Priest breaking the fourth wall is still the BEST way to visually represent a character truly seeing who the other character is deep down that I've ever seen.
I highly recommend you find yourself a clingy (healthy) lovey dovey partner who’s super excited about you. Life is too short to spend it with someone who act like showing love is a chore.
sadece 5dk anasayfayı kaydırıyorsun; sazlıdere barajı yok ediliyor, tutuklu öğrencilerin mahkemesi ertelendi, lgbt'yi kriminalize eden yasayı mecliste, şişli'de 72 kat rezidansa devam, samandağda milletin toprağına çökülüyor.. halka eziyete yemin etsen bu kadarına için elvermez
GÜNAYDIN…
Öncelikle yeni uyandım. Sizlere iyi bir akşam diliyorum. Sosyal medyamı yeni açabildim. Çok fazla mesaj, tweet, yorum gördüm
Hepinize teşekkür ediyorum
Bildiğiniz üzere, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin halk iradesini temsil eden bir üyesi olarak, dün akşam Adalet Bakanlığı önünde sessiz bir çığlık yükselttim
“Ne işe yaradı, ne değişti, şov mu yaptın?” diyenler olmuş
Keşke öyle bir ülkede yaşasaydık da; eylem bitmeden çocuklarımız serbest bırakılsaydı,Ekrem İmamoğlu özgür olsaydı. Ama biliyoruz ki bir hukuk devleti değiliz. Maalesef adaletin, hukukun işlemediği bir düzende yaşıyoruz
Benim amacım; toplumsal bir farkındalık yaratmaktı.
Adalet Bakanlığı’nın önünde durarak “Buradayız!” demekti.
Haksızlıkların, hukuksuzlukların takipçisi olduğumuzu; çocuklarımızın peşini asla bırakmayacağımızı göstermekti.
İstedim ki bu ülkede herkes, içindeki umudu söndürmesin.
Ben bir milletvekiliyim. Dokunulmazlık hakkı bana ayrıcalık olarak değil, halkın hakkını savunmam için verilmiştir.
Bu bir lütuf değil; Anayasa’nın bana yüklediği bir sorumluluktur.
Bugün susarsam, yarın bu ülkenin çocuklarına hesap veremem.
Sosyal medyada bazıları beni cumhurbaşkanı adayı, bazıları genel başkan adayı olarak lanse etmiş. Hepsini yeni okuyabiliyorum.
Samimiyetle söylüyorum:
Bizim tek bir cumhurbaşkanı adayımız vardır, o da önümüzdeki seçimde Cumhurbaşkanı olacağı için cezaevine atılan Sayın Ekrem İmamoğlu’dur.
Bizim tek bir genel başkanımız vardır, o da kurultayda rekor oyla seçilen Sayın Özgür Özel’dir.
Ayrıca bazı eleştiriler de oldu: “Diğer vekiller nerede, neden destek olmadılar?” diye…
Siyasi partiler bir örgüttür. Örgütte herkesin farklı sorumlulukları vardır.
Ben yıllardır eylemlerin içinden gelen bir milletvekiliyim.
Beni yeni tanıyanlar olabilir, ama eskiler bilir:
Nerede haksızlık varsa, orada oldum.
Şanlıurfa’daki elektrik kesintileri için Enerji Bakanlığı önünde sabahladım.
Atanamayan öğretmenler için Milli Eğitim Bakanlığı önünde gece boyunca oturma eylemi yaptım.
Ve bilin ki bu eylemlerin tamamı Sayın Genel Başkanımızın ve Genel Merkezimizin bilgisi ve istişaresiyle gerçekleşti.
Diğer vekillerimizin de yerine getirdiği başka görevler var.
Hepimiz aynı anda, aynı yöntemle hareket edersek etkili sonuç alamayız
Ancak bilin ki hepimiz, sizler için, hak, hukuk ve adalet için var gücümüzle çalışıyoruz
Bizim gündemimiz makamlar değil.
Bizim gündemimiz içeride tutulan gençlerimiz
Ekrem İmamoğlu’na reva görülen adaletsizlik
adalete ulaşamayan yurttaşlarımız
yoksullukla mücadele eden milyonlar
yerle bir edilen hukuk düzenidir
Hukuk güvenliği yoksa, yargı siyasallaşmışsa, Anayasa çiğneniyorsa; başka hiçbir tartışma meşru değildir.
Yolumuzu aydınlatmadan, geleceğimizi konuşamayız.
Makamlar, mevkiler teferruattır.
Esas olan, bu ülkenin çocuklarına huzurlu bir gelecek bırakmaktır
Bu arada, araya birkaç “Adalet Bakanlığı sana yakışır” mesajı da sıkışmış
Hoşuma gitmedi desem yalan olur
Ama ben bir hayalin peşindeyim.
İktidara talip bir parti olarak Cumhuriyet Halk Partisi iktidarında bana bu görev layık görülürse, işte o gün hayallerim tamamlanmış olur
Çünkü ben Şanlıurfa’da fakir bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldim
Atatürk Cumhuriyeti sayesinde okudum, öğretmenlerimin emeğiyle hukukçu oldum, bu milletin vergileriyle açılmış devlet okullarında okuyarak avukat ve milletvekili oldum
Bu halka borçluyum.
Ve bugün tek bir hayalim var:
Bu ülkede adaleti yeniden tesis etmek
Ama makamların değil, hizmetin peşindeyim.
Bu parti bana çöpçülük görevini verse yine yaparım.
Bunu süslü söz olsun diye söylemiyorum
Beni tanıyanlar bilir, hiçbir görevi reddetmedim, küçümsemedim.
Bu halkın verdiği her görevi şerefle taşıdım
VELHASIL KELAM:
Bu eylem ne ilkti, ne de son olacak.
Umarım son olur, umarım bir daha haksızlık yaşanmaz.
Ama bilin ki
Nerede adaletsizlik varsa, orada olacağım.
Çünkü benim tek amacım var:
Bu ülke aydınlık olsun, adil olsun, refah içinde olsun
İnsanlar birbirine gülen gözlerle bakabilsin
Bu yolda yürümeye devam edeceğim.
Boykot pasif bir eylem gibi gözükür ama koca Britanya imparatorluğuna diz çöktürmüştür vaktiyle. Kaldı ki neoliberalizm çok çok daha kırılgandır. Dünyanın bütün zorbaları gelse toplu ve kararlı bir boykota bir ay dayanamaz. Piyasa dediğin bu ağaların tek kutsalıdır. O zaman dans!
19 Mart ve sonrasında hiç geri adım atmadan inandığı demokratik Türkiye Cumhuriyeti için mücadelesini veren ve tepkisinden hiç vazgeçmeyen sevgili genç ve üniversiteli arkadaşlarım, ben de bir İstanbul Teknik Üniversiteli olarak şunu söylemek istiyorum ki, bu yolun kıymetini ve zorluğunu en iyi biz biliriz. Tüm eğitim-öğretim hayatımız boyunca bizi yalnız bırakmayan gelecek kaygısını gidermek için bireysel olarak verdiğimiz mücadele, artık birliğe dönüşmüştür. Bu işin altından ya beraber kalkacağız ya beraber kalkacağız. Sözü dinlenecek olan ve sesi duyulması gereken aslen bizleriz.
Biz bu ülkenin bel kemiğiyiz. Biz yoksak gelecek yok, refah yok, umut yok, mutluluk yok, huzur yok. “Yok” dediğim tüm bu unsurların temsilcilerinden önemli bir parçası, bu haklı mücadelede ya göz altındalar ya da tutuklular. Aralarından bazıları benim de okul ve sıra arkadaşlarım. Aynı acıyı ben de paylaşıyorum. Bu sebeple tüm arkadaşlarıma şunu söylemek istiyorum: “Biz bu yolun yolcusu ve bu ülkenin kaderi ve geleceğiyiz, sonuna kadar hakkımızı aramak için mücadele etmeye devam edeceğiz. Asla boyun eğmeden, özgürlüğümüz ve bağımsızlığımızdan zerre taviz vermeden bu ülkenin geleceğini biz tasarlayacağız. Biz uzun vadenin, yarınların umuduyuz. Ya hep beraber, ya hiçbirimiz!”.
Özgürlük ve demokrasi için mücadele veren tüm genç arkadaşlarım SERBEST BIRAKILMALIDIR!
Hayatı normal hissettirecek her şeyin karşısındayız. Hiçbir şey normal değil. Alın teriyle kazandığımız bir kuruşumuz bile cebinize girmeyecek. Futbol, ünlüler, suni gündemler hiçbir şey umrumuzda değil. Hayatı durduruyoruz.
İndirim görünce boykotu salanla arayı açarım, 9 gün tatil oldu diye tatil yerlerine gidip para harcayanla arayı açarım, ligler başlıyor diye futbol paylaşarak gündemi bulandıranla arayı açarım. Hiçbir şeyden utanmıyorsanız hala içeride tutulan küçücük çocuklardan utanacaksınız!
@pinaripek_etu Sizin öğrenciniz olduğum için gurur duyuyorum hocam. Keşke bütün okulumuzun bizlere siyaset, hak, hukuk dersi veren akademisyenleri ve öğrencileri de sizin gibi dik bir duruş sergilese, konuşmaktan korkmasa.
gündemi sakın değiştirmeyin başka bir şey hakkında konuşmayın tutuklular var, almamız gereken haklar var araya bayram girdi diye unutmayın. bir kere bu enerjiyi yakaladık sahip çıkalım
bugün Beyazıt’ta gözaltına alınmak üzere ablukaya alınan öğrenciler, Özgür Çelik’in gelip ablukanın içine girerek Valiyi aramasıyla tahliye edildi. Milletvekillerine ve partilere düşen görev nedir diye sıkça tartışılıyor, tam da budur. siz öğrenciye siper olmak zorundasınız.
Girişimci kardeşlerim:
- ülkeye fon gelmeyecek,
- borsanın haline bakın, en büyük şirketlerimiz bile bir günde %10 değer kaybediyor.
- Bu ülkede kaldıysak artık ses çıkarmamız şart, çıkmayan her sesten ben de iğreniyorum.
With all due respect, eğer hareketi omuzlanan gençlere ulaşmak istiyorsanız "Bişey Yapmalı" ve "Arkadaş" gibi onların anlam dünyasında karşılığı pek de olmayan şeyleri zorlamasanız mı acaba?
Bugün, hepimizin bildiği gibi onlarca eve aynı anda baskın yapılarak hukuk dışı bir uygulamayla, Türk hukuk sistemine hiç yakışmayan bir eylem yapıldı. Bu ülkede, artık haklı ve tertemiz bir mücadele veren herkes, aynı duyguyla evlerinde başına gelebilecekleri hesap ederek yaşıyorlar. İnsanların dürüst yaşamlarına müdahele ederek ve ailelerinin her bir üyesinin de yaşamlarına gasp ederek tüm iyiliklere engel olmaya çalışıyorlar.
Biz, ailecek bu ülke için neredeyse her günümüzü memleketimizin temel problemlerini ve buna en uygun çözümleri düşünerek yaşıyoruz. Adaletsizliği değil, ekonomiyi konuşalım, bilim konuşalım, eğitim konuşalım, dünyaya örnek bir ülke olmak için ne yapabiliriz milletçe bunu konuşalım, dertleşelim. Gün birbirimizi aşağı çekme günü değil. Yoksulluğa çözüm bulalım. Evine giderken çocuklarına mahçup olmamak için, temel ihtiyaçlarını nasıl sağlayacaklarını dert edinen anne ve babaların problemlerine çözüm bulalım. Huzur, barış ve mutluluk getirelim. Kaosa sürüklenmeye çalışan dünyaya rağmen birbirimizin elinden tutarak dünyaya barış için bir örnek hal yaratalım.
Ama her şeyden önce, tüm bunları konuşabilecek o huzurlu ortamı yaratabilmek için, gerçek ADALET ve DEMOKRASİ için mücadele etmeye devam edeceğiz. Sadece Ekrem İmamoğlu olarak değil, onun ailesi olarak da buradayız. Bu yaşananlar, artık her vatandaşımızın tüm haklarının tehlike altında olduğunu tescillemiştir. Bu karanlık günlerden elbet çıkılacak ve isim, ünvan ayırt etmeksizin herkes adil bir ortamda yaşayacak. Bu ülke hepimizin. Biz, hepimiz, birbirimize emanetiz. Ya hep beraber ya hiçbirimiz. KURTULUŞ YOK, TEK BAŞINA!
@umutcansavci Üstelik bu yanlış kullanımı en çok da sürdürülebilirliği diline pelesenk edinmiş insanların içinden, markalardan duyuyoruz. Maalesef “sürdürülebilirlik” Türkiye için çok yeni bir kavram, bu nedenle büyük bir kitle okuyup araştırmak yerine duyduğuna inanıyor,yanlış bilgi yayılıyor
Her zaman her koşulda “salınım değil salım” diyerek yanlış bilineni düzeltmeye çalıştığım için o kadar çok tepkiye maruz kaldım ki… Daha terimi doğru kullanamıyorken doğru etkiyi yaratmamız maalesef çok zor.
Sürdürülebilirlik alanı bunun en vahim yaşandığı alanlardan biri... Evet bu alanda kaynak büyük, şirketler giderek daha fazla ilgi gösteriyor ama bunu bomboş PR temaları haline getirip sırf boş kaynaktan faydalanmak için hareket etmek gerçekten ayıp.
"Karbon salınımı" bunun en trajikomik örneği heralde, o kadar sık görüyorum ki şunu... Salınım "salın-" kökünden geliyor, osilasyon ya da oscillation karşılığı, karbon salıncakta sallanır gibi salınmıyor bildiğiniz üzere. Emission yani salım, "sal-" kökünden geliyor, o yüzden "karbon salımı" diye bir şey var. Bir yerden salınmış olması hareketi salınım yapmıyor, salım yapıyor. Şu en temel farkı bilmeyen dahi hızlandırma programı, sürdürülebilirlik yarışması, sürdürülebilirlik eğitim kampı yapıyorsa işimiz iş gerçekten.