İNFAZ BİLGİLERİMİZİ TAZELİYELİM💯
✅ Cezaevinde, yakalamada ya da denetimde iken yeni bir ceza kesinleşirse önceki cezalarla içtima zorunludur.
✅️ Denetim bittikten sonra hakederek tahliye tarihi dolmamış olsa bile yeni gelen ceza içtima olmaz. Dolayısı ile yeni denetim hakkı kazanır.
✅️İçtimalı cezalarda her ceza için ayrı ayrı denetimli serbestlik verilmez. Tüm suçlar için bir kez denetimli serbestlik verilir.
✅ İçtimalı cezaların hangisinin denetimi en az ise o uygulanır. Örneğin 2020 öncesi bir suçun denetimi 3 yıl iken, 2023 sonrası 1 yıl olmasından dolayı bu cezalar içtima edildiğinde denetimli serbestlik 1 yıl olarak uygulanır.
✅ İçtimalı cezaların herhangi birisinden daha önce denetim kullanılmışsa, kullanılan süre mevcut denetim hakkından düşülür. Örneğin içtimalı cezaların birisinden 8 aylık denetim kullanmış ve yeni kesinleşen ceza ile içtima edilmişse, 1 yıllık denetimli serbestlik hakkından artık sadece 4 ay denetim kullanabilir.
✅ Açık cezaevlerinden çıkılan izinden dönmeme veya geç dönme halleri firar sayılır. Yakalandığında kapalıya gider. Alacağı hücre cezası miktarına göre 6 ay veya 1 yıl geçmeden açığa geçemez.
✅️ Denetimli serbestlik ihlalinde ise açığa iade edilir. Eski suçlara ilişkin yeniden denetim verilmez. Yeni bir ceza kesinleşirse onun denetimini kullanabilir.
✅ Karar kesinleştikten sonra teslim olmayıp saklanma hali firar değildir. Yakalandığında normal infaz yapılır.
Buradaki hukuka aykırılığı açıklama vakti geldi:
Aşağıdaki ödeme emrinde yer alan geçici vergi takdir komisyonu kararı ya da vergi incelemesi raporuna dayanılarak tarh edilmiştir. Bunu dönem ve vade arasındaki yıl farkından anlıyoruz.
Gelir Vergisi Kanunu'nun mük. 120/3.'e göre, mahsup süresi geçtikten sonra, kesinleşen geçici vergiler terkin edilir. Bu nedenle cari vergilendirme döneminin gelir vergisine mahsup edilmeyen geçici vergiler ileride asla tahakkuk etmeyecektir.
VUK 112/1. fıkrasına göre ise, re'sen tarh olunan vergiler taksit süreleri kısmen veya tamamen geçtikten sonra tahakkuk etmişse; geçmiş taksitler, tahakkuk tarihinden başlayarak bir ay içinde ödenir.
Dolayısıyla biz ödeme emrinde belirtilen vadeden yaklaşık bir ay önce hukuka aykırı şekilde geçici verginin tahakkuk ettirildiğini anlıyoruz.
6183 sayılı Kanun'un 55. maddesine göre ise amme alacağını vadesinde ödemeyenlere, 15 gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları lüzumu bir “ödeme emri” ile tebliğ olunacağı düzenlemesi yer almaktadır.
Dolayısıyla tahakkuk etmemesi gereken verginin vadesi de olmayacağına göre ödeme emrine konu edilmesi gereken bir vergi de bulunmamaktadır.
Bu hata burada küçük tutarda olabilir ama on milyonlarca liralık geçici vergi içinde aynı hatanın yapılması olasıdır.
YENİ ADALET BAKANI'NIN "REFORM" ANLAYIŞI:
AVUKATI YARGIDAN ÇIKARMAK!
Yeni Adalet Bakanı ve HSK Başkanı, ilk talihsiz açıklamasında tutuklunun avukatı ile görüşmesini "mevzuat boşluğu" olarak nitelendirmiştir.
Sayın Bakan'ın,
ceza yargılamasının temel kavram ve kurallarına hakimiyetinin tartışmalı olmasını bir kenara bırakarak;
📌Savunma hakkının gereklerini bir "güvenlik açığı" gibi gören açıklaması, yargıyı avukatsızlaştırma projesinin itirafıdır.
Bu zihniyet, savunma hakkı karşıtlığının ve yargıyı avukatsızlaştırma politikasının en net tezahürüdür.
📌Hakkında kesinleşmiş bir mahkûmiyet hükmü bulunmayan tutuklu ile avukatı arasında CMK 154. maddesiyle güvence altına alınan görüşme hakkını sınırlandıracak her girişim; masumiyet karinesi, savunma hakkı ve hukuk devleti ilkesinin ihlali anlamına gelir.
📌Avukat ile müvekkil arasındaki mahremiyet, lütuf değil, anayasal bir güvencedir.
Avukat ise kimilerinin görmek istediği gibi yargının "istenmeyen misafiri" değil; kurucu unsuru olan bağımsız savunma hakkının temsilcisidir.
📌Yurttaşlarımızın ve meslektaşlarımızın anayasal hak ve güvencelerine idari tasarruflar bir yana, sıradan yasama faaliyeti ile dahi dokunulamayacağının altını çiziyoruz.
Savunma hakkının kapsam ve kurallarını daraltmaya yönelik tüm uygulamaların karşısında olmaya bu uygulamaları akıllarından ve işlemlerinden geçirmeye yeltenecek herkes ve her kurumla hukuk mücadelemize sonuna kadar yılmadan devam edeceğiz❗️
AVUKAT HAKLARI GRUBU
#AvukatHakları
#HukukDevleti #SavunmaHakkı
#AvukataDokunma
AVUKAT İLE TUTUKLU MÜVEKKİLİ ARASINDAKİ YAZILI VE SÖZLÜ İLETİŞİM HAKKI KISITLANAMAZ
Adalet Bakanı, katıldığı bir televizyon programında tutuklular ile avukatların görüşme ve yazılı iletişim hakkının kısıtlanmasına yönelik yasal düzenleme yapılması gerektiğini belirtmiştir.
Henüz hakkında kesinleşmiş bir mahkumiyet kararı bulunmayan bir başka ifadeyle hukuken suçlu olmayan tutuklu ile avukatlar arasındaki görüşme hakkını sınırlandıracak her yaklaşım; masumiyet karinesinin, savunma hakkının ve hukuk devleti ilkesinin ihlali sonucunu doğuracaktır. Türkiye Cumhuriyeti, 1992 yılından bu yana, müdafi yardımından faydalanma hakkı bağlamında yaptığı reformlarla mevzuatını Avrupa standartlarının üzerine taşımıştır.
Ankara Barosu olarak; dün olduğu gibi bugün de savunma hakkını ve avukatın yetkilerini sınırlayan tüm müdahale girişimlerinin karşısında olduğumuzu, hukuk devletinin kazanımlarından vazgeçmeyeceğimizi ifade ederiz.
Meslektaşlarımıza ve kamuoyuna saygıyla duyurulur.