Refika Birgül'ün anlatımıyla Atatürk ve portakalların inanılmaz hikayesi:
🔷 Atatürk, yetiştirilmesi için emirler veriyor.
🔷 İtalya'dan fidanlar geliyor.
🔷 Atatürk'ün böyle çok yakışıklı, bir elinde portakal tuttuğu meşhur bir fotoğrafı vardır.
🔷 Geliyor, bir tane portakalı alıyor ve kabuğunu soyuyor.
🔷 Yarısını Salih Bozok'a veriyor, yiyorlar ve tadı çok hoşuna gidiyor.
🔷 Sonra "Ne kadar ekilecek ya bunlar?" diye soruyor.
🔷 Salih Bozok bir yer göstererek, "Şu kadar bir yeri düşündük paşam" diyor.
🔷 Atatürk, "Hayır" diyor, "Buradan gözünüzü alabildiğiniz yere kadar ekeceksiniz."
🔷 Salih Bozok da, "O kadar paramız yok" diye karşılık veriyor.
🔷 Atatürk, "Hayır, bundan sonra para sorun olmayacak." diyor.
🔷 "Gözümüzün alabildiği kadar yere bu portakallar ekilecek, ben parayı halledeceğim." diyor.
🔷 Ve portakallar bolca, bereketli bir şekilde yetişiyor.
🔷 Bolca yetiştikten sonra Ruslar gelip bu portakalları almak istiyor.
🔷 Biz o dönem üretime o kadar alışmamışız ki; bir taraftan çay, bir taraftan muz yetiştirmeye çalışıyoruz.
🔷 "Bu portakalları isteyen var ama ne yapacağız, kaça satalım?" diye herkesi bir panik alıyor.
🔷 Atatürk de diyor ki: "Biz bunları parayla satmayalım."
🔷 "Karşılığında fabrikalar isteyelim, fabrika için makineler isteyelim."
🔷 "Bize aslında o know-how'ı, yani işletilmesini öğretsinler."
🔷 Bunun üzerine bu portakallarla kurulan fabrikaları söyleyeceğim, anlatırken tüylerim diken diken oluyor.
🔷 1. Nazilli Sümerbank Basma Fabrikası.
🔷 2. Kayseri Sümerbank Tekstil Fabrikası.
🔷 3. İskenderun Demir Çelik Fabrikası.
🔷 4. Şişecam Fabrikası (Paşabahçe).
🔷 Aliağa Rafinerisi, Seydişehir Alüminyum Fabrikası ve Oymapınar Barajı.
“İ will find you” yerimden kalkmadan bitirdiğim bol gerilimli acayip bir şeydi. 8/10 puanı da en iyi çıkışı da nasıl aldığı anlaşılıyor. #iwillfindyou#netflix
Fatih Altaylı:
“Sosyal medya dünden beri stand-up komedyeni Deniz Göktaş’ı konuşuyor. YouTube’a koyduğu son gösterisini ben de izledim.
Yaklaşık 20 dakika kadar benimle, benim programlarla ve Celal’le dalga geçiyor, hatta ölçülü bir şekilde rahmetli İlber’e de bulaşıyor. Celal Şengör’e hayli sert söylemlerde bile bulunuyor. Ne yalan söyleyeyim, çok güldüm.
Siyasi içeriği nedeniyle de Deniz adına biraz kaygılandım. Bir şey olacağından değil ama troll saldırılarına maruz kalmasından korktum.
Kendini muhalif zanneden bir grup salak ise hemen Cem Yılmaz, Deniz Göktaş mukayesesine başlamışlar. “Cem bu kadar siyasi şaka yapamıyor” diye başlamışlar beklendiği üzere.
Oysa iki stand-up’çı birbirinden o kadar farklı ki, birbirleriyle kıyaslamak bırakın elma ile armudu, elma ile karpuzu kıyaslamak gibi bir şey.
Birbirinden çok farklı dokuya sahip, çok farklı yetişmiş; biri yerde, biri ağaçta büyüyen iki bitki gibiler.
İkisi de müthiş zeki ama odaklandıkları alanlar çok farklı. Ve Deniz daha yeni kuşağın ürünü.
Gösterisini de Netflix’e veya başka bir ücretli platforma değil YouTube’a koyması bile aslında bir tercih olarak siyasi kimliğini de gösteriyor.
Ben Deniz’i bir başka stand-up’çı ile karşılaştıracak olsam Cem Yılmaz ile değil Trevor Noah ile karşılaştırdım.
Ve karşılaştırma Deniz’in lehine sonuçlanırdı.”
Interstellar filmini izlediyseniz, filmde şöyle bir ima vardır: Hayatta karşınıza çıkan işaretlerin, aslında gelecekteki benliğinizin size gönderdiği birer uyarı olduğu anlatılır. Bu yüzden, iç sesiniz bazen “bir şey doğru değil” diyorsa, bu hisse mutlaka güvenin. @Pessoagibi
Öyle bir şarkı ki hangi ülkede hangi kültürde hangi ortamda çalarsa çalsın, nerede söylenirse söylensin insanların hoşuna gidiyor. O kadar ikonik ki tek bir notadan şarkıyı tanıyorsun. Şaheser kelimesinin sözlükteki karşılığı Runaway