Bugün, “2026 Yılı Merkezi Bütçe Kanunu” görüşmelerinin son günü.
Bütçe’nin kâğıt üzerindeki tanımı; kamunun elindeki olanakların hangi önceliklerle, hangi oranlarda ve nasıl tekrar halka döneceğini belirlemektir. Yapılan tercihler veya göz ardı edilenler çok şey anlatır.
Partili milletvekili arkadaşlarım, 2026 Bütçesi’nin öncekiler gibi, yurttaşların kahir ekseriyetini nasıl yok saydığını, nasıl ve hangi yollarla servetlere yeni servetler aktardığını her olanağı kullanarak anlattılar.
Genel Başkanımız Erkan Baş Meclis’te sordu: Emeğiyle yaşayan hangi yurttaş halkı öncelemeyen bir bütçeye evet der?
Her bütçe kalemiyle sermayeyi kollayan ve yurttaşa yeni zorluklar getirecek olan bu bütçeye yurttaşın sözü “yağma düzeninizi görüyoruz ve son vereceğiz” olacaktır.
Üç trilyon liraya ulaşan bütçe açığı ve kamunun ödeyeceği faizlerin her kuruşu çalışanların sırtındadır. Hangi çalışan böylesi bir zulme evet diyebilir?
Halkımızın yaşadığı onca yoksulluğu, yoksunluğu kader deyip yok sayan, piyasacılığıve özelleştirmeciliği önceleyen, sermayenin önünü açmak için her alanda yaşanan sosyal cinayetleri önemsemeyen bir bütçeye emeğiyle yaşayan hangi yurttaş “evet” diyebilir?
Tarımsal üretimin adım adım yok olduğu yetkili ağızlarca kürsüden ilan edilirken ve halkımızın sağlıklı gıdaya erişimi her geçen gün daha da zorlaşırken hangi yurttaş çare önermeyen bir bütçeye evet diyebilir?
Her yıl “öngörülen enflasyona”a göre planlar yapılırken, hiçbir yıl hedefler tutmamışken, tutturulamayacağı da en başından yapanların bile malumuyken,emekçiler daha da yoksullaşmalarına nasıl evet diyebilir?
Çocuklarımıza, bütçenin yalnızca %1,5’u ile okullarda 1 öğün yemek mi öngörülüyor?Onların açlıklarını acil öncelik olarak mı görüyor? Çocuklarımızın, MESEM cinayetleriyle ölmesine son vermeyi mi öneriyor?
Yurttaşlarımızın sağlığını önceleyerek tıkanan sağlık hizmetleri için önceliklere mi sahip?
Deprem bölgesinde esnafın feryadını duyup “mücbir hali”ni uzatmayı mı öngörüyor?Bırakalım yeni deprem tehlikelerine karşı önlemleri, yaşanılan depremlerin yaralarını sarmayı mı hedefliyor?
Sermayenin çıkarlarına hizmet eden böylesi bütçelerin daha iyisini değil, tam karşıtını yapacağız.
Temel ilkemiz; işçi ve emekçi kitlelerin refahı, yaşam düzeylerinin yükseltilmesiolacak. İnsanca yaşayacağımız bir ücret, vergide adalet, eğitim ve sağlık hizmetlerinin bir mal değil hak olarak görüldüğü, ekmeğimizi kazanırken ölümlerimizin maliyet hesabı ile normalleştirilmediği, doğal varlıklarının gelecek kuşaklar için korunduğu, yoksulluğun her türden istismarının aşıldığı bütçeler ancak yurttaş siyasete ağırlığını koyduğunda yapılabilir.
İlk adımımız; hukukun üstünlüğü, kuralların önceden bilindiği ve herkesi bağladığı, kurumsal işleyişin yeniden sağlandığı ve en önemlisi Anayasa’nın askıdan indirildiği bir siyasal ortam olacak. Adım adım ve ısrarla “halkçı bütçeler” yapacağımız günlere ulaşacağız.
Şerafettin Can Atalay
Seçilmiş Hatay Milletvekili
Marmara (Silivri) Cezaevi, A47
Aralık 2025
Bu konuşmanın ardından TİP AKP'nin tezkeresine KABUL oyu verdi!
Türkiye İşçi Partisi böylesine bir metne neden kabul verdiğinin hesabını vermeli.
Vermeyecek, hiçbir zaman vermedi ama vermeli.
Ramazan Şaşkın..
38 yaşında, itfaiye personeli..
Bursa Orhaneli-Harmancık mevkiinde çıkan yangına müdahale çalışması esnasında kalp krizi geçirerek hayatını kaybetti..
İki çocuk babası..
"Devlet'e ihtiyacımız yok" diyenler, devlet aygıtı ortadayken, yasalarla, sopasıyla seni kontrol etmeye çalışıyorken, devletin sana çalışmak zorunda olduğunu, "Halk" olmazsa ortada bir devlet kalmayacağını hatırlaması lazım. O sebeple yangınlara müdahalesi şart! Bunu zorlayın!
Şule Aydın’a ve tüm Fatih Altaylı YouTube Kanalı emekçilerine teşekkür ediyorum. Uzun süredir bu kadar ayrıntılı konuşabilme imkanı bulamamıştık.
Tüm dostlarımızın izleyip eleştirilerini, görüş, öneri ve değerlendirmelerini paylaşmalarını rica ediyorum.
https://t.co/sNCVURkF9h
Ben askerdeyken "deniz suyu" yuttuğum için aynı durumu yaşamış bütün vücudum bütün sıvıyı dışarı atmıştı. Tabip subayı farkedip hemen serum taktırdı. Ölümden döndün demişti. Su namına hala travmam kaldı. Mesele ise şu rütbeliler ehil olmazsa askerin canı hiçtir!
#SONDAKİKA MSB İskenderun'da şehit olan askerlerin ilk otopsi raporunu açıkladı:
Aşırı sıvı kaybına bağlı çoklu organ yetmezliği
https://t.co/87xCdOJgJN
Çarşamba günü Bakırköy’deki mitingde atılan sloganlar gerekçe gösterilerek gözaltına alınan 10 yoldaşımızın Emniyet’teki işlemleri tamamlandı, Bakırköy Adliyesi'ne sevk ediliyorlar. Parti avukatlarımız ve İstanbul İl Örgütümüzle birlikte süreci takip ediyoruz.
Yoldaşlarımız sadece slogan attıkları için gece geç saatlerde evleri basılarak azılı suçlularmış gibi gözaltına alınırken yangın söndürmeye çalışırken orman işçilerinin ve gönüllülerin görev başında ölmelerine neden olan ihmallerin sorumluları serbestçe dolaşıyor, kadınları katledenler cezasız kalıyor. Karşımızda duran gerçek adalet değil, adlı adınca düşman hukukudur.
İktidarın muhalefet cephesini sindirmek ve birbirinden ayrı düşürmek için attığı her bir adımı boşa çıkaracağız. Halk iradesine sahip çıkanların düşman hukukuna maruz bırakıldığı, yargının sopa olarak kullanıldığı bu günleri mücadele ve dayanışmayla aşacağız.
Bir dakika bile gözaltında tutulmaması gereken yoldaşlarımız derhal serbest bırakılsın!
Atılan sloganların suç teşkil etmesinin nedeni içinde “saray” geçmesiymiş.
Yani saray geçerse gece 2’de, kadın cinayeti geçerse 2 yıl içinde (o da belki) ifadenize başvurulur.
Aralarında Parti Meclisi Üyemiz Arzum Yalçın’ın da bulunduğu çok sayıda parti üye ve yöneticimiz, Çarşamba günü Bakırköy’deki mitingte atılan sloganlar gerekçe gösterilerek gözaltına alındı. İstanbul İl Örgütümüz ve parti avukatlarımız süreci takip etmektedir.
Halk iradesine darbe yapmaya kalkanlar, muhalefeti cezalandırmak için suç uyduruyor. Baskılara teslim olmayacağız, yoldaşlarımız derhal serbest bırakılsın!
Bakırköy’de onbinlerce insanın ve CHP Genel Başkanının da katıldığı eyleme katılıp “slogan attılar” diye DÜN GECE SAAT 2’de 10’a yakın üyemizin kapısına “polis” dayandı. PM üyemiz, Bakırköy İlçe Başkanımız ve yoldaşlarımız bu düzene boyun eğmedikleri için gözaltında.
Bak nasıl bir rejimde yaşıyoruz biliyor musunuz?
2023’te bir kadını camdan atıp öldüren ya da atlamasına sebep olan eski polis bir katil zanlısı 2 sene elini kolunu sallayarak “toplum” içinde gezebilir. Hakkında ağırlaştırılmış müebbet hapisten iddianame hazırlandıktan sonra da dolaşmaya devam edip gidip üstüne bir kadını daha vahşice katledebilir!!
Ama bu sefil düzene itiraz edip bir eyleme katılırsanız 24 saat içinde gece yarısı 2’de eviniz basılıp gözaltına alınabilirsiniz.
Çünkü rejim ve aygıtlarının yegane ve en temel varlık sebebi rejimi muhafaza ve müdafaa etmektir.
Yoldaşlarımızı derhal serbest bırakın!