Ve neden asıl ihtiyacı olmayanlara karşı cömert oluruz?
Bir keresinde bir yerde şöyle bir şey okumuştum:
“Babam, yoksullardan ihtiyaç duymasa bile bazı eşyaları yüksek fiyatlara satın alırdı.
Bazen normalinden daha fazla para verirdi.
Buna çok şaşırırdım. Bir gün ona sordum: ‘Neden böyle yapıyorsun baba?’
Babam şöyle dedi:
‘Bu, onura sarılı bir hayırdır, oğlum.’”
Biliyorum ki çoğunuz bu mesajı paylaşmayacak.
Ama buraya kadar okuyacak kadar zaman ayırdıysanız…
Belki siz de o onurlu hayırseverlerden birisinizdir.
Pedro Sánchez’dan, Trump’a:
“23 yıl önce ABD, Saddam’ın nükleer silahlarını imha edip demokrasi getireceğimiz iddiasıyla bizi Irak’a sürükledi. Hiçbir nükleer silah bulunamadı. Bizi iki kez kandıramazsınız!”
Tarih seni bir “kahraman” olarak yazacak Sánchez, cesur adam!
ŞİMDİ KARAR VERME ZAMANI
Sayın Bakan'ımıza
Sayın Vali'mize
Sayın milletvekillerimize,
Sayın belediye başkanlarımıza,
Sayın iş dünyasına,
Sayın eski başkanlarımıza
ve yöneticilere;
Bu temenni; bir taraftarın, bir gazetecinin ya da bir köşe yazarının çağrısından ibaret değildir.
Bu; Antalya’nın en önemli markalarından biri olan Antalyaspor’un geleceği adına duyulan ortak kaygının sesidir.
Bugün, Antalyaspor sıradan bir sportif başarısızlık yaşamamaktadır.
Bugün Antalyaspor; borç yükü altında ezilen, FIFA nezdinde sorunlu dosyalar nedeniyle transfer yasağıyla karşı karşıya kalan, küme düşmüş, yeni sezon planlamasını yapamamış ve yönetimsel belirsizlik içerisinde bulunan bir kulüp görünümündedir.
Üstelik, sorun yalnızca ekonomik değildir.
Sorun aynı zamanda yapısaldır.
Yıllardır tartışılan dernek, vakıf ve anonim şirket üçgeninde oluşan yönetim modeli artık sürdürülebilir olmaktan çıkmıştır. Yetki başka yerde, sorumluluk başka yerde, karar mekanizması başka yerde görünmektedir.
Bugün gelinen noktada birçok spor insanının ve camia büyüğünün dile getirdiği ortak görüş şudur:
Antalyaspor’un daha sade, daha şeffaf ve daha güçlü bir yönetsel modele ihtiyacı vardır.
Ancak asıl tehlike burada başlamaktadır.
Kulübün içinde bulunduğu tabloya rağmen yeni başkan adayları ortaya çıkmamakta, mevcut yönetim ise ne olağanüstü genel kurul kararı alabilmekte ne de net bir yol haritası açıklayabilmektedir.
Oysa zaman, beklemiyor.
Yeni sezon yaklaşıyor.
Takımın teknik direktörü yok.
Kadro planlaması belirsiz.
Transfer yasağı devam ediyor.
Borç yükü her geçen gün büyüyor.
Bu nedenle artık mesele bir yönetimin ya da bir kişinin meselesi olmaktan çıkmıştır.
Bu artık Antalya’nın meselesidir.
Antalyaspor’un kaderi birkaç kişinin omuzlarına bırakılamayacak kadar önemlidir.
Bugün, Antalya’nın tüm dinamiklerinin aynı masa etrafında buluşması gerekiyor.
Vali'mizin önderliğinde , yerel yönetimler, iş dünyası, sivil toplum kuruluşları, kulübün eski yöneticileri, spor insanları ve taraftar temsilcileri ortak akılla bir çıkış yolu oluşturmak zorundadır.
Çünkü bugün alınmayacak kararlar, yarın çok daha ağır sonuçlar doğuracaktır.
Kimse mucize beklemiyor.
Kimse bir gecede bütün sorunların çözülmesini de beklemiyor.
Ancak herkes samimiyet, şeffaflık ve cesaret bekliyor.
Kulübün gerçek mali tablosunun açıklanmasını bekliyor.
Transfer yasağıyla ilgili yol haritasının ortaya konmasını bekliyor.
Yönetim krizinin çözülmesini bekliyor.
Ve en önemlisi Antalyaspor’un geleceğine dair umut verecek bir iradenin ortaya çıkmasını bekliyor.
Çünkü Antalyaspor yalnızca bir futbol kulübü değildir.
Antalyaspor, bu şehrin ortak hafızasıdır.
Antalyaspor, Antalya’nın marka değeridir.
Antalyaspor, binlerce çocuğun hayali, yüz binlerce insanın ortak heyecanıdır.
Bu nedenle bugün sessiz kalma günü değildir.
Bugün sorumluluk alma günüdür.
Bugün kenetlenme günüdür.
Bugün kişisel hesapları bir kenara bırakıp Antalyaspor’u düşünme günüdür.
Yarın çok geç olmadan…
Antalya kararını vermelidir.
Çünkü kaybedilecek olan sadece bir futbol kulübü değil, Antalya’nın ortak değerlerinden biri olacaktır.
Sevgi ve saygılarımla.
@Antalyaspor@AntalyasporKlb@rizapercinn@ihsancoskun7@sifacicek@07genclik1981@RedSoldiersASTD@bulentucma@antalyaspormdya
ABD'li bir kadın:
-Kızımla aynı yaşta Gazzeli küçük bir kızın, kirli bir hastane zemininde son nefesini vermesini izledim.
-Küçük kafasını kaldırıp, annesine öpücük vermeye çalıştı.
-Hayatımın her anını Filistin'in özgür olması için harcamaya hazırım.
Sadettin Saran: Fenerbahçe'deki Başkanlık Sürem Bitti. Başarılı Olup Şampiyon Olmayı Çok İstedik. Bunun İçinde Elimizden Geleni Yapmaya Çalıştık Ama Şampiyon Olmadık. Bunun İçin Bütün Taraftarlarımızdan Özür Diliyorum. Haziran Ayında Yapılacak Başkanlık Seçiminde Her İki Başkan Adayına Başarılar Dilerim. Hangi Aday Seçilirse Seçilsin Ben Yeni Başkan'a 1 Transfer Hediye Etmek İstiyorum. Bunun İçin Eski Futbolcumuz Kim Min Jae ve Menajeri ile Anlaştım. Bu Transferdeki Bütün Mali Yükü Kendi Cebimden Karşılayacağım.
Bonservis ve Maaşını Ben Ödeyeceğim. Kim Min Jae Fenerbahçemize Hayırlı Olsun..
Antalya gibi Türkiye’nin dünyaya açılan yüzü ve marka değeri olan şehrin futbol takımının küme düşmesi gerçekten üzücü. Ancak artık suçlu aramak yerine Türk futbolunun geleceğini konuşmak gerekiyor. Çünkü bugün yaşanan sorun yalnızca bir takımın düşmesi değil, Türk futbolunun genel yapısal krizidir.
Süper Lig’de yıllardır oluşan dengesizlik artık açık şekilde görülüyor. Ligin üst sıralarında yer alan üç dört takım adeta farklı bir ekonomik düzen içinde mücadele ederken, alt sıralardaki kulüpler hayatta kalma savaşı veriyor. Takımlar arasındaki maddi güç farkı o kadar büyüdü ki rekabet ortamı giderek yok oluyor. Ve Türk futbolu başta ıstanbul olmak üzere üç dört şehre hapsoluyor Bu durum sadece lig kalitesini düşürmüyor, aynı zamanda Türk takımlarının Avrupa’da rekabet gücünü de azaltıyor ve daha ilk turlarda elenerek geri dönüyor.
Özellikle sezon sonlarında yaşanan tablo vicdanları yaralıyor. Şampiyonluk ya da sıralama hedefini garantileyen büyük takımların son haftalarda yedek kadrolarla sahaya çıkması takımlarım kaderini doğrudan etkiliyor Bu sezon da bunu yaşadık bu durum futbol kamuoyunda ciddi soru işaretleri oluşturdu. Futbolun adalet duygusunu sorgulattı güveni yerle yeksan etti .
Bu nedenle Türk futbolunda yeni bir yapılanma şarttır. Benim önerim, birçok Avrupa ülkesinde örnekleri bulunan “Play-Out” sisteminin değerlendirilmesidir. Küme düşme hattındaki takımlar sezon sonunda kendi aralarında ek maçlar oynayarak ligde kalacak ekipleri belirlemelidir. Böylece hiçbir takım başka kulüplerin motivasyonsuz maçlarının sonucuna bağlı kalmaz; herkes kaderini kendi sahada belirler.
Bunun yanında Türk futbolunun en büyük problemlerinden biri de güven sorunudur. Şike, bahis iddiaları, hakem tartışmaları ve standart yakalanamayan yönetim anlayışı futbolun marka değerine büyük zarar vermektedir. Avrupa seviyesinde elit hakemlerin yetişmemesi, VAR sistemine olan güvenin azalması ve sürekli tartışmalar yaşanması futbolseverlerde derin hayal kırıklığı oluşturuyor.
Artık günü kurtaran değil, geleceği planlayan bir sisteme ihtiyaç var. Mali disiplinin sağlandığı, altyapının güçlendirildiği, hakem sisteminin bağımsızlaştırıldığı ve rekabetin adil şekilde korunduğu yeni bir futbol düzeni kurulmalıdır. Türk futbolu ancak birlik, beraberlik ve ortak akılla yeniden ayağa kalkabilir.
Antalyaspor ise bir müddet düşme sendromunu yaşayacaktır bu olağan bir reflekstir ki ben hala kendime gelemedim ve içime sindiremiyorum kanımca yönetim kesinlikle bir güven oyu için genel kurula gitmeli mevcut başkan daha güçlü bir ekiple gelmeli yada güçlü mali yapısı ve futbol aklı ile yeni başkan adayına görevi devretmeli.
Üçlü başkanlık sistemi ise kanımca misyonunu tamamladı Dernek ve Vakıf Anonim şirket başkanı tarafından yönetilmeli.
@Antalyaspor@rizapercinn@ihsancoskun7@sifacicek@antalyaspormdya