Kızıma her sınavdan önce söylediğimdir: Başarı Allah’ın ihsanıdır. Çalışmakla başarmak arasında nedensel bir ilişki kuranlar, talihin matematiğini ihmal ederler. Tanrısal matematikte iki+iki dört etmeyebilir. 4’e iman etme. Sen 2 ile 2’yi toplamayla ilgilen.Bakarsın 4 eder”
Dünyaya tutunduğun ipe, her an kopacakmış gibi tutun. Daima hazır ol ve kendini emniyete al. Çünkü zamanı gelince, ne kadar kuvvetli olursa olsun bütün ipler kopar.
Camları kırma ki;
Kapıyı çalmaya yüzün olsun.
İtinasız davranıp,
Arkasından iş çevirip,
Her türlü haksızlığı yapıp,
Değersiz hissettirip sonra hiç bir şey olmamış gibi davranıp beklenti içine girme hakkın olmaz.
İtinalı davran;
Eşine,
Akrabalarına,
Dostlarına,
Komşularına.
Kırma;
Yüzüne baktığın,
Aynı ortamda karşılaştığın,
Aynı kulvarda çalıştığın,
Aynı yerde çalıştığın insanları kırma/yıkma.
Kesip atma;
İş yaptığın insanları,
Ortak amaçla bağlı olduklarını.
camları kırma ki;
Kapıyı çalmaya yüzün olsun.
@serhatyabanci
Diğer paylaşımlarımı da görmek için beni instagramdan takip edebilirsin.
https://t.co/8Mgn2clKv3
Bir yerlerde bir kuş bir dala son kez konar. Bir çocuğun başı son kez okşanır. Bir sevgiliye son kez bakılır. Birinin muhabbetinden son kez nasiplenilir. Birinin sesi son kez duyulur. Bir gün son akşamdır, bir daha sabah olmaz. İnsan neye son kez baktığını hiç bilemeyecek.
ben çok gülerdim, çok konuşur saatlerce aynı konudan bahsedebilirdim. Ama bir şeyler oldu sonra, gerçi bir şeyler hep oluyordu ama ben geç fark ettim işte,
Berat gecesi duası; “Yoluma sevgisinden zerre şüphe duymayacağım, davranışları net ve samimi, beni evimde gibi hissettirecek, yolu senin yolun olan insanlar çıkar Allahım. Geriye kalbimde yorgunluk ve yük bırakacak hiçbir insanı ömrüme denk getirme. Bana şükredeceğim insanlar ver.”
29 yaşında yaşamını yitiren Nilgün Marmara'nın yazdığı o şiir;
Niye izin vermiyorsun yoluna kuş konmasına
Niye izin vermiyorum yoluma kuş konmasına
Niye kimseler izin vermez yollarıma kuş konmasına?
“Öyle güzelsin ki kuş koysunlar yoluna”
Haller hallere sirayet eder. Mesela bir müzikle değişebilir insanın ruh hali ya da bir tebessümle. Uzaktan yakına bir haber duyarsın, hiç olmadık yerde hüzün kaplar içini. Ya da birden umutla dolar yüreğin.
Bedenler ayrı ve fakat ruhlar arasında katı çeperler yok. Sen, ben veya o; herkes, herkesin haline tesir edebilir. Bulunduğun yerde karamsar bir hal varsa mesela, sana da bu karamsarlıktan bir paye düşer. Ya da tam aksi; yıkıldım artık, derken birinden birkaç cümle duysan, yeniden ayağa kalkabilirsin.
Kalbini temiz ve berrak tutman yetmez bazen. Umuda inanmam yetmez. Seni harap haline esir eden yerlerden veya kimselerden sakınmalısın. Daima iyi ve güzel hallere yakın olmalısın; hoş bir muhabbete, sevmeye, sevilmeye, şiire yahut gönülden kopan birkaç cümleye.
Haller hallere sirayet eder. Kim hangi hal üzere ise ondan payını muhakkak alır.
Öfkeniz sizi en çok seven, düşünen parçalarınızdan biridir. Sizi sürekli uyarır. O; ne zaman hak etmediğiniz bir muamele gördüğünüzü, ne zaman ihmal edildiğinizi, size ne zaman haksızlık ve saygısızlık yapıldığını bilir. Ve aslında çok önceden sizi uyarır. İzniniz, şansınız ve alanınız varsa… Birikmeden ifade eder, kendinizi dinlerseniz dozu da kaçmaz hem. Kaçarsa da sustuklarınıza sayarsınız, canınız söz konusudur çünkü artık. “Neyin senin bedenin, ruhun, kimliğin için en iyisi olduğunu uzun vadede senden iyi hiç kimse bilemez” der. “Hayatında tutmak için uğraştıkların kendi hayatlarını yaşamakla fazla meşgul” der.
Adil olmayan, size adil davranmayan bir yerde, bir sistemde, bir düzende daha fazla durmamanız, oradan çıkmanız gerektiği konusunda size sinyaller verir. Size iyi gelmeyen bir işi, bir yeri, bir ülkeyi, bir mekanı, bir ilişkiyi parçalanmak pahasına tutma der. “Razı olma” der. Eski döngüleri, size hizmet etmeyen davranış biçimlerini fark ettirir ve bırakmayı bazen var gücüyle öğretir. Bazen dingindir, bazen çığlık çığlığa haykırır… “Başkalarını hayal kırıklığına uğratmamak için kendini hayal kırıklığına uğratıp durma” der. “Başkalarının işine gelmeyi bırak bırak kendi işine gel”der. Öfkenizi, kızgınlığınızı dinlemeyi, ona kulak vermeyin öğrenin. Bunu hiç kimse yapmasa bile, kendiniz için siz yapın. Zaten işlevini gören, size hizmet eden, sizi koruyan ve sizi olmanız gereken yere, özünüze sürükleyen öfke işini bitirdiğinde sizden gidecektir. “Siz siz olun” diye…
Sen hakkını aramadığında da haksızlık yapmayan,
sen hayır demediğinde de sınırını aşmayan,
sen naif olduğunda da zalim olmayan; doğru ve samimi insandır.
Sana bağlı olan hiçbir şey samimi ve sürdürülebilir değildir."
Serhat Yabancı
Berat; bir kimseye verilen imtiyaz belgesi, izin demektir.
İyileşmek, kurtulmak anlamına gelen Arapça bara, sözcüğüyle aynı köktendir. Berat, biraz da iyileşmektir.
Bugün tam bir ay oldu. İyileşeceğimiz, yaralarımızın sarılacağı günlerin temennisiyle…
#BeratKandili
@otukosusu kızgınlıktan,haklılıktan çok fazlasını sığdırdığınız şu cümleniz,okuduğum andan beri dönüp duruyor zihnimde.muhatabını da etkilemiş olmasını dilerim.
Alıp başını gitme isteği, kendinden kaçma isteği değildir. Daha temiz, daha duru sularda yüzme isteğidir. İçinde bulunduğumuz, kirlenmiş ve artık bize berbat hissettiren sudan kaçma isteğidir.
İnsanın artık şikayet bile edemeyecek kadar kendini biçare hissetmesi, düzelmeyeceğini bildiği için içini dökmekten vazgeçmesi... Anla ki sondan bir sahne öncesi.