Zafer Partisi olarak daha önce de defaatle ifade ettik:
Üniversiteler akademik, idari, mali özerkliğe ve özgürlüklerine acilen kavuşturulmalıdır. Ayyuka çıkmış olan atama usulsüzlükleri ve sahtecilik iddiaları tüm akademik sistemi çürütmeden ciddi tedbirler alınmalıdır.
Türkiye’de vakıf/özel üniversitelerde iş güvencesi yok. Üniversite yönetimleri, keyfi işten çıkarıyor. Devlet üniversitelerinde ise 50d araştırma görevlisi kadrosu dışında iş güvencesinden bahsedilebilirken mobbingin (yıldırma) giderek kurumsallaştığı görülüyor.
Üniversitelerin sorunları salt maaş yükselterek tabi ki çözülemez. Ancak bu maaşlar ile üniversitede gerçek bir akademik verim almak mümkün değil.
Akademideki kadro yapılanmasındaki piramit tersine döndü. Neredeyse araştırma görevlisinden çok profesörümüz var diyeceğimiz noktaya ilerliyoruz. Araştırma görevlisi kadroları araştırmaların dinamolarıdır. Birimlerin araştırma performanslarına oranla araştırma görevlisi kadroları arttırılmalıdır.
Bugün bir araştırma görevlisinin maaşı 74 bin civarında yani yoksulluk sınırının altında. Bir profesörün maaşı ise 112 bin TL yoksulluk sınırının az üstünde. Geçim sıkıntısı çeken akademisyen bilimsel araştırma yapamaz, eğitim faaliyetlerini de yürütmekte zorlanır. Kamuda maaş dengelerinin gözden geçirilerek yeniden düzenlenmesi şarttır. Bir profesörün aylık maaşı 4.500 dolar karşılığı TL olmalı. Diğer akademik maaşlar buna göre düzenlenmelidir.
Akademisyenlerin çalışma sahalarına uygun olacak şekilde yürütmekte oldukları araştırma projeleri, ürettikleri nitelikli yayın, patentler ve eğitim materyaline göre bugün uygulanmakta olan akademik teşvik kriterlerinden daha liyakatli bir sistemle öğretim üyeleri ve öğretim görevlilerine anlamlı ek ödemeler yapılmalıdır.
Ülkemizin yükselişi ancak bilimle olur ve bilimin lokomotifi üniversitelerdir. Bir örnek olması açısından dikkatinize sunuyorum:
5G'yi icat eden Erdal Arıkan, Bilkent Üniversitesi'nde profesör. 5G'yi Türkiye'de buldu, sonra Çin makaleyi buldu ve Erdal Hocanın makalesine 600 milyon dolar para yatırıp bu işten 10 yılda 500 milyar dolar para kazandı. Türk akademisyenin Ankara'da ikamet ederken icat ettiği 5G üzerinden Çin para kazanıyor. Hayır bu bir fıkra değil!
Liyakat esaslı yönetim, akademik özerklik ve bilimin esas alındığı bir Türkiye’de nitelikli bilimsel araştırma, ArGe yatırım ve faaliyetleri ile kazanan Türkiye olabilir
Akademisyenlerin haklı zam talebini ciddiyetle ele alma zamanıdır.
#akademikzam
🎓 Üniversitelerde akademisyenlerimiz yıllardır ağırlaşan ekonomik koşullarda ayakta kalmaya çalışıyor.
💸 Bugün akademisyenlerin maaşı, bırakın insanca yaşamayı, temel giderleri bile karşılamıyor.
📚 Bu şartlarda ne bilim üretilir, ne yayın yapılır, ne de gençler yetiştirilir.
❗️Bu sadece bir zam talebi değil; bu, Türkiye’nin nitelikli geleceği için bir çağrıdır.
🧠 #Akademisyen aç kalırsa bilim susar, bilim susarsa memleket susar.
#akademikzam
@ADAP_2023
Çevremdeki hiçbir çocuğu, genci bilime akademiye teşvik edemiyorum. İlk sordukları şey maaşı oluyor ve duydukları an “acaba sen mi işini değiştirsen?” diyorlar:( #akademikzam
YÖK MÜ, YOK MU?
Hem 6. hem de 7. Dönem Toplu Sözleşmelerinde idari personel için üniversiteler arası eş güdümü sağlayan ve bütün üniversiteleri bağlayan bir tayin/nakil çıkarılması noktasında karar alındı. Ama yaklaşık 4 yıldır YÖK kulağının üstüne yatıyor.
Akademik zam konusunu gündeme getiriyoruz, YÖK’ten ses yok!
Ünvanlarla ilgili sorunlar hakkında YÖK ağzını açmıyor.
Milli Eğitim Akademisinin öğretmen yetiştirme sürecinin son merhalesi gibi kurgulanmış olmasını doğru bulmadığımızı söylüyoruz, Eğitim Fakültelerine hakarettir diyoruz; ama YÖK’ten tek bir ses çıkmıyor.
Yök ne işe yarıyor?
Yök müsün, Yok musun?
https://t.co/eOpvzQkG7p @Türk Eğitim Sen aracılığıyla
“Akademik Zam” Zorunluluktur
Akademik personelin ücretleri yetersizdir. Akıl teri döken akademik personelin ücretleri yaptıkları işle orantılı olmalıdır.
Kamuda ücret, ünvan, yetki, sorumluluk, istihdam türü boyutuyla çalışanların durumunu yeniden gözden geçirmeye ihtiyaç var. Kamu personel sistemindeki skala bozuklukları daha fazla büyümeden hassas bir çalışma gerekiyor. Toplu Sözleşme sistemini bypas eden girişimler yerine masayı daha öne çıkaran anlayış benimsenmelidir.
2025 Ağustos ayında 8.Dönem Toplu Sözleşme var. Kamuda ücret adaleti için yine bir çok başlığı masaya taşıyacağız.
Kamu görevlilerimizin gündemini meşgul eden konular çözüme, çalışanlar çalışma barışına ve iş huzuruna kavuşturulmalıdır.
▪️Kamu görevlilerinin aldığı tüm ücretlerin emekli keseneğine tabi tutulması ve emekli olduklarında sefalet ücretine mecbur bırakılmaması,
▪️’Akademik Zam’mım gündeme alınması,
▪️ 1.Dereceye 3600 Ek Göstergenin verilmesi,
▪️Teknik Hizmetler Sınıfının Sorunları ve Mühendislik Meslek Kanununun çıkarılması,
▪️Disiplin cezalarının affı,
▪️Üniversite İdari Personelinin Yer Değişikliği Hakkının tamamlanması,
▪️Yardımcı Hizmetler Sınıfı’nın Genel İdare Hizmetler Sınıfı’na geçirilmesi
▪️2016 yılından sonra göreve başlayanlara ilave 1 derece verilmesi,
▪️Sözleşmeli Koruma ve Güvenlik Görevlilerinin Ek Ödemeleri,
▪️Ayniyat Saymanlarının Özel Hizmet Tazminatının Ödenmesi,
▪️Yiyecek Yardımı ve Harcıraha İlişkin Çalışmanın tamamlanması,
▪️4c’den 4b’ye geçen personelin zorunlu emeklilik dayatmasının kaldırılması,
▪️Memura Bayram İkramiyesi verilmesi,
▪️Personel alımında ve diğer sınavlarda mülakatların kaldırılması,
▪️Kamu personel sisteminin güncellenmesi,
▪️Doğum sonrası yarım zamanlı çalışma yönetmeliğinin çıkarılması, analık izni sürelerinin artırılması, kamu kurumlarındaki kreş uygulamasının yaygınlaştırılması ve daha bir çok başlık ötelenmemeli, bir an önce çalışmalar başlatılarak teker teker çözülmelidir.
Saadet Partisi Milletvekili Necmettin Çalışkan: "Türkiye'de bir araştırma görevlisi 60 bin TL maaş alıyor. Bu maaşla doktorasını mı yapsın, yurt dışına araştırmaya mı gitsin, bilgisayar mı alsın, yoksa ev kirasını mı ödesin?"
Okumak artık öylesine zor ve pahalı hale geldi ki “alınan maaş buna değiyor mu?” sorusunun daha sık sorulmasına neden oluyor. Başta öğretmen ve öğretim üyelerimiz olmak üzere kazandıklarıyla belli bir hayat standardı tutturanı, ay sonunu getireni zor bulursunuz!
https://t.co/OeGoqSMLIs
AKADEMİK ZAM; HEMEN!
Üniversitelerimizde işçi statüsünde çalışanların maaşları kimi akademisyenlerimizden daha fazladır.
Bu kabul edilemez!
Bir bilim insanımızın aklı geçim derdi ile meşgulken ondan bilim üretmesini bekleyemezsiniz.
Akademisyenlerimizin yaşadığı ekonomik sıkıntıların ortaya çıkardığı en önemli sorunlardan birisi de lisans düzeyinde akademik başarısı en yüksek olan öğrencilerimizin ‘meslek’ olarak akademisyenliği tercih etmiyor hale gelmiş olmasıdır. Ekonomik koşullarından dolayı, başarılı öğrencilerimiz geliri daha yüksek olan meslekleri tercih etmektedir. Bu da Türk akademisinin geleceği için önemli bir zafiyeti doğurmaktadır.
Bu itibarla, akademisyenlerimizin ekonomik şartlarının iyileştirilmesi talebi, sadece hali hazırda zorluk yaşayan bilim insanlarının mağduriyetini gidermekle kalmayacak, aynı zamanda üniversitelerimizin ve Türk bilim hayatının geleceğini de doğrudan olumlu etkileyecek bir tedbir olacaktır.
https://t.co/CNJHu3cezn @Türk Eğitim Sen aracılığıyla
30 Nisan 2025 tarihinde yayınlanan TÜRK-İŞ verilerine göre Nisan 2025 yoksulluk sınırının 78.292 TL olduğu bilinmektedir.
Grafiğe bakılacak olursa;
Profesör Maaşı / Yoksulluk Sınırı Oranı
Nisan 2015: 1.41 (yoksulluk sınırının %41 üzerinde)
Nisan 2025: 1.19 (yoksulluk sınırının yalnızca %19 üzerinde)
Araştırma Görevlisi Maaşı / Yoksulluk Sınırı Oranı
Nisan 2015: 0.82 (yoksulluk sınırının %18 altında)
Nisan 2025: 0.78 (yoksulluk sınırının %22 altında)
olarak görülebilecektir.
Hayat şartlarının giderek zorlaştığı bu dönemde, göreve yeni başlayan Araştırma Görevlisi (7/1) ile 25 yıldır hizmet veren ve 4 yıldır Profesör (1/4) unvanına sahip öğretim elemanlarının maaşlarının sırasıyla ortalama 60.000 TL ve 90.000 TL civarında olması anlaşılır gibi değildir.
Akademisyenlerin taban maaşları (araştırma görevlisi) yoksulluk sınırının en az iki katı olacak şekilde yeniden düzenlenmelidir.
#akademikzam
@RTErdogan@eczozgurozel@dbdevletbahceli@_cevdetyilmaz@NumanKurtulmus@memetsimsek@Yusuf__Tekin@isikhanvedat@vedatbilgn@erolozvar@avabdullahguler@AvOzlemZengin@akbasogluemin@abdulhamitgul@leylasahinusta@Yenisehirlioglu@mehmedmus
@odatv@akadir137 Şu ağzrı torbayı güzelce bir boykot edelim de Muse ve Robbie Willams oda konseri versin hayatında ilk kez. Hatırası olur hem onlara da…