ELEKTRİKLİ FERRARİ NEDEN
BU KADAR TEPKİ ÇEKTİ⁉️
Ferrari dün tarihindeki ilk tamamen elektrikli modeli ‘Luce’yi tanıttı. Ve tüm dünyada tartışma başladı.
Ben bile haberi objektif paylaşmama rağmen yorumlardan nasibimi aldım. Bir de beğenseydim kim bilir ne olurdu ki beğenenlerin hali ortada.
Üstelik tanıtımın ertesi günü Ferrari’nin piyasa değerinden yaklaşık 3,7 milyar Euro silindi.
Peki insanlar gerçekten bir otomobile mi tepki veriyor yoksa bir efsanenin değişmesine mi?
Çünkü Ferrari sadece bir marka değil. Motor sesiyle, kırmızı rengiyle, şahlanan at logosuyla kültürel bir sembol.
Ve insanlar efsanelerin değişmesini kolay kabullenmiyor.
Ama şunu da unutmayın Ferrari burada 296’yı ya da SF90’ı değiştirmeye çalışmıyor.
Rozeti, ayrıcalığı ve sessizliği isteyen yeni bir müşteri kitlesine kapı açıyor.
Porsche de yıllar önce Cayenne’de benzer tepkiyi yaşamıştı. Sonra Cayenne markayı kurtardı.
Asıl soru şu; Luce, Ferrari’nin geleceğini büyütecek mi yoksa markanın ruhunu tartışmalı hale mi getirecek?
Ama nasıl bir efsaneyi bir çeyrekte inşa edemezseniz, bir günde de kaybetmezsiniz.
Asıl hikaye yıllar içinde yazılacaktır.
Herkese şimdiden iyi bayramlar...
" Geçmişe bakıp yaşamak için gerekli bilgiye sahip olmadan, hata yaparak ve tembellik ederek harcadığım bunca zamanı, yüreğime ve ruhuma karşı ne kadar sık günah işlediğimi düşününce, kalbim kanıyor. Yaşam bir armağandır, yaşam bir mutluluktur, her dakikası sonsuz mutluluk olmalıdır! Keşke gençler bunu bilseydi!
Artık yaşamım değişecek; şimdi yeniden doğacağım.
Sevgili kardeşlerim, umudumu yitirmeyeceğime yemin ederim. Ruhumu saf ve yüreğimi açık tutacağım. Daha iyi olmak üzere yeniden doğacağım. ”
— Fyodor Dostoyevski
Diğer insanlara bağımlı olmamızla, bağlanma biçimimiz aynı şey değildir. Büyüyüp olgunlaştıkça diğerlerine bağımlılığımız azalırken, bağlanma biçimimiz yaş aldıkça belirginleşip, şekillenir ve bir bakıma kişiliğimizi, davranış biçimimizi belirler. Bakım verenlerin davranışları, bağımlılığımızla nasıl başa çıktığımızı yani bağlanma biçimimizi belirler.
Bağlanma Kuramı’nı geliştiren John Bowlby 1907 yılında Londra’da doğdu. Babası kraliyet cerrahıydı. Annesini çay saatinden sonra günde bir saat görebiliyordu. Yedi yaşındayken iyi bir eğitim alması için abisiyle birlikte yatılı okula gönderildi. Yıllar sonra, “Bir köpeği bile yedi yaşındayken yatılı okula göndermem.” (“I wouldn’t send a dog away to boarding school at age seven”) diyecekti.
Londra’da tıp okudu ve ardından psikiyatr ve psikanalist olup, İngiliz Psikityatri Birliği’nde direktörlük yaptı.
Bowlby temel motivasyonun bağlanma, ötekine yönelme olduğunu savunur. Bir bakıma belirleyici olan mesafedir: “Sevdiğime yakınsam iyi hissederim, uzaksam, endişeli, üzgün ve yalnız.” Başka deyişle çocuğun dünyaya açılabilmesi, araştırabilmesi için sırtını dayadığı birine, geri döndüğünde bulacağına inandığı güvenli bir üsse ihtiyacı vardır. Örneğin ihmal edilmiş, ne yapacağı öngörülemeyecek kadar tutarsız insanların büyüttüğü çocuklar güvensiz bağlanırlar. Onlar erişkinliklerinde de güvensiz olur ve tutarlı ilişkiler kuramazlar. Ne yalnız kalabilir, ne de birlikte… Ne seninle ne de sensiz yani…
Yalnız kalabilmek gereklidir. Yalnız kalabilme kapasitesi bir sağlık gösterenidir.
Ancak, birliklere, birlikte hareket etmeye ihtiyaç duyduğumuz zamanlar da vardır. En nihayetinde hepimizin hayata karışması için geri döndüğümüzde bizi doğrularımız ve yanlışlarımızla kucaklayacak güvenli üslere ihtiyacımız var. Birlikte hareket etmenin, dayanışmanın zorunlu olduğu bir zamandan geçtiğimize inanıyorum.
Birlikte olmayı, birlikte hareket etmeyi sabote etmediğiniz, güvendiklerinizi ve size güvenenleri incitmediğiniz bir gün olsun.
" Ne kadar üzüntülü geçiyor günler
Artik ne ateşler ısıtır beni,
Ne güneşler yüzüme gülümser,
Boş, dünyadaki bütün şeyler,
Bütün şeyler soğuk, insafsız şimdi.
Ve sevdiğim pırıltılı yıldızlar benim
Tesellisiz bakar durur halime.
Tâ sevginin ölebileceğini sezdiğim
Zamandan beri kalbimde. "
- Hermann Hesse, Günler Ne Kadar
"Yıldız yatağından kalkar bu aşkı duysa" diyerek sesini geniş kitlelere duyuran Rıza Tamer'i kaybetmenin derin üzüntüsünü yaşıyoruz. Sanatçımıza Allah'tan rahmet, yakınlarına ve sevenlerine başsağlığı diliyoruz.