Gazeteci Fatih Altaylı:
"Epey bir zaman önce, hemen hemen 18-20 sene önce, öyle ki Hasan Cemal bile genç o tarihte. Benim şimdiki yaşımda falan. Hasan Cemal diyorum çünkü işin içinde o da var.
Bir grup gazeteci New York’tayız. Ya Birleşmiş Milletler açılışı var ya da oradan Washington’a geçilecek, bizim Başbakan ABD Başkanı ile görüşecek.
Öğlen saati geldi, Ertuğrul Özkök ile Hasan Cemal otelin lobisinde oturuyor, çıkarken beni gördüler. İkisi de eski genel yayın yönetmenim. Biri Cumhuriyet’te, diğeri Hürriyet’te. İkisiyle de fikren didişiriz ama aramız genelde kötü değildir.
Yemeğe gittiğimi söyleyince, biz de gelelim dediler. Üçümüz beraber bir İtalyan lokantasının yolunu tuttuk. Madison Avenue’da, benim çok sevdiğim ayakkabıcının New York mağazasının yanında bir lokantaya gidiyoruz. (O ayakkabı mağazası ile ilgili de hoş bir anım vardır bir gazeteci ile birlikte. Bir ara hatırlatın onu da yazayım. Anı dediğim rezillik)
Neyse Hasan Cemal, Ertuğrul Özkök ve ben lokantanın dibinde bir masaya oturduk. Onlar sandalyelerde oturuyor, ben de duvara dayalı divanda. Hesabı bana kitlemeyi planladıklarını söyledikleri şaraptan anladım.
Şaraplar açılıyor, pizzalar, makarnalar geliyor. O zaman memleketin ekonomisi de iyi, sorun yok. Dolar şimdiki gibi 47 değil 1,3 TL civarı.
Biz yemek yiyip dedikodu yaparken küçük bir köpek bize doğru geldi ve masanın dibinde bana bakarak durmaya başladı. Gözümün içine bakıyor. Küçük bir Cavalier King Charles. Nasıl da tatlı.
Elimi divana vurarak yanıma davet ettim. Zıplıyor ama bir türlü çıkamıyor divana. Tuttum karnından oturttum yanıma.
Bu kez gözü tabaklarda. Yalanıyor. İnce sesler çıkarıyor. Yalvarıyor anlayacağınız.
Masadan küçük bir tabak aldım. İçine biraz makarna, bir polpette koydum. Küçük bir çatalla yemeği paylaşmaya başladık. Bir çatal ben kendi tabağımdan yiyorum, bir çatal ona kendi tabağından veriyorum. Bayağı bayağı terbiyeli biri gibi yiyor. Versem şarap da içecek edepsiz.
Neyse epey bir yedi. Göbeciği şişti iyice. Sonrada kucağıma kuruldu ve uyumaya başladı.
Az sonra ben de garsondan hesabı istedim. Bekliyorum ama garson ortalıkta yok. “Çok yedik herhalde uzun sürüyor toplaması” diye düşünüyorum. Neyse 5 dakika sonra garson geldi.
“Hesabınız yok. Ödendi” dedi.
Bakındım ortalıkta bir tanıdık bir Türk falan mı var diye. Densizliktir, hiç sevmem. Tanıdık birini görüp hesabını öderler. Hani aile dostunun çocuğu falan olur anlarım da, kazık kadar adamların hesabını ödemek terbiyesizliktir. Garsona kızmak ve bize sormadan bunu nasıl kabul edersiniz demek için “Kim ödedi?” diye sordum.
Kucağımı gösterdi ve köpeğin adını söyledi.
Meğer köpek restoranın sahibi hanımefendininmiş.
Benim köpekle kurduğum dostluktan ve masama davet etmemden çok mutlu olmuş.
Masaya oturan mekan sahibi gibi hesabı ona ödetmiş.
Hayatımızda ilk kez bir köpeğin misafiri olduk. Tabii “Olmaz, olmaz” falan dedik ama oldu.
Şimdi Türkiye’de lokantalara evcil hayvan alınmaması için bir yasa çıkıyormuş.
Ne diyeyim, bilemedim."
🇬🇧 The Socialist International welcomes the creation of Yeni Party in Türkiye as a renewed commitment to democracy, political pluralism and the rule of law. Guided by our shared values and our common vision for a democratic future, we express our full support for @eczozgurozel and look forward to strengthening our cooperation with him and Yeni Party. Together, we will continue working to uphold democratic principles, defend fundamental freedoms and advance social justice for all.
🇪🇸 La Internacional Socialista celebra la creación de Yeni Party en Türkiye como un compromiso renovado con la democracia, el pluralismo político y el Estado de derecho. Guiados por nuestros valores compartidos y nuestra visión común de un futuro democrático, expresamos nuestro apoyo a @eczozgurozel y esperamos fortalecer nuestra cooperación con él y con el Partido Yeni. Juntos, seguiremos trabajando para defender los principios democráticos, proteger las libertades fundamentales y promover la justicia social para todas las personas.
🇫🇷 L’Internationale Socialiste salue la création de Yeni Party en Türkiye comme un engagement renouvelé en faveur de la démocratie, du pluralisme politique et de l’État de droit. Guidés par nos valeurs communes et notre vision partagée d’un avenir démocratique, nous exprimons notre plein soutien à @eczozgurozel et nous nous réjouissons de renforcer notre coopération avec lui et avec Yeni Party. Ensemble, nous continuerons à œuvrer pour défendre les principes démocratiques, protéger les libertés fondamentales et promouvoir la justice sociale pour toutes et tous.
Ülkemizde #KadınSünneti yaptığını ilan eden bir doktorun varlığı utanç vericidir.
Kadın sünneti, kız çocuklarının ve kadınların insan haklarının ihlalidir.
Dünya Sağlık Örgütü ve Birleşmiş Milletler; kadın sünnetinin kız çocuklarının ve kadınların insan haklarını kullanma ve ayrımcılıktan, şiddetten ve acımasız, insanlık dışı ve aşağılayıcı muameleden uzak tutulmalarının sağlanması amacıyla reddedilmesi çağrısında bulunuyor.
İlgili Tabip Odası tarafından soruşturma açıldığı açıklanmıştır.
Sağlık Bakanlığı da ivedilikle konuya el atmalıdır.
"Pergamon Antik Kenti’nde de Asklepios’a adanmış bir yer vardı. Burası kadar küçük değildi, geniş bir araziye yayılmıştı. Bir zamanlar kapısında ‘Ölüm Buraya Giremez’ yazıyormuş. İddialı bir cümle, ama dönemin önemli hastanelerinden biriymiş.” #yeniroman#ekim2026
CHP’nin seçilmiş lideri Özgür Özel, yurttaşları BirGün’e abone olmaya çağırdı
“BirGün gazetesi ülkenin en zor zamanında demokrasiden yana taraf oldu”
“BirGün’e abone olun, gördüğünüz her yerde destek verin”
“BirGün, bir gün demokraside de yayınlanacak”
https://t.co/FI1S5jnOw7
Bu hafta Gör Beni’nin konuğu oldum. Armağan Çağlayan'la hayat ve sanat üzerine sohbet ettik. Bugün saat 18.00’de YouTube @196sekiz kanalında yayında. İyi seyirler…
Beypazarı ve Ayaş’ta kolluk, iki ayrı noktada geniş çaplı çevirme ve kimlik kontrolü yapıyor.
Geçen her araç tek tek durduruluyor, madencilerin Ankara’ya ulaşmasını engellemek için fiili bir abluka kuruluyor.
Hakları için yola çıkan tek bir madencinin bile geçişine izin verilmemesi hedefleniyor.
Bunlarla uğraşmayın. Ya bizi köle ilan edin, ya da hakkımızı verin!
Ankara’ya varacağız. Ses ver Türkiye!
Bu tweete özel olarak destek olmanızı istiyorum. Çünkü minik kızı babasını çok özledi.
Ekrem İmamoğlu’nun avukatı, meslektaşım, dostum Mehmet Pehlivan tam 345 gündür hukuksuzca cezaevinde tutuklu!
AKP’liler hakkında aynı işlem uygulanmazken; Mehmet Pehlivan kendi ayağıyla gidip ifade vermesine rağmen tutuklanarak cezaevine konuldu.
Yeter artık!
Adalet istiyoruz!