@CokBilenAdam2 İlk cezası 3 bin küsür liraymış ikinci kez olursa 10 katı ceza alıyormuşsun bu kişi işi ticarete dökmüş muhtemelen 2 kez yapmış aynı şeyi
Türkiye'de artık siyasal partilerden dini cemaatlere medyadan futbol kulüplerine kadar her şey iktidarın ne tarafında olduğunuza göre belirleniyor.
Ekrem İmamoğlu seçimle iktidarı değiştirmek istediği için "kötü" ama PKK lideri Abdullah Öcalan iktidarla işbirliği yaptığı için "iyi"
Süleymancılar ve Furkancılar iktidarla anlaşamadığı için "kötü" ama Menzil ve İsmailağa anlaştığı için "iyi"
Doğu Demirkol iktidara yakın olduğu için dini değerlerle ilgili şaka yapabilir o "iyi" ama Deniz Göktaş yaparsa hakaret etmiş olur, o "kötü".
Kadınlar: annem çok eziyet çekti, hayatını yaşayamadı. Ben çekmeyeceğim, annemin de bundan sonra mutlu olması için uğrasacağım
Erkekler: Annem çok çile çekti ne güzel, keşke tüm kadınlar çekse, ölseler keşke, annem de daha çok çeksin
@furioustoday Sonuçta borç almış ve ödüyor kendisi almış oluyor zaten? İster babasından ister arkadaşından alsın borç borçtur senin çevrende yüksek tutarlı borç alacağın birinin olmaması da arkadaşının mı suçu?
30 yıl öncesinin Türkiyesinde bu sözler büyük tepkilere ve boykota yol açmıyordu, bugün hiç kimse bu şekilde konuşamaz, bunu neye borçluyuz biliyor musunuz 30 yıldır susmayan ve hiç susmayacak kadın mücadelesine.
Otobüste tacize uğrayıp polis çağırsanız, bacım karakola gidip şikayetçi ol biz ekip gönderemeyiz derler.
Türkiye'de devletin tek bir görevi var, o da iktidarı korumak. Vatandaşların korunması, devletin ilgi alanına girmez.
Türkiye’nin cumhuriyet tarihinde gördüğü en efsane yıl bu.
Asgari ücret 850 TL ama alım gücü aşırı yüksekti. Kadıköy’de 1.5 TL ile tavuk döner alıp karnını doyurabiliyordun.
Şu anki asgari ücretten hesaplarsak tavuk dönerin 38 tl olduğunu düşünün.
O dönemi yaşayanlar bilir; 2011’de cebinde 5 TL paran varsa kraldın. Hatta 3-4 arkadaş ortaya 5’er 10’ar tl koyup Kadıköy’e inerseniz akşama kadar takılabilirdiniz.
Audi A3 55.000 TL falandı, öğretmenler biniyordu, hatırlıyorum.
Şimdi 3.000.000 TL’ye satılıyor, öğretmeni bırak doktor bile alamıyor.
Memurlar dünyayı geziyordu, sürekli Facebook’ta onların gezi postlarını görmekten yoruluyorduk.
Biz lise öğrencisiydik ama üniversite okuyanlar burslarıyla interrail yapıyordu, Avrupa’da fink atıyordu.
Demem o ki içinden geçtiler ülkenin azizim, Türkiye için daha parlak bi gelecek mümkündü, olmadı.
bu piçin yatmadığı koğuşta imamoğlu yatıyor, fatih altaylı yatıyor, boğaç yatıyor, şakaya gülen çocuk yatıyor, 20 yaşında üniversiteli gençler yatıyor. ondan sonra “vaziyet kötü, iç barışı sağlamamız gerek” falan anlatıyorsunuz.
Türkiye Cumhuriyeti, tarihinde hiç bu kadar aşağılanmamıştı. Ecevit 74'te, bugünden daha azametli olan ABD'ye posta koyup Kıbrıs'a çıkartma yaptı. Yıllarca ambargo yedik ama onurumuz dimdik ayaktaydı. O ambargo yüzünden oluşan tüp kuyrukları ile alay ederek iktidara geldi bunlar.
Türkiye ile ABD arasında bugün imzalanan bazı anlaşmalar. Devamı açıklandıkça sizlerle paylaşacağım:
• Türkiye, 2045 yılına kadar ABD’den yıllık 4 milyar metreküp Sıvılaştırılmış Doğal Gaz ithalatı için ABD ile 43 milyar dolarlık, 20 yıllık anlaşma imzaladı.
• Türkiye, 200’den fazla yolcu uçağı için milyarlarca dolarlık Boeing anlaşmasını imzaladı.
• Stratejik Sivil Nükleer İşbirliği Mutabakat Zaptı imzalandı.
Kıymetli dostlar,
6 aydır hukuken temelsiz, siyaseten de ülke gerçekleriyle taban tabana zıt bir dosyadan dolayı tutuklu yargılanıyorum.
12 Eylül günü “Kent Uzlaşısı” adıyla anılan dosya ülke siyasetinin gündemine geldi. Demokrasiye duyulan ihtiyaç vurgulandı, kayyumların kaldırılması çağrısı yapıldı.
Tam da aynı gün, öğlen saatlerinde Savcılık beni İBB Başkanımız, partimizin Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun yargılandığı İBB dosyası üzerinden sorguya çağırdı. Siyaset ile hukuk arasındaki bağın bir kez daha yerinden oynadığını hissettim. Aylardır görüşüme başvurulmayan hangi konu vardı ki, serbest kalma ihtimalimiz konuşulurken sorguya çağrılıyordum?
6 saat süren sorguda bana sorulan her şey, Şişli’nin, İstanbul’un, milletimizin hakkını koruyan kamusal hizmet anlayışımızla ilgiliydi. Her soruya içim rahat, aynı sorumluluk duygusuyla, gururla cevap verdim. Tutukluluk kararı baştan verilmiş bir sorguda, başka ne bekleyebilirlerdi?
On dosyadan da tutukluluk kararı verseler, yüzlerce kişiden “ifade” adı altında iftiralar toplasalar da bir gerçeği değiştiremeyecekler:
Biz bu ülkenin hakikatiyiz, geleceğiyiz.
Asla şüpheniz olmasın.
“Öyle yıkma kendini,
Öyle mahzun, öyle garip…
Nerede olursan ol,
İçerde, dışarda, derste, sırada,
Yürü üstüne – üstüne,
Tükür yüzüne celladın,
Fırsatçının, fesatçının, hayının…
Dayan kitap ile,
Dayan iş ile.
Tırnak ile, diş ile,
Umut ile, sevda ile, düş ile
Dayan rüsva etme beni.”
kadınların neden feminist kafa yapısına evrildiği, neden ekonomik özgürlüğe bu kadar takıntılı olduğu gibi basit sorulara bile cevap verebilecek sosyolojik inceleme konusu olmuş video