Pasif agresyon, aslında özyıkım davranışıdır. Bireyin öteki kadar, kendine de yaptığı sabotajdır. Öteki üzerinde gizli tahakküm kurmak, intikam almak, cezalandırmak için benimsenen dolaylı ve yıpratıcı tutumlar genellikle pasif agresyondur. Örneğin:
Sorun burada çocukların dışa vuran öfkesine gösterilen az toleranstan ziyade bir ototorite olarak ebeveynlerin sözlerinin dinlenilmemesi, yok sayısılması gibi.
Almanlar içinse, özellikle II. Dünya Savaşı'nda yaşanan felaket sonrası otoritenin hükmünün sarsılması.
Benim şaşırdığım iki nokta var:
Birincisi, kendimiz günlük hayatta oldukça dürtüsel ve duygusal bir toplumken çocukların dışa vuran öfkesine neden bu kadar az tolerans gösteriyoruz?
Gazze’de bir çocuğun duvara çizdiği portreye, İspanya Başbakanı Pedro Sánchez kayıtsız kalmadı.
Bazen bir çocuğun fırçası, dünyanın en güçlü kürsülerinden daha etkili olabilir.
Gazze’nin çocukları sadece yaşamak, okumak, oyun oynamak ve resim yapmak istiyor. Dünyanın görevi de onların sesini duymak ve bu sesi büyütmektir.
Teşekkürler Pedro Sánchez.
Yaşasın insanlık. Yaşasın özgür Filistin. 🇵🇸
Gıcıklık olarak algılamayın ama bu sene anaokulunda çok büyük sıkıntılar yaşadım ben kurucu ve psikolog olarak? Ee madem hepiniz/hepimiz bu baba ve oğulu paylaşıyorsunuz, paylaşıyoruz, otizm tanılı çocukları sınıflarında istemeyen anneler ve babalar kimler? Sanal ortamda vicdan rahatlatma ritüeli mi yapıyoruz acaba?
Böylelerinin değil çocukluğuna annelerinin karınlarındaki dönemlerine de inilse nafile, hatta, "kâlû belâ"ya kadar da gidilse boşuna. Gözün üzerindeki kaş dahi tahrik nedenidir yerine göre çünkü böyleleri için.
Kendisinin bir saf olduğunu söyledi adam. Neden diye sordu kadın. Çünkü hâlâ konuşarak bir şeyler anlatabileceğini, muhatabını bir şeylere ikna edebileceğini sandığını söyledi adam, milyonlarca kez aksi ispatlanmış olsa da. Neden ısrar ettiğini sordu kadın. Gördüğümü görsünler...
Barbaros Şansal’dan muazzam bir tespit:
“‘Bazı şeyler kapıya gelmeden tedbir alınmıyor. Mesela Türkiye su fakiri haline gelmeye başladı. Yüzlerce gölümüz kurudu.
Ben Anadolu üzerinde sürekli uçuyorum Kıbrıs’tan gelip giderken. En son Eğirdir Gölü’nün haline acıdım. İkiye bölünmüş göl, yok. O madenler, dağ tepe kalmamış.”
“‘Siz bir Çanakkale Kirazlı beldesine, barajın arka tarafına Amanos’a bir çıksanıza, görsenize oraları. Yağmalanan bir coğrafyayla karşı karşıyayız.””
“Gencecik insanlar üniversiteleri korumak için, birçok konuda aynı düşünmedikleri belediye başkanlarına haksızlık yapıldı diye başlarına bu kadar bela alırken, “politik mizah” yaptığını iddia eden biri olarak en zararsız cümleleri bile ‘ama bunu yanlış anlarlar mı?’, ‘burayı manipüle edip sana saldırırlar mı?’ kaygılarıyla silmekten, etrafından dolanmaktan sıkıldım. O kadar sıkıldım ki, sıkıntım hayli yüksek olan korkumu aştı.”
Deniz Göktaş, @idgoktas