Halkın seçme ve seçilme hakkına kayyım atayan anlayış, şimdi de halkın haber alma hakkına aynı yöntemle müdahale ediyor.
Muhalif medyanın önde gelen mecralarıdan biri olan Halk TV’ye kayyım atanmasını en sert biçimde kınıyoruz. Bu karar; basın özgürlüğüne, düşünce ve ifade özgürlüğüne dönük açık bir müdahaledir.
Demokratik toplumun en temel ilkelerinden biri olan halkın haber alma hakkı engellenemez.
Muhalif basın kurumlarına yönelik devreye konulan bu antidemokratik ve hukuksuz uygulamalara derhal son verilmelidir. Baskıya uğrayan tüm basın kurumlarının ve emekçilerinin yanında olacağız.
10 Ekim 2015’te Ankara Garı önünde barış, demokrasi ve özgürlük talebiyle bir araya gelen 104 canımızın katledilişinin 11. yılında acımız da öfkemiz de ilk günkü gibi taze.
O gün hedef alınan yalnızca 104 insanımız değil; halkların bir arada, eşit ve özgür yaşama iradesiydi.
Katliamda yitirdiğimiz canlarımızı saygı ve özlemle anıyoruz. Düşleri olan büyük barışı bu topraklara mutlaka getireceğiz.
Barış kazanacak, yaşam kazanacak!
HAREKET YÖNETİMİ'NDEN AÇIKLAMA
📌Türkiye sınırları içindeki ve Türkiye dışında sınıra yakın olduğu söylenebilecek tüm silahlı güçlerimizi çekmiş bulunuyoruz.
📌Türkiye’ye karşı silahlı mücadeleyi sonlandırma ve demokratik siyasal mücadele stratejimizin gerekleri tümüyle yerine getirilmiştir
En zor yıllarda kapısını da yüreğini de mücadeleye tereddütsüzce açan Pervari İlçe Eş Başkanımız Mamê Sıddık'ı kaybettik.
Partimize selam vermenin bile tutuklanma, tehdit, hatta ölüm sebebi olduğu yıllarda o hep en öndeydi. Korkmadı, geri durmadı, yalnız bırakmadı.
O, Pervari'nin direnciydi, fedakârlığıydı, vefasıydı. Nice zor günde kapısı çalınan, sözüne ve yüreğine güvenilen bir yol arkadaşımızdı.
Bugün sırtımızı güvenle dayadığımız, varlığıyla bize güç veren birini yitirdik. Çok eksildik.
Anısı, emeği ve mücadeleye kattığı değerler hep bizimle olacak. Ailesine, Pervari halkına ve tüm yoldaşlarına başsağlığı diliyorum.
Merkez üssü Urfa’nın Karaköprü ilçesi olan depremden etkilenen tüm yurttaşlarımıza geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz.
Başta Urfa’daki belediyelerimiz olmak üzere, ekiplerimiz sahada gerekli incelemeleri gerçekleştirerek durum tespit çalışmalarını sürdürüyor.
Diğer belediyelerimiz de gerekli hazırlıklarını tamamlamış durumda. İhtiyaç halinde gereken her türlü destek, koordinasyon içerisinde hızla sağlanacaktır.
TEŞEKKÜR
Türkiye sinemasının unutulmaz sanatçılarından Kadir İnanır’ın, maddi ve manevi mirası ile telif haklarını hayat arkadaşı sanatçı Jülide Kural’a bıraktığı; Jülide Kural’ın hayatta olmaması durumunda ise mirasının İnsan Hakları Derneği (İHD), Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) ve Nesin Vakfı arasında paylaştırılmasını vasiyet ettiği bilgisi avukatları tarafından kamuoyuyla paylaşılmıştır.
Bir insanın vasiyeti, yaşamı boyunca önem verdiği değerlerin ve geleceğe dair dileklerinin en kişisel ifadelerinden biridir. Kadir İnanır’ın vasiyetnamesi de bu açıdan bizim için özel ve anlamlıdır.
Kadir İnanır, yalnızca sinema sanatçısı olarak canlandırdığı unutulmaz karakterlerle değil; yaşamı boyunca insan hakları, demokrasi, eşitlik ve toplumsal barıştan yana ortaya koyduğu duyarlılıkla da toplumsal hafızamızda yer edinmiştir. Onun sanat anlayışında insan, insan onuru ve barış içinde bir arada yaşama düşüncesinin özel bir yeri olduğunu biliyoruz.
Bu nedenle vasiyetinde kurumlarımıza yer vermiş olması, onun yaşamı boyunca taşıdığı değerlerle vasiyeti arasındaki güçlü bağı ortaya koymaktadır. Kadir İnanır, böylece yalnızca sahip olduğu maddi ve manevi değerleri değil, önem verdiği insani değerleri de geleceğe bırakmıştır.
İHD ve TİHV olarak, Kadir İnanır’ın vasiyetnamesine bizleri de dahil etmesinden onur duyduk. Bunu bir ayrıcalık ya da övünç vesilesinden çok, insan hakları alanında çalışan kurumlara duyduğu güvenin ve verdiği değerin bir ifadesi olarak görüyoruz.
Kadir İnanır’a, insan haklarının evrenselliği, insan onurunun korunması, her türlü ayrımcılığın reddedilmesi, demokrasi ve barış içinde bir arada yaşama değerlerinin gelecek kuşaklara aktarılması bakımından omuzlarımıza büyük bir sorumluluk yükleyen bu anlamlı vasiyeti için teşekkür ediyor, kendisini saygı, sevgi ve özlemle anıyoruz.
İnsan Hakları Derneği - Türkiye İnsan Hakları Vakfı
https://t.co/GkQEK45j27
Özgür basın geleneğinin çınarı ve Kürt halkının bilgesi #ApêMusa 34 yıl önce bugün gerçeklerden korkan egemenlerin tetikçileri tarafından katledildi. Apê Musa’yı büyük bir saygı, sevgi ve özlemle anıyoruz.
Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nde geçmiş ile yüzleşilmeli, Apê Musa cinayeti başta olmak üzere ‘faili belli’ cinayetlerle katledilen tüm insanlarımızın sorumluları hesap vermelidir.
Özgür basının çınarı Apê Musa’nın yaktığı meşale yolumuzu aydınlatmaya devam edecektir.
Apê Musa’yı barış, demokrasi, emek ve özgürlük mücadelemizin her alanında yaşatmaya ve onun ideallerini gerçek kılmak için bir adım dahi geri atmadan mücadele etmeye devam edeceğiz.
Rêberê kevneşopiya çapemeniya azad û rewşenbîrê hêja yê gelê Kurd Apê Mûsa berî 34 salan, bi destê kujerên hêzên ku ji rastiyê ditirsiyan, hat qetilkirin.
Em Apê Mûsa bi rêzdarî, bi hezkirin û bi minet bi bîr tînin. Di Pêvajoya Aştî û Civaka Demokratîk de, divê bi rabirdûyê re rûbirûbûnek pêk bê; divê berpirsiyarên hemû kuştinên ku kujerên wan diyar in, bên eşkerekirin û darizandin.
Meşaleya ku ji aliyê Apê Mûsa ve wekî çirayeke nemir a çapemeniya azad hatiye pêxistin, dê her tim rêya me ronî bike.
Em ê mîrateya Apê Mûsa di her qada têkoşîna xwe ya ji bo aştî, demokrasi, ked û azadiyê de zindî bihêlin û em ê ji bo pêkanîna xeyalên wî têkoşîna xwe bidomînin.
Anadilinde eğitim hakkı, toplumsal barışın mayasıdır
Dil, Kültür ve Sanat Komisyonumuzun yeni eğitim-öğretim yılına ilişkin açıklaması:
https://t.co/IA6PosrIP0
#12Eylül'ün 46'ncı yılında, darbe karanlığında yaşamını yitirenleri saygıyla anıyoruz. 12 Eylül Askeri Darbesi; idamların, işkencelerin, yasakların ve ağır baskı politikalarının hüküm sürdüğü, halkların iradesinin yok sayıldığı karanlık bir dönemin adıdır.
Aradan geçen 46 yıla rağmen, darbenin inşa ettiği otoriter zihniyetle, bu zihniyeti kurumsallaştıran yapılarla ve hukuk düzeniyle gerçek bir hesaplaşma sağlanamadı. Kürt halkına, devrimcilere, sosyalistlere, emekçilere ve demokratik siyasete yönelik baskı politikaları farklı biçimlerde varlığını sürdürdü.
12 Eylül’le gerçek anlamda bir hesaplaşma yalnızca darbeyi yapanları değil, darbeci zihniyetin siyasal ve hukuksal mirasını da tarihe gömmekle mümkündür. Darbesiz, kayyımsız, halk iradesinin esas alındığı demokratik bir cumhuriyeti hep birlikte inşa etmeliyiz.