BYD’nin Türkiye’ye yatırım yapmamasına kızanların bilerek ya da bilmeyerek hesaba katmadıkları parametreyi anlatayım. Bu olaya sadece BYD açısından değil de Türkiye’nin yatırım iklimi açısından baktığımızda aslında tablo daha sert bir hal alıyor.
Bir şirket 1 milyar dolar yatıracaksa sadece bugünkü maliyete bakmaz. Neye bakar?
“Bu ülkede 10 yıl sonra da aynı kurallar geçerli olacak mı?” diye sorar.
İşte burada ekonomi iklimi devreye giriyor.
BYD’nin resmi açıklaması Avrupa’ya odaklanmak ve Macaristan önceliği olsa da, Türkiye yatırımının askıya alındığını ve şu an için bir takvim olmadığını Reuters doğruladı.
Ama yatırımcı gözüyle düşünelim.
Fabrika düğün salonu kiralamak değildir!
Bir fabrika:
🤜1 milyar dolar+
🤜 20-30 yıllık plan
🤜 binlerce çalışan
🤜 yüzlerce tedarikçi
demektir.
Yatırımcı için en önemli şey artık ucuz işçilik de değildir.
Ön önemli şey ÖNGÖRÜLEBİLİRLİKTİR.
Türkiye’nin son yıllardaki en büyük problemi de bu.
Bugün kur başka.
Yarın başka.
Bugün faiz başka.
Yarın başka.
Bugün vergi başka.
Yarın başka.
Bugün teşvik başka.
Yarın başka.
Ekonomi’ye her açıdan şok dalgalarına maruz kalıyor.
Bu durum her CFO’nun kabusudur.
14 yıldır Şanghay, Çin’de yaşıyorum. Tecrübeyle sabit, Çinli şirketler riski sevmeye başladılarsa da belirsizliği hala sevmezler, tercih etmezler.
Bu çok önemli bir ayrım. Neden bunu görmezden geliyorsunuz analizlerinizde?
Çinli şirketler Afrika’ya gider.
Latin Amerika’ya gider.
Orta Asya’ya gider.
Ama gittikleri yerde bir şeyi net isterler, kuralların belli olması.
Türkiye’de son yıllarda ise yatırımcıların en çok kullandığı kelime nedir biliyor musunuz?
“Policy uncertainty”. Yani politika belirsizliği.
Döviz kuru yatırımcıyı korkutur.
Normal vatandaş “Kur yükselirse ihracatçı kazanır” diye düşünür.
Dünya otomotiv devi bir fabrika yatırımcısı böyle düşünmez.
Çünkü girdi maliyetleri ile satışını farklı para birimlerinde yapıyor. Kurun sürekli oynadığı yerde 10 yıllık fizibilite yapmak çok zorlaşır.
Şirketlere kredi notu verildiği gibi ülkelerin de kredi notu vardır.
Yatırımcı aslında ülkeye yatırım yaparken
“Sana paramı emanet eder miyim?” notunu verir.
Türkiye yüksek enflasyon, rezerv tartışmaları, kur şokları ve sık değişen ekonomi politikaları nedeniyle bu konuda ciddi güven kaybı yaşadı.
Bu yüzden sermaye her zaman yüksek getiri vaat eden yere değil, çoğu zaman daha güvenli gördüğü yere gider.
Macaristan neden cazip?
Avrupa Birliği’nin içinde olduğu için caziptir, yoksa ekonomisi mükemmel olduğu için değil.
Yabancı yatırımcı ülkeye ekonomiye izole bir şekilde bakmaz. Ülkenin hukuk sistemine, regülasyonlarına, tedarik zincirine, teşviklere, pazara sıfır kilometre erişime bakar.
BYD’nin Avrupa satışları geçen yıl %270 artarak yaklaşık 188 bin araca ulaştı. Bu yılın ilk aylarında da büyüme devam ediyor.
BYD Avrupa pazarını büyütmek istediği için direkt Avrupa’ya yatırım yapması mantıklı. BYD’nin Avrupa’daki ikinci ve hatta üçüncü üretim tesisi seçeneklerini değerlendirmesi de bu stratejinin göstergesidir.
Gördüğümüz gibi sermaye not verir ve o notun mesajı çok nettir. Çünkü yatırımcı sonuçlara göre parasını başka yere götürür.
Bu nedenle BYD haberi bir güven testi haberidir.
Bir benzetmeyle bitireyim.
Türkiye çok yetenekli ama sürekli geç kalan bir öğrenci gibi. Sınavlarda potansiyeli yüksek. Öğretmenler zekasının farkında. Ama ödevler bazen eksik. Bahaneleri sürekli değişiyor. Planları bazen yarım kalıyor.
Macaristan ise sınıfın en parlak öğrencisi değil. Ama her sabah aynı saatte geliyor. Defteri düzenli. Öğretmen yarın ne yapacağını biliyor ve hiç şaşmadan sınavları geçiyor.
1 milyar dolar yatıracak biri bazen dahiyi değil, öngörülebilir olanı seçiyor.
Bir ülkede yarını hesaplayabiliyorsan fabrika kurarsın.
Hesaplayamıyorsan sadece satış ofisi açarsın.
Kilit kelime Öngörülebilirlik.
Akkuyu Nükleer Güç Santralimizin birinci ünitesinde, devreye alma takviminin en önemli aşamalarından birini daha başarıyla tamamladık.
Yıl sonuna kadar santralden ilk elektrik üretimini gerçekleştirerek Türkiye’nin nükleer enerjide yeni bir döneme geçmesini hedefliyoruz.
Sıfır emisyonlu, kesintisiz ve çevre dostu nükleer enerjiyi, ülkemizin enerji sepetindeki en güçlü kaynaklardan biri haline getireceğiz.
Bu güçlü vizyonla yalnızca Akkuyu ile kalmayarak Sinop ve Trakya’da planladığımız yeni santrallerin yanı sıra küçük modüler reaktörleri de üretim portföyümüze ekleyeceğiz.
2050 yılına kadar nükleer kapasitemizi 20.000 megavata ulaştırarak enerjide tam bağımsız Türkiye hedefine kararlılıkla yürüyeceğiz.
tcdd yapılarının efsunlu bi yanı var. erken cumhuriyet dönemi mimari estetiği bende trum trum trak etkisi yaratıyor. türkiye’yi gezip bunun envanterini çıkarmak gibi beyhude bir işim olsa. keşke.
94/98 yılları arasında Koç un BOC hava ayrıştırma tesisinde 4 yıl çalıştım, kardeşim matematik öğretmeni ve onun 3 katı maaş alıyordum , arabamı da aldım düğünümüde yaptım, gül gibi de geçindim. Koç ailesine herdaim dua ederim, işinize bakın yalama sürüleri .
Ayağına kadar gelip böyle atıp tutmayı çok severler. Gelmeden bilmiyor mu pazar büyüklüğünü, yıllık üretimini? Çin’de 1 milyon(?) adet aldığı siparişin bazen sizin aldığınız 50 bin adet kadar stratejik ağırlığı yok. Biz EU’ya ihracat yapan bir ülkeyiz, referansımız dha değerli.
Çin'den komponentçi bir firma ziyaretime geldi. Bizim yılda 50 bin adet ürettiğimiz bir ürünün parçası için teklif istedim ama adete çok şaşırdılar. Niye dedim? "Bizde genelde firmalar min 1 milyon adet üretiyor, siz niye üretmiyorsunuz? " dedi.
Rahmi Koç'un tuhaf fıkrasına gösterilen hassasiyet etkileyici.
Tabii eminiz bu hassasiyeti gösterenler Sırrı Süreyya'nın "Çok affedersiniz Türk'üm, tedavi oluyorum." şakasına karşı da "İhihi ne komik adam yea" diye gevşek gevşek gülmeyip aynı sert tepkiyi vermişlerdir, değil mi?
Kanser gibi sardı bünyeyi artık. Bu enflasyon düşmez. Uzun yıllar yüksek faiz versek de düşmeyebilir demiştim 4 sene önce ve 3 senedir verdik ama düşmedi. Düşmez artık çok zor. Bu ay faiz artışı gelirse de şaşırmam.
Reuters’in haberine göre, Çin nadir toprak elementleri madenciliği ve işleme alanında her yıl yüzlerce öğrenci eğitiyor.
-Her yıl 500’den fazla öğrenci, nadir toprak madenciliği ve işleme üzerine özel eğitim alıyor.
-En az 11 üniversite bu alanda özel programlar yürütüyor.
-Çin, dünya rafine nadir toprak üretiminin %90’ından fazlasını kontrol ediyor.
Çinliler akademi-sanayi işbirliğiyle NTE üzerindeki hakimiyetlerini güçlendiriyorlar.
** 2022 yılında Eskişehir Beylikova’da yaklaşık 694 milyon ton NTE rezervi bulunmuştu. Bu dünyanın tek sahada en büyük ikinci nadir toprak elementi yatağı olarak kayıtlara geçmişti. Bu rezerv, Türkiye’yi Çin’e bağımlı tedarik zincirlerinde önemli bir oyuncu yapma potansiyeli taşıyor. Bu sebeple bizim de NTE madenciliği ve işlemesi konusunda tıpkı Çin gibi akademi-sanayi işbirliğini ciddi ciddi pratiğe geçirmemiz gerekiyor.
Yeni ev bakıyorum:
25k kira + 50k depozito + 25k emlakçı komisyonu = 100k
Yeni işe başlayıp ev tutacak biri bu maliyeti nasıl karşılayacak, delirdiniz mi siz?
Yalova’da 343 dönümlük arazi kalan genç, arazi için 135 milyon euro’luk teklifi reddettiğini söyledi:
➖Teklifler mutlu etmiyor.
➕Ne teklif aldın en yüksek?
➖135 milyon Euro.
📹 alihanlaarsa
Adam haklı, sağlam temel bilim okuyana saygım çok. Adam ödtü fizik, Boun matematik mezunuysa mesela sen aracı kurumuna al, yetiştir borsanın b’sini duymamış olsun.
(Ek info: işletme mezunuyum, yine de öneririm ben benim bölümü ama şu an ultimate gerçek bu şekilde)
@mckinley_1776 Olması gereken. Kamu, kit, kamu şemsiyesi ile özel, babayiğit. Adına ne dersek artık. Sanatçının dediği gibi, “iki gözüm seneler geçiyor” ama petrokimya kurulmuyor