Ev zencileri İslamcılara şecaat dersi veremez!
Muhafazakar Şengör @AltayCemMeric, Batılı bir filozofun kavramsallaştırmasına başvurarak (Hegel-zeitgeist) zorla Batılılaştırma projesini meşrulaştırıyor. Sonra İslamcılara (kulaktan duyma bilgilerle) gelenek dersi verip Osmanlı ulemasıyla aramızdaki irtibatın kopmasına yol açan dönüşümleri aklıyor, faturasını da ahlaksızca İslamcılara kesmeye çalışıyor. İslamcıları böyle ezikleyebileceğini zannediyor. Tam bir komedi!
Halbuki o, zamanın ruhu değil senin ezikliğin Altay!
Altay’ın İslamcılarla ilgili iddialarına inananlara şunu sormak istiyorum: Hangi Altay’a inanıyorsunuz?
Bazı İslamcıların külliyatlarını iki defa baştan sona okuduğunu iddia eden Muhafazakar Şengör (@AltayCemMeric) İslamcıların kökenini bir sola yaslıyor bir sağa yaslıyor. Ha gayret Altay, birkaç bin sayfalık külliyatları üçüncü defa okursan İslamcıların "İslamcı" kökenlerini keşfedeceksin!
Tabi insanın aklına şu da geliyor; acaba Altay bu külliyatları gerçekten okumadı mı, yoksa İslamcıları itibarsızlaştırmak için onlara "İngiliz-Yahudi küreselciliğini besleyen adamlar" yaftasını vurmak için iftira mı atıyor?
"Ne var ki teknik bize asla araçlardan gayrısını vermez ve şimdi bizler araç fazlalığı ve amaç yokluğu yüzünden ölmek tehlikesiyle karşı karşıya bulunuyoruz."
Roger Garaudy
Van SDİ olarak, Nisan ayı toplantımızı İnsan ve Medeniyet Hareketi’nin ev sahipliğinde gerçekleştirdik.
Toplantıda, Van Gençlik ve Spor İl Müd. Sn. Mehmet Tosun tarafından ilimizde yürütülen çalışmalar ile STK'larla yapılabilecek ortak projeler hakkında bilgilendirmeler yapıldı.
📂 Dosya - 9 : Osmanlı'da İslamcılık
Prof. Dr. Ahmet Çapku'ya sorduk👇
https://t.co/RDiaxXBmKd
❝Osmanlı, insanı merkeze alan, yönetilen sınıfı Allah'ın emaneti olarak gören bir anlayışı kuvveden fiile geçirmiş ve İslam’ın bir ‘medeniyet’ olarak cihanşümul seviyede tebellür ettiği siyasi-toplumsal yapıyı temsil etmiştir.❞
*"değişende değişmeyeni aramak"* mottosuyla Dört ayda bir çıkan Toplumsal Değişim dergisinin yeni sayısı (Ocak-Nisan 2026) çıktı. Bu sayıda Dosya Konusu olarak *"Ümmet Bilinci ve İslam Dünyası"* ele alındı. iletişim: [email protected]
Bir İftira Örneği: Ali Şeriati Fransa'da Ne Yaptı?
Batı'nın tuttuğu kiralık katiller tarafından saldırıya uğrayan adamı Batı'nın uşağıymış gibi takdim etmek ne zamandan beri ilmin izzeti oldu?
1- Van’da binlerce kişi, ABD ve İsrail’in işgal politikalarına karşı meydanlara çıktı!
Van Filistin’e Destek Platformu ve Van SDİ öncülüğünde gerçekleşen yürüyüşte, Ortadoğu’daki siyonist, emperyalist ve işgalci politikalara güçlü tepki yükseldi.
Van SDİ olarak, Mart ayı mutat toplantımızı Ahmet Faruk Çevik Başkanlığında ve Anadolu Gençlik Derneği’nin ev sahipliğinde gerçekleştirdik.
Toplantımızda; İslam coğrafyalarında emperyalist ve siyonist güçlerin gerçekleştirdiği zulüm ve katliamlar ele alınmıştır.
📂 Dosya - 9 : Osmanlı'da İslamcılık
Aydın Bilgi'ye sorduk👇
https://t.co/MGgU76vUSH
❝İkinci Abdülhamit, İmparatorluğun bünyesinde bulunan Müslüman unsurlara yönelmiş ve İslamcılığı, Osmanlı sınırları içerisindeki Müslümanları altında toplayabileceği bir sancak ve İmparatorluk dışında kalan Müslümanları sömürgecilere karşı kullanabileceği bir silâh olarak düşünmüştür.❞
Şiîlik mevzusunda mesele nedir?
1. Mesele Şia’nın Kerbela söylemi ile de ilişkili olarak sürekli bir iç iktidar kavgası yürütmesi, küfrü Ebû Cehil, cihadı Bedir-Uhud üzerinden değil, Yezid ve Kerbela üzerinden okumasıdır. Bu, Şia’yı İslam dünyasına karşı sürekli bir duruş içinde tutmaktadır.
Şia, Nûreddin Mahmud Zengî ve Selâhaddin-i Eyyûbî gibi bütün Müslümanların takdirini kazanmış fatihlerin cihadını dahi küçümsemekte ve onları gözden düşürmek için çaba göstermektedir.
Şia, bu yönde oluşturduğu literatürle oryantalizm için sürekli kaynak üretme mekanizmasına dönüşmüştür.
2. Mesele, Şiî ulemanın hiyerarşik bir düzen içinde, Şiîliği yaymayı en kutsal görev bilmesi, cihadı aslında Şiîliği yayma olarak tasavvur etmesi ve bunu bir stratejiye dönüştürmüş olmasıdır. Onların bu tutumu, nihayetinde Şiî bir devleti, etraftaki Müslüman devletlerle çatışmaya sürüklediği gibi, dış güçlerle iş birliğine de götürmektedir.
3. Mesele, Şia’nın herhangi bir savaşa giriştiğinde onun propaganda kolunun sıkılan her kurşunu Şiîliği yaymak için fırsata dönüştürmesidir. Özellikle İran devriminden sonra, devrimin iç ve dış faaliyetlerinin nihayetinde Şiîlik propagandasına evirilmesidir. Böylece İslâmî motivasyon kaynağı olması beklenen devrimin Müslümanlar içi motivasyon çekişmesine dönüşmesidir.
4. Mesele, İran devriminden sonra Ali Şeriatî’nin İran’da belki sakıncalı bulunan ve bazı akademik çevrelerce çok önemsenen II. Dünya Savaşı sonrası postmodern Fransız akımlarının etkisindeki sosyoloji ile ilgili eserlerinin dahi Şiîliği yayma stratejisine alet edilmesidir.
5. Mesele, İran devriminden sonra Türkiye örneğinde Şia’nın işine geldiğinde Üstad Bediüzzaman gibi, itidal ehli İslam alemlerinin dahi, Türkiye’de Davet dergisi örneğinde olduğu gibi Şiîlik propagandası için kullanılmasıdır.
6. Mesele, İran devriminden sonra Türkiye örneğinde, Şia’nın işine geldiğinde Şeyh Said gibi şiddetli bir Şia karşıtının dahi, Tevhid dergisi örneğinde olduğu gibi, Şia propagandasına alet edilmesidir.
7. Mesele, hâlihazırdaki İran etkisindeki zihinlerin; Şiî olmayan veya Şia’ya net bir şekilde hizmet etmeyen hiçbir yapıyı İslâmî hareket kabul etmemesidir. Dolayısıyla niteliği ne olursa olsun Ehl-i Sünnet vurgusu yapsın yapmasın, Sünni dünyadaki bütün İslâmî hareketleri Amerikancı hareketler olarak nitelendirmesidir.
8. Mesele, tarih boyunca “vahdet”ten söz eden her yapının nihayetinde Şiîliği yayma stratejisine alet olması, eğer bu bir camia ise fertlerini bir bir Şiîliğe kaptırması ve Şiîleşen fertlerin nihayetinde onunla yollarını ayırmaları, Şia genel cemaatine katılmalarıdır.
Şiî ulema, “vahdet” söylemini bu bilinçle dillendirmekte, özde Sünni yapıların içine sirayet için kullanmaktadır.
9. Mesele, Şia’nın yoğun tarihsel duygular ve sağlam bir felsefi alt yapıyla Müslümanların cahillerini, gençlerini kolay Şiîleştirmesi ama onları dindar tutmak için yeterli cemaatsel bağı kuramadığında, oluşturduğu duygu ortamıyla da ilişkili olarak, fasıklığa yöneltmesidir. Bu konudaki örnekler kahredici boyuttadır.
10. Mesele, Şia’nın felsefeyle ilişkili olarak sürekli bir iç çekişme yaşaması ve nihayetinde çizgi dışı mezhepler bir yana Dürzilik, Bahailik gibi gerek tarihte gerek günümüzde yeni dinler üretmesidir. Hakikatte Şia, İslam dünyasına karşı oluşturduğu tutumla tarih boyunca İslam’dan çıkışın kapısına dönüşmüştür. Günümüz dünyasında Alevi olma iddiasındaki kimi yapıların “Biz, Müslüman değiliz!” şeklindeki tutumları bir istisna değildir. Tarihte Lübnan Dürzileri de Papalığa başvurarak biz Müslüman değiliz, dedikleri gibi bugünkü Suriye Dürzileri de biz Müslüman değiliz, diyorlar.
Bir tarafında sadece zulümle değil, Rusya ile savaşın da yer aldığı Suriye meselesi, tekfirciliği yaymak için bir fırsata dönüştürüldüğünde gençlerimizi tekfirci yapılardan korumak için nasıl uğraştıysak bugün de İran-ABD-israil savaşı, Şiiliği yaymak için bir fırsata dönüştürülüyorsa bize düşen gençlerimizi bu tuzaktan korumak için uğraşmaktır.
Bunu yapmak mezhepçilik değil, mezhep propagandasından korunmaktır. Ehl-i Sünnet çizgisinin hem akide hem tarihsel serüven olarak anlaşılması, özellikle bu tür dönemlerde zorunluluk arz etmektedir.
Meselenin özü budur.
Ali Şeriati'nin Kölelere Mektubu.
Kardeşim!
Sen efendini tanıyordun. Sana vurulan kırbacın acısını hissediyordun. Köle olduğunu biliyordun. Seni kimin köleleştirdiğini biliyordun.
Ama biz bugün senin kadar şanslı değiliz.
Biz de köleyiz. Fakat kimin kölesi olduğumuzu bilmiyoruz. Köleleştirildiğimizden bile habersiz yaşıyoruz.
Malımızın ve emeğimizin nasıl yağmalandığını anlamıyoruz. Bizi yöneten sistemleri özgürlük sanıyoruz.
Bugün dünya büyük bir kölelik düzeni haline gelmiştir. İnsanlar üretir ama başkaları kazanır. İnsanlar çalışır ama başkaları yaşar.
Senin zamanında efendi açıktı, köle açıktı.
Bugün ise kölelik daha gizlidir. Daha süslü, daha modern, daha aldatıcıdır.
Sen kırbaç altında çalışıyordun.
Biz ise özgür olduğumuzu sanarak çalışıyoruz.
Sen zincirlerini görüyordun.
Biz zincirlerimizi bile görmüyoruz.
İşte kardeşim, beş bin yıl sonra dünyanın durumu budur.
Türkiye’de bir ilk: “Kürt Tarihi” kitabı bir devlet üniversitesinde ilk defa basıldı.
Necmettin Erbakan Üniversitesinde, öğretim görevlisi Prof. Dr. Bekir Biçer tarafından yazılan kitap, uluslararası yayınevi belgesine sahip olan, Neu Press (Necmettin Erbakan Üniversitesi Yayınları) tarafından 2. baskısı çıktı. Bu zamana kadar ilk defa “Kürt Tarihi” kitabı bir devlet üniversitesinde veya yayın organlarında basılmamıştı.
https://t.co/7077yzJeEC
Siyonizm ve emperyalizm tüm coğrafyamızı tehdit ediyor, bombalıyor, harap ediyor.
Büyük bir savaşın eşiğindeyiz.
Kahrolsun emperyalizm, kahrolsun siyonizm.
28 Şubat 2026 Cumartesi sabah saatlerinde İran topraklarına yönelik gerçekleştirilen İsrail, ABD ve İngiltere ortak saldırısı, emperyalist güçlerin bölgemize dair kirli planlarının yeni bir aşamasıdır. Kendi çıkarları için tüm dünyayı ateşe atmaktan çekinmeyen bu terörist anlayış, insani değerleri ve uluslararası hukuku bir kez daha ayaklar altına almıştır.
İslam coğrafyasını istikrarsızlaştırmayı, bölge halklarını kaosa sürüklemeyi ve işgal politikalarını genişletmeyi hedefleyen bu saldırganlık, sadece bölge barışını değil tüm insanlığın huzurunu tehdit etmektedir. Siyonist İsrail'in, maşaları emperyalist ABD ve İngiltere ile birlikte İran'a yönelik başlattığı saldırıları lanetliyoruz.
“İçinizden hayra çağıran, iyiliği emredip kötülüğü meneden bir topluluk bulunsun. İşte onlar kurtuluşa erenlerdir.” ayetinden hareketle İMH Eskişehir tarafından düzenlenecek olan "Takva Ekseninde Toplumsal Değişim Mümkün Mü?" konulu konferans, İMH Genel Başkan Yardımcısı Muhammed Fesih Kaya'nın katılımıyla gerçekleştirilecek.
📅 11 Şubat 2026 Çarşamba
⏰ 19.00
📍 Eskişehir Birlik Vakfı Yunus Emre Salonu