"Kimsenin ilgisine muhtaç duymadığın zaman olgunlaşırsın, beklentiye girmediğin gün yara almazsın. Hiç kimseye bağımlı kalmazsan kazanırsın." der Osho. Sabahattin Ali destekler: "Bu hayatta mutlu olmanın yolu, beklentiyi düşük tutmaktır. Yoksa kanadından vurulmuş kuşa dönersin."
“İnsan bir noktadan sonra, hiç kimsenin olmamışlığını, hasetliğini, kötülüğünü, aptallığını, şımarıklığını tolere etmekle uğraşmak istemiyor. Zamanı azalınca, hayatın bunlarla uğraşılmayacak kadar kısa olduğunu anlıyor ve diyor ki; herkes yerinde sağ olsun.”
Ben kendimi tanıyorum bu eşiği de aşarım ama asla yapılanı unutmam, ben buna kin demiyorum, nefret demiyorum sizinle artık bir alakam dahi yok, sadece size eskisi gibi değilim. Ben asla zarar gördüğüm birisine eskisi gibi kalkansız yaklaşamıyorum, duvarlarımı aşamıyorum.
Durum ne olursa olsun söylenmemesi gereken kelimeler, kurulmaması gereken cümleler var. Ne açıklama duysan da telafi edilemeyecek düzeyde kırıcı cümleler.. Bunu hassas olmakla karıştırmayın. insan nerede duracağını bilmeli.
bukowski'nin dediği gibi: "hayatta kimseyi değiştiremezsin ve kimse için değişmemelisin. ne sen başkası için mecburi istikametsin; ne de başkası senin için. yorma kendini; bırak hayatına eşlik etmek isteyenler seninle gelsin."
Sırf birisini kaybetmek istemediğin için daha fazla anlayışlı ve affedici olmaya çalıştıkça, karşındakine de hak vermeye, düzeltir sanarak konuyu kapatmaya çalıştıkça, kimse seni kaybetmekten de incitmekten de korkmamaya başlıyormuş. Hayattan aldığım en büyük derslerden biri bu..
su akar, zaman geçer, her yara bir gün kabuk bağlar. kuşlar göçer, mevsimler geçer, her yara elbet iz bırakır. herkes gider, acılar kalır, her yara sahibini gözünden tanır. insanlar için gözünü feda etsen, zaten kördü derler. insanlar için aklını kaybetsen, zaten deliydi derler.