2 Temmuz 1993, Madımak.
Keşke o günden beri halkımızın hafızasında acılarla, katliamlarla anılacak onca hadise daha yaşanmamış olsa da, uzak bir kabus gibi geriye bakıp hatırlayabilsek Madımak katliamını.
Ama maalesef Türkiye siyaseti bizlere; bu toplumun ezilenlerine, dışlananlarına, istenmeyenlerine bu nefes alma alanını vermedi. Madımak'ta nasıl öldüysek Suruç'ta da öyle öldük, Uludere'de öyle öldük, Ankara Garının önünde öyle can verdik... Bu ülkenin sosyolojisi Madımak'ın "istenmeyen bir hata" olduğuna dair bizi ikna etmeye çalışmadı bile. Belki hedefler zaman zaman değişti ama siyasal islamın sağcı çetelerle örgütleyip kustuğu nefret bir gün olsun değişmedi. 50'lerde Rumlar, 70'lerde sosyalistler, 90'larda Kürtler, 2010'larda mülteciler... Hep o "istenmeyene" zulmetmenin siyasetini aradı bize Madımak'ı reva görenler.
Seçim zamanı bize anlatılan "aynı gemideyiz" masalları haricinde bir gün bile tanımadı bizleri bu siyaset. 33 sene önce onları ateşe verenler özür niyetine milyonlarca Alevi'nin yaşadığı ülkede Cemevleri'ne ibadethane statüsü bile veremedi. Katlettiği canların inancını bile tanımadı 33 senedir.
Bizler nihayetinde bir taraftar örgütüyüz, biliyoruz. Ama bugün maç izlemek dışında bir araya geldiğimizde dilimizden dökülen türkülerde Hasret'lerin sesi var hala. Bizlerle tribüne gelen onların kimliğinde orada katledilen canların ismi var. Bu halkın bağrından gelenler olarak tribünler bizim için asla yalnızca gollere sevinme alanı olmayacak. Yaşatılacak onca hatıra, sorulacak onca hesap var.
Asla unutmayacağız.
Devrimci Fenerbahçeliler
#UnutMADIMAKlımda
"Yaşamak görevdir yangın yerinde
Yaşamak, insan kalarak"
33 yıl önce Madımak'ta gericiler tarafından katledilen canlarımızı ve yaşadığımız acıyı unutmadık, unutmayacağız. Aleviler için eşit yurttaşlık mücadelesini kararlılıkla sürdüreceğiz. Sivas Katliamı'nın hesabını yAKanlardan da, AKlayanlardan da soracağız.
Bu olay her defasında tüylerimi ürpertiyor, o kadar korkunç ki... Düşünsenize; “Cuma namazının” ardından toplanan bir kalabalık “Allahu ekber” sloganları eşliğinde Madımak Oteli’ni saatlerce kuşatıyor. Güvenlik güçlerinin gözü önünde otel ateşe veriliyor ve içeridekiler çaresizce yardım beklerken bu gerici güruh katliamı adım adım örüyor. İnsanları güle oynaya diri diri yakıyor bu namazdan çıkan topluluk. sloganlar, tekbirler, alkışlar ve adeta bir festival, bir "kutlama" havasıyla otelin yanışını izliyorlar. İçeride insanlar can verirken namazdan çıkıp gelen bu topluluk sevinç çığlıkları eşliğinde gurur tablosunu izliyor. sonrasında insan yakmamışlar gibi verilen şu korkunç pozlara bakın... Bu toplumun iflah olmaz kötülüğünün vesikasıdır bu. Bunu yapanların çocukları, torunları hâlâ aynı zihniyetle aramızda, sosyal medyada dolaşıyorlar. 33 yılda bu zihniyet bir gram ileri gitmedi. Madımak Oteli’nde yükselen o dumanlar 33 yıldır bu ülkenin üzerinde kapkara bir utanç olarak duruyor. Unutmak, o ateşe bir odun daha atmaktır.
#UnutMADIMAKlımda
@ismaailorman Atatürk 1923’te Cumhuriyet’i kurar kurmaz kadınları medeni kanunla, eşit haklarla donattı. Seçme ve seçilme hakkını 1934’te verdi çünkü o zamana kadar Meclis yapısı ve şartlar uygundu. Vermemek için mücadele etmiş olsaydı, 1930’da belediye seçimlerinde zaten vermezdi.
@ismaailorman@sudeiinc Atatürk’ün istediği şey tam da buydu: Medeni, şık, kendine güvenen bir toplum. Paçozluk özgürlük değildir, şıklık da sömürgecilik değildir. Rahatsızlığınız at yarışı veya tarihle ilgili değil, kadınların özgür ve modern görünmesiyle ilgili. Bunu da açıkça söyleyin.
Ya bir dakika arkadaşım. Siz evvela rakam mugalatısını bırakın da tüm Fenerbahçelilere şunu açıklayın: Siz 2018'de gittiğiniz de bu kulübün Yayın, stadyum, İddia, Fenerium ve daha birçok geliri temlikli miydi, temlikliydi. Gelen yönetimin stada isim hakkı sponsorluğu alma +++
@bulent__dgn Bende yeni bir üçüncü mühendisim ve gerçekten sizin zamanınızda yaşanan şeyleri ve davranışları hayretle dinlemişimdir herzaman çok şükür böyle insanlarla karşılaşmadım yoksa sizin kadar dayanamazdım