Şunu dedik diye buradaki putperestler salya sümük saldırıyor. Herkes her şeyin farkında zaten. 2019da Messi yine kaybettiği bir Copada hakeme ağladı. Akabinde pandemi sonrası yine bi Copa ile tüm rakiplerini bir şekil doğrayıp maçların içine edip yepyeni bir kariyer inşa ettiler
Şimdi Sayın Dursun Özbek e sormak istiyorum …..Muslera’nın apar topar gitmesi hakkında ne düşünüyorsunuz?
Ayrıca Galatasaray-Young Boys maçının son dakikadaki Muslera’nın gol den sonra rakibin poposuna tekme atmasını normal buluyor musunuz ?
📍Ahbap Derneği’ni konuşmaktan CHP milletvekili Deniz Yavuzyılmaz’ın ifşa ettiği bu mevzu fazla gündem olmadı. Açıklaması çok kritik:
“— Türkiye'nin İran'a ödemek zorunda kalacağı 1,5 milyar dolarlık usulsüz petrol taşıma cezasının 673 milyon dolarlık kısmı Türkiye tarafından İsrail, GKRY ve Yunanistan'a satılan ucuz petrolden kaynaklanıyor.
— Yani AKP, Akdeniz’de ittifak kuran Rum Yönetimi, İsrail ve Yunanistan’a ucuz petrol sattığı için bu parayı hepimiz ödeyeceğiz!”
Deniz Yavuzyılmaz’ın söylemlerine verecek cevabınız var mı?
kocamın lise arkadaşının düğünü için çanakkale'ye geldik. gidiş dönüş biletlerini alma, otel rezervasyonu işlerini geçen ay yapmıştık. plana göre yarın 12'de otelden çıkacağız, 5 buçukta da otobüse binip döneceğiz. otelden çıkmamızla otogara gitmemiz arasında saçma bi buffer var.
🗣️Thierry Henry: As someone who has proudly supported Lionel Messi for years, I never imagined I would be voicing out this, But what I have witnessed at the 2026 World Cup has left me disappointed, frustrated, and questioning the integrity of the tournament.
From my perspective, Argentina seemed to receive the benefit of crucial refereeing decisions. In the match between my country France against Paraguay, there were repeated rough challenges that, in my view, deserved yellow or even red cards, yet the referee chose not to act. Watching similar incidents from Argentine players go unpunished has made it difficult for me to believe that every team is being treated equally.
If winning a World Cup means leaving millions of fans questioning the fairness of the competition, then that victory loses part of its meaning. I’d rather see my team lose in a fair contest than win under a cloud of controversy and corruption.
The World Cup should be decided by talent, determination, and merit not by decisions that leave supporters around the world asking whether the playing field was truly level.
MASAK, Babala TV'nin kuruluşu sırasında Oğuzhan Uğur'un yurt dışından yüklü bir döviz transferi aldığını tespit etmiş. Takipçilerim hikayenin aslını biliyor. Devletin görmesine rağmen neden şimdiye kadar sessiz kaldığını da.
CHP'li Deniz Yavuzyılmaz,
"Nihai tahkim kararına göre, bu cezanın 673 milyon dolarlık kısmı usulsüz taşınan 233 milyon varil petrolün varil başına 5 dolar 77 sent daha ucuza satılmasından kaynaklanıyor.
Peki bu kaçak ve kelepir petrolü kimler satın aldı?
Irak Enerji Enstitüsü'nün raporuna göre bu petrolü tabii ki
İsrail satın aldı,
Yunanistan satın aldı,
Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ve birkaç ülke daha satın aldı.
Yani AKP ne yaptı? Doğu Akdeniz'de karşımızda ittifak kuran bu ülkelere ucuz petrol taşınmasına yasa dışı yoldan aracılık etti.
Ortaya çıkan cezayı da hiç utanmadan, sıkılmadan Türkiye Cumhuriyeti'nin sırtına yükledi.
Bu mu sizin yerliliğiniz, bu mu milliliğiniz, bu mu vatanseverliğiniz?"
Haluk Levent ve Ahbap'ın faturasını bu halka çok ağır çıkaracaklar. Devlet, halka diyecek ki: "Bana karşı sahip çıktığınız işte burada. Deprem paralarını kumarda ve eskortlarda yemişler. Sizin bir şey bildiğiniz yok." İşte en büyük kırılma da bundan sonra başlayacak. Halk, devletin o sözlerinden sonra kendi kararlarından şüphe duymaya başlayacak ve her şeyi bırakacak. Çünkü bir toplum, başkalarına olan güvenini kaybettiğinde yeniden ayağa kalkabilir; ama kendi kararlarına güvenini kaybettiğinde, önüne konulan her yeni hakikati sorgulamadan kabul etmeye başlar. Devletin en büyük zaferi de insanların korkmasını sağlamak değil, kendi iradelerinden şüphe etmelerini sağlamaktır. Bu arada, devlet yakında anayasa değişikliğine gidiyor.
Haluk Levent gitti. Oğuzhan Uğur, Dinçer Azaphan ve Sedat Peker'in de sırasıyla gittiğini göreceksiniz. Kahraman bildiğiniz, umut beslediğiniz kaç tane adamınız varsa hepsinin gerçek yüzünü size göstererek götürecekler. Çünkü Masonlar artık devletinize güvenmenizi istiyor. Yapacakları anayasa değişikliğinde, kuracakları yeni devlette başarılı olabilmeleri için devlet dışında çarenizin kalmaması gerek. Zaten bu nedenle önce kahramanlar yaratıp sonra hepsini sırasıyla önünüze atıyorlar. İnsanlara karşı inancınızı bitirmek için.
SON DAKİKA!
Ahbap Derneği Başkanı Haluk Levent’in 2020-2026 yılları arasında 990 milyon TL bahis oynadığı,
390 milyon TL para kaybettiği,
Ahbap hesabından asistanı Yeliz Kaya hesabına 120 milyon TL para aktarıldığı tespit edildi
Geçen yıl Ekrem Başkan “Beni betona gömmek istiyorlar” demişti hatırlarsanız.
Bu ara durup durup o cümlenin her şeyi ne kadar iyi özetlediğini düşünüyorum.
“İdam olsa yaparlardı” diyoruz ya bazen, yapamadıkları için “yokmuş gibi” davranıyorlar. Ekmeğini suyunu veririz ama diploman yok, söz-savunma hakkın yok, resmin-fotoğrafın yok, eşin dostun yok, kısaca “sen aslında yoksun” diyorlar. Çünkü Ekrem Başkan onları yenebilen, tüm planlarını alt üst eden tek insan. Hani şu müesses nizam meselesi..
Tüm uygulamaları da bu yönde, yani Ekrem Başkan’ı yalnızlaştırmak üzerine.
İçerdeki tahliye sistemi bile KISMEN bunun üzerine kurulu.
Tüm bunlara rağmen halk Başkanımızı da onun yanında dimdik duran hakiki yol arkadaşlarını da görüyor, bağrına basıyor. Yenemedikleri tek şey bu, koca bir halk. Deliriyorlar buna.
NATO şovu da dış güçlerden ziyade iç güçlere yönelikti, bunu görebiliyorum. Varank’ın “bazılarının hayallerinin bile erişemediği Cumhurbaşkanımızın vizyonu…” şeklindeki içinde ağır kompleksler barındıran cümleler bunun ispatıydı. Lakin halk bunun da farkında; “Biz açken senin gösterişin kime?” diyor halk. Önlerine sandık gelsin diye tırnaklarını yiyerek bekliyor halk. Bunu iktidar da biliyor. İşte bu yüzden seçim sisteminin kodlarıyla oynayacaklar.
Yine de başaramayacaklar. Sultan Süleyman’a kalmayan dünya, onlara hiç kalmayacak.
NATO Sekreteri Rutte:
Türk savunma şirketleri Palantir ile işbirliği yapacak.
Palantir, İsrail'e, hizmet eden dünyanın en büyük siyonist yazılım şirketidir.
Bu işbirliği İsrail ile işbirliği demektir.
Artık
Türkiye'nin güvenliği
Londra, Brüksel ve Tel Aviv'e bağlıdır.
💢 Erdoğan, Nato sonrası basın toplantısında, Ege'de Yunanistan'ın kara sularını 6mil üzerine çıkartması durumunda bu durumu savaş nedeni sayan TBMM'nin 1995 tarihli "casus belli" kararını önemsiz saydı ve dikkate almamayı ima etti, Türk halkının büyük kısmının bu kararı bilmediğini ve haberdar olmadığını söyledi.
Adalar Denizi'ndeki kara suları sorununun Yunanistan ile karşılıklı görüşüp, halledilebileceğini söyledi.
Erdoğan'ın bu açıklamalarını hiç olumlu görmedim, umarım baskılar karşısında meclisin "casus belli" kararını yok sayıp Ege'de taviz vermezler.
Kılıçdaroğlu'nun Özgür Özel döneminde iddia boyutunda kalan işi kendisinin defalarca kez yaptığına dair bir sürü örnek ortaya çıktı. TV kurmak için para toplamış, Barış Akademisyenleri'ni işe almak için fon kurmuş, en son da Cemal Canpolat'ın para toplaması meselesi. Ne iftira attıysa aslında hepsini kendi yapmış.
Selahattin Demirtaş'ın "Az Kaldı" başlığıyla yazdığı yazıyı okudum. Türkiye'de özellikle kendine aydın diyenlerin ikiyüzlülüğünü gördüğüm için birkaç şey söylemek durumundayım.
Demirtaş daha önce olduğu gibi bu yazısında da uzun uzun hükümeti ve Bahçeli'yi güzelliyor. Yazının bir bölümü yine Devlet Bahçeli'nin ne kadar da barışçıl, Kürtlerin haklarına değer veren, şahane bir insan olduğuna ayrılmış. Bununla da yetinilmemiş, Demirtaş hükümetten ve Erdoğan'dan da umutlu olduğunu, bundan sonraki sürecin onların karar ve tutumuna bağlı olduğunu, cesaretle adımlar atmaları gerektiğini aktarmış.
Yine yazısında Demirtaş, yalnızca tek bir bölümde Cumhurbaşkanının "butlandan, kayyumdan, tutukluluklardan medet umanlara prim vermemesini" talep etmiş ve bu şekilde yeni başlangıçlara fırsat sunabileceğini söylemiş.
Bu bölümü alıntılayıp Demirtaş "mutlak butlana karşı çıktı" diye allayıp pulluyorlar. Demirtaş mutlak butlana destek vermiyor, belli. Fakat buna açık açık "Bu hukuksuzluktur, bu demokrasinin lağvıdır" demiyor. Laf arasında şöyle bir "Ya bunlara da prim vermeyin sayın cumhurbaşkanım" diyor. Benzer bir tavrı DEM Parti zaten İmamoğlu tutuklandığında da, CHP'ye kayyum atandığında da gösterdi. Bu "dostlar alışverişte görsün" tavrıdır.
Cumhuriyet Halk Partisi'nin kendisi, onun seçilmiş genel başkanı, cezaevindeki cumhurbaşkanı adayı, bu iktidarın bütün yüklenmelerine, bütün söylemlerine rağmen DEM Parti'nin yanından ayrılmadı. Tüm bu yüklenmelere rağmen ve DEM Parti PKK denen terör örgütüyle açık bir ilişki içindeyken dahi, "demokratlık namına" DEM Parti ile ilişkisini değiştirmedi.
Şimdi aynı DEM Parti, iktidarla yürüttüğü "süreç" vesilesiyle CHP'yi de Ekrem İmamoğlu'nu da defalarca sattı. Buna rağmen hala bu adamları muhalefet safında sayan, bu adamların iktidarın CHP'ye karşı yaptıklarına karşı çıktığını iddia eden, bu dümenden karşı çıkışları allayıp pullayan sayısız isim var.
Türkiye'deki akademinin, medyanın, sermayenin önemli bir kısmında Apocular keskin bir tahakküm kurmuş. Ne yapsalar hoş görülüyor. Otobüs durağı da bombalasalar, Türkiye tarihinin en baskıcı hükümetiyle ittifak içine de girseler, bu adamların kaşına gözüne hasta olan bir grup insan var.
Bunların büyük kısmı düz apocu, kalan kısmı ise CHPli. Apoculara sözümüz yok, kimisi kendisini gizliyor kimisi açıktan yapıyor. Fakat bu CHPli arkadaşlara ibretle bakmamak mümkün değil. Bu arkadaşların idam sehpasını DEM Parti heyeti törenle tekmelese, "olsun onlar da süreç yürütüyorlar, hem büyük bir şevkle tekmelemediler içleri kan ağlıyordu muhtemelen" diyecek kadar kafayı yemişler. Allah akıl fikir versin.
Rockstar Games, Take-Two Interactive'in tam teşekküllü bir alt kuruluşudur.
Take-Two Interactive'in CEO'su ve YK Başkanı Strauss Zelnick'tir.
Zelnick, Amerikalı bir Yahudidir.
2026 yılında yapay zeka teknolojisiyle basitçe yapılabilecek bir dil desteğinin olmaması ticarî değil, siyasidir.
Satın almayın, hizmet etmeyin.
Sen tüm vergi yükünü orta direğe yık, sonra ay sonunu getiremiyor de.
Gelir vergisi tahsilatının %93'ü stopajla alınıyor. Yani maaşlının cebinden daha maaşı eline geçmeden.
Tahtakale esnafı gelir vergisinin kaçta kaçını ödüyor?
Kuyumcunun beyan ettiği gelirle kasasındaki nakit aynı mı?
Toptancı her satışa fatura kesiyor mu?
Maaşlıyı aşağıla, kayıt dışı esnafı romantize et. Klasik.
Beyaz yakalı edebiyatı bir hayli sıktı artık bu adamın.
2 saatin özeti;
-Anayasa değişikliğine destek verecek.
-Dokunulmazlıkların kaldırılmasına destek verecek.
Ve rejim yargısı bu kararlar alınırken kayyım yönetimini hukuki olarak kollayacak.
Her şey ortada, artık bu çatı altında mücadele etmenin hiç bir faydası yok. Yeni bir yol gerekli.
15 milyon kişi güneşli bir Pazar günü evde yatmak yerine kalktı gitti Ekrem İmamoğlu'nun adaylığı için oy verdi. 15 milyon oyu çöpe atmak o kadar kolay değil. Elbette günü gelince çöpe atacaklar, ondan şüphem yok. Ama şu anda AKP ajanı olduklarını iyice göze sokmak istemiyorlar.