Geldikleri Gibi Giderler
31 Mart mahalli seçimlerinde İzmir halkının ortaya koyduğu irade, yalnızca tek bir figürün veya siyasi yapının göreve getirilmesinden ibaret değildi; aksine, güç birikimine, otoriterleşmeye ve toplumsal kaynakların dar bir kesime aktarılmasına karşı açık bir tutumun beyanıydı.
Cemil Tugay’ın, kendisini göreve getiren seçmen kitlesinin ve temsil ettiğini iddia ettiği siyasal değerlerin tam aksine, merkezi iktidar yapısına dahil olma kararı; bireysel bir tercih olarak değerlendirilemez.
Siyasal iktidarın kurumsal baskı, ekonomik bağımlılık ve sistemik araçlarla yerel yönetimleri kendi etki alanına çekme stratejisi, halkın rızasını şekillendirme ve muhalefeti işlevsizleştirme mekanizmasının bir parçasıdır. Kişisel ve taktiksel gerekçelerle bu iktidar aygıtına eklemlenmek, sandığa yansıyan toplumsal iradeyi işlevsiz kılmak demektir. Seçmen, yetkiyi belirli ilkeler ve kamusal yarar ekseninde vermiştir; bu ilkelerin terk edilmesi, elde edilen yetkinin meşruiyet tabanını tamamen ortadan kaldırır.
Demokratik ilkelerin ve hukuk normlarının savunulması, kurumların içi boşaltılırken sessiz kalmamayı gerektirir. Eğer bir yönetici, kendisini seçen kitlenin açık iradesine ve temsil ettiği temel değerlere karşıt bir konuma yerleşiyorsa, elinde tuttuğu idari yetkinin meşruiyeti sona ermiştir. Bu noktada yapılması gereken, halkın iradesine saygının bir gereği olarak o görevden çekilmektir.
İzmir Barosu olarak, toplumsal iradenin güç odakları lehine araçsallaştırılmasına karşı hukukun ve halkın karar alma hakkının yanında durmaya; kurumsallaşan antidemokratik pratiklere karşı kamusal yararı savunmaya devam edeceğimizi kamuoyuna duyururuz.
Cemil Tugay'ın yeri zaten Sinem Dedetaş, Fatma Kaplan Hürriyet gibi onurlu duruş sergileyen başkanların yanı değildi. İzmir halkı kendisine Cemil Tugay olduğu için değil AKP'li olmadığı için oy vermişti. Bunu hiç anlamadı, bundan sonra da ait olduğu yere gitsin.
"Kadir İnanır, 2022 yılında hazırlattığı son vasiyetnamesinde, ölümünden sonra Jülide Kural’ın hayatta olmaması durumunda tüm mirasını Türkiye İnsan Hakları Vakfı, Nesin Vakfı ve İnsan Hakları Derneği’ne bırakılmasını istediğini bildirdi."
Gurur duyduk. https://t.co/vl5PSnn7OC
Fatmanur öğretmeni dinleyin!
İktidarı mensuplarının liyakatsız, gerizekalı yakınlarını işe almak ve eğitim holdinglerinin kârlarını şişirmek, holdingleri kollamak dışında bir faaliyeti olmayan Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in saldırısını anlatıyor
Bakın bu Eren, EREN ÖĞRETMEN!
Sözde Eğitim Bakanının mülakat müsameresiyle gasp ettiği kadroları için,
özel okul patronları daha çok kar etsin diye gasp edilen taban ücret hakları için Ankara’da 7 gündür açlık grevinde olan Özel Sektör Öğretmenleri Sendikasının başkanı!
Valiliğinden polisine bakanından sarayına var gücüyle patronlara çalışan bir devlette hakkını arayan bir öğretmen!
@eren_edebali
#ÖğretmenlerGözaltında
#ÖğretmenlerHakkınıAlacak
#ÖğretmenlerAçlıkGrevinde
Genel Merkezimizdeki iğrenç araç görüntülerinden sonra iki kelam etmek farz oldu:
-İki araç da partinin parasıyla alınmıştır, faturaları mevcuttur.
-Araçlardan biri 2022 yılında Kılıçdaroğlu tarafından alınmış ve kullanılmıştır. O aracı oraya koyanlar bunu bilmeyecek kadar cehalet sahibidir.
-Kılıçdaroğlu, Çubuk’ta saldırıya uğradıktan sonra, Erdoğan Toprak, Aziz İhsan Aktaş’tan bir zırhlı araç almış ve Sayın Kılıçdaroğlu’nun kullanımıma sunmuştur. Kılıçdaroğlu, Aziz İhsan Aktaş’ın zırhlı aracını 1,5 yıl boyunca kullanmıştır.
-Evi camdan olan başkasının evine taş atmasın!