deniz göktaş’ı ayrı, cesaretini ayrı, duruşunu ayrı seviyoruz. gözaltına alınmasına şaşıracağız elbette. normalleştirmeyeceğiz; çünkü ifade özgürlüğü suç değildir. deniz, yalnız değildir.
siz bir ömür çalışır ev sahibi olamazsınız,
elin adamı hazine arazisine konar ve imar affıyla gayrimenkul zengini olur. siz verginizi düzenli ödersiniz, elin adamı tek kuruş ödemez ve vergi affıyla milyonları götürür. ve size beceriksiz, elin adamına girişimci derler sonunda.
gerçekten çok merak ediyorum. bir sorun varken kaygılanmamak ya da bir sorun yokken bile kaygılanmamak, beyninin durmadan senaryolar üretmemesi, yaşamayı tam anlamıyla becerebilmek nasıldır acaba?
bu fotoğraftan da anlaşıldığı üzere ‘çalışan kadın’ terimi bir totolojidir. çalışmayan kadın diye bir şey hiçbir zaman var olmamıştır, yalnızca yaptığı iş karşılığında para alamayan kadın diye bir şey vardır.
Kapitalist makinenin bedenini ve ruhunu ezdiği tüm işçiler, ev içi emeği görünmezleştirilmiş kadınlar, emeği masa başlarında hiç edilmiş prekaryalar, yayınevi emekçileri, çevirmenler, müzisyenler, set işçileri, MESEM'lerde çocukluğu çalınanlar ve herkes için yaşasın 1 Mayıs.
ülkenin köylüsünden öğrencisine herkes kan ağlıyor. okul camından atlayan çocukla, toprağını korumak için iş makinesinin önüne yatan köylü kadının yaşadığı şey aslında aynı. devlet halkı koruma derdinde değil sadece güçlünün mülkiyetini güvence altına alan sistemi besliyor
ülkedeki en problemli, en kontrolsüz kesimlerden biri de idareci çocukları. vali çocuğu vali kadar yetkili. milletvekili çocuğu dokunulmaz. belediye başkanı çocuğu general gibi takılıyor. tam bir üçüncü dünya ülkesi bürokrasi şımarıklığı. bu rezilliğe bir son verilmeli artık.