Gencecik Irmak öğretmene bir kadın okul müdürü tokat atıyor ve o müdür görevden alınmıyor, kadını 90 km öteye lojmanı olmayan okula gönderiyorlar, yani bu kadar insafsızlık olur mu? Resmen mobbing, nerede o okul müdürü, göz yuman milli eğitim müdürü? Gereken cezayı alacaklar mı?
Avrupalı, özellikle de Almanya gibi tamamen sanayi bölgesi olmuş yerlerin insanı, bildiğiniz obsesif kompulsif bozukluk tarzı bir saplantıya düşmüş durumda. Dıştan bakınca çok güzel, huzurlu ve sakin görünen bu manzara, hakikatte büyük bir trajediyi barındırıyor. İçeriye girdiğiniz zaman maalesef ruhsuz, gıcık, takıntılı ve sinir bozucu insanlarla karşılaşıyorsunuz.
Bu toplumlarda insanlar tabiri caizse birer muhbire dönüşmüş; herkes birbirini ufak ufak hesaplarla dikizliyor. Adam camdan yolu izliyor; kırmızı ışıkta karşıya geçen biri var mı diye etrafı gözetleyip hemen şikayet ediyor. Biri gözünün önünde bir şey yapmaya görsün, anında salça oluyor. Elbette toplum birbirine karşı duyarlı olmalı, hatta mahalle baskısı bile yerine göre gereklidir; fakat buradaki durum tam bir gıcıklık ve aşırı hesapçılık boyutu.
Bu takıntı insan ilişkilerine de aynen yansıyor. Misafirliğe giderken yanında kendi yemeğini götüren, kalan yemek bitmediyse geri alıp evine getiren insanlar var. Bir yerde bir şey yenip içildiğinde, herkes milim milim kendi hesabını ödüyor. Market alışverişinden gündelik ilişkilere kadar her şey ufacık, kıytırık hesapların peşinde yürüyor. Belki o imrenilen düzenin sürgüsü budur ama emin olun bu kadarı normal değil; büyük meselelerle uğraşmamaktan ötürü küçücük şeyleri hayatın merkezi yapmışlar.
Gündelik hayatta orada asla özgür hissedemezsiniz; yolda arabayla giderken bile her an diken üstündesinizdir. Elbette demokratik haklar, fikir ve vicdan hürriyeti gibi övülecek tarafları var ama bu aşırı kuralcılık hayatı çekilmez ve bunaltıcı kılıyor.
Bizim ülkeye baktığımızda ise durum tam tersi bir trajediyi barındırıyor; bizde de kimse kimseyi umursamıyor. Siyasi ayrışmaları ve insanların hissettiği siyasi baskıları bir kenara bırakırsanız, emin olun bizim ülkedeki gündelik özgürlüğü dünyanın hiçbir yerinde bulamazsınız. Bizde haddinden fazla bir serbestlik var. Doğrusu bizim de kuralları biraz sıklaştırmaya ihtiyacımız var; çünkü bizdeki bu kadar aşırılık ve umursamazlık da fazlasıyla zarar verici.
Doğru düzgün yaşamaya çalışan orta halli seküler Türk insanına ırkçılık yapıp vize vermeyen, ortada ne kadar terörist varsa vatandaşlık veren Fransa'nın son hali izleyenleri memnun etti ne yalan söyleyelim.
Bir X kullancısının paylaşımı:
"Batı ülkeleri fareler tarafından yayılan hantavirüs salgını konusunda panikliyor.
Bu sırada Türkiye, her mahalleyi devriye gezen sokak kedileri ordusuna sahip."
Una mujer fue asesinada de nuevo en Turquía
Las mujeres son sagradas, esto ni siquiera es normal.
Los asesinos que hacen esto deberían ir a prisión de por vida, independientemente de su edad.
Recupérate pronto, Turquía
Ceren Özdemir’i hatırlıyor musunuz?
Bale kursundan eve dönerken, Kapalı Cezaevinden, Açık Cezaevine geçmiş, açık cezaevinden izne çıkmış ve oradan da firar etmiş bir katil tarafından öldürülmüştü. O gün bu sorumsuzluğa sebep olan, en ufak memurundan en üst amirine kadar herkes cinayetten yargılansaydı bugün yeni Ceren Özdemir’ler olmazdı. Bu arada sabah akşam af çıkaranlar size zaten diyecek tek kelime söz yok artık! Yazık ülkeme yazık…
Ne yapacaksınız? Toplama kampı mı kuracaksınız?
Temel insan hak ve özgürlüklerine aykırı bu düzenlemenize sonuna kadar direneceğiz.
Hiç kimsenin varoluşu, hapis sebebi olamaz.
Isıtıp ısıtıp tartıştırdığınız niyetleriniz, nefret suçlarını teşvik ediyor.
YETER!