Feminizm ekonomik ve politik temelleri olan bir problemdir. Kapitalizmden ve modern devletten bağımsız düşünülemez.
Dolayısıyla Avrupa'dan fonlanan birkaç vakfın, birkaç yazarın, hususi olarak yazılmış dizi senaryolarının yaydığı bir ideolojik truva atından ibaret değildir.
“Feminizm;
kadınların
-çocukları bir yük olarak,
-anneliği bir ceza olarak,
-erkekleri bir rakip olarak,
-bebeklerin öldürülmesini bir hak olarak,
-ahlaksızlığı bir başarı olarak görmesine neden oldu”.
“Feminizm;
kadınların
-çocukları bir yük olarak,
-anneliği bir ceza olarak,
-erkekleri bir rakip olarak,
-bebeklerin öldürülmesini bir hak olarak,
-ahlaksızlığı bir başarı olarak görmesine neden oldu”.
@chigeller yap elinde kalan sadece o muhataplık anında ortaya çıkan şeyin kendisi değil bir kalıntısı, bir izi olacak. Göstermek daima en tehlikelisi olacak çünkü o izler gösterme hevesine karşı hassastır. Göstermeye çalıştıkça göstermek istediğin asıl şey senden uzaklaşır.
sergilenemeyen mahremiyetin dahi anlamsızlaştığı bir gösteri ortamındayız.
Kendi halinde yaşanan, yaşanmış sayılmıyor. İmaj olarak sunulamayan tecrübe, çöl yaşantısı hissi veriyor.
Morpheus "Gerçeğin çölüne hoşgeldin" derken bunu kastediyordu.
@chigeller ortadan kalkacak.
Aynı zamanda bu muhataplığın baki olmadığını kabul ederek. Muhataplık sırasında ortaya çıkan anlamı bilincine işleyebilirsin; onu yorumlayabilir veya onun hakkında konuşabilirsin. Ânı fotoğraflayabilir veya videoya alabilirsin. Ancak bunu ne kadar yaparsan >
Çok zaman önce karşılaştım bu hadisle. Belki 10 yıl oldu. O zaman gereğince kavrayamamıştım. Zaman bana bu hadisi tefsir etti. Bilmem hangi duaya karşılık.
"Sinema en sapkın sanat türüdür. O size (yalnızca) arzulayacağınız şeyi göstermez, nasıl arzulayacağınızı söyler."
Sinema bilinci şekillendiriyor. Sadece arzular konusunda değil, mahremiyet de dahil olmak üzere insan yaşamına dair her konuda.
Başörtülü kadınlar, saklayacak daha fazla şeyleri olduğunu düşündükleri için bu çelişkiyi daha sert şekilde hissediyorlar. Erkekler de onlar için aynı şeyi düşündüklerinden çelişkiyi onlar üzerinden konuşuyorlar. Halbuki gösteriye dahil olmama yükümlülüğü herkes için aynı.
Şuurlu insan kimsenin önünde koyun olmaz.
Talip, ağzı açık şekilde dinleyen/okuyan, ne gelirse yutan kişi değildir. Talip talep eder, bunu da irade göstererek, yönelerek yapar. Yani talepten önce şuur gelir.
Şuur muhasebe yapar, hesap tutar, hesap sorar.
Hesap sorunuz.
Şuurlu insan kimsenin önünde koyun olmaz.
Talip, ağzı açık şekilde dinleyen/okuyan, ne gelirse yutan kişi değildir. Talip talep eder, bunu da irade göstererek, yönelerek yapar. Yani talepten önce şuur gelir.
Şuur muhasebe yapar, hesap tutar, hesap sorar.
Hesap sorunuz.
Müslümanların önüne geçip onlara hitap eden, kamu entelektüelliği pozisyonuna talip kişilerde aranması gereken temel bir vasıftan bahsetmiştik:
Modern devleti ve kapitalizmi eleştirel düşünceye maruz bırakıyor mu?
Buna alt başlık olarak feminizm eleştirisini de ekleyebilirsiniz.
2) Kalem ve kürsü sahipleri dinleyicileri arasında feminizmin ciddi şekilde yayıldığını biliyor ve tepki almaktan, dinleyici kaybetmekten, yaftalanmaktan çekiniyorlar.
Bir kavmi çürütüp yok etmek istiyorsanız erkekleri arasında haz düşkünlüğünü, kadınları arasında feminizmi yayarsınız.
Peki akademisyenler, hocalar, abiler bu iki yıkım aracından haz düşkünlüğünü sert şekilde eleştirebiliyorken feminizm eleştirisinden neden özenle kaçınıyorlar?>
Bunun iki temel nedeni var:
1) Feminizm mevcut iktidarın resmi ve öncelikli politikalarından. Dolayısıyla bu konuda eleştiri yapmaya başladıklarında ucunun iktidara dokunacağını kestirebiliyor, deyim yerindeyse başlarına çorap örmek istemiyorlar.
Muhafazakârların siyasi kanadı gelecek nesiller tarafından emperyalistlerle iş birliği yapmakla, sermayedarların halkı sömürmesine aracı olmakla ve ülkeyi etnik kırıma maruz bırakmakla suçlanacaklar.
Manipüle edilemeyen bir Müslüman, neoliberal düzende iş ve ilişkilere vaziyet edenlerin yani burjuvanın ve politikacıların en büyük korkusudur.
Bunlar asıl tehlikenin kemalizm ya da sosyalizm olmadığını çok iyi bilirler.
@DenizOcaksi AÖF'te öğrenmek büyük ölçüde kişisel çabaya bağlı. AÖF'ün işlevi öğretmekten ziyade diploma kazandırmak. Sosyoloji diploması edinmeyi önemsiyorsanız bir yandan AÖF okuyup diğer yandan şahsi okumalar yapabilirsiniz
Sürecin doğası bu. Büyük balık (büyük burjuva) küçük balığı (küçük burjuva) yutar.
2000'li yılların başında oy kaynağı olarak sırtlarını dayadıkları küçük burjuvayı Kapitalistleşmeye kurban veriyorlar.