@watsonsturkiye online siparis verdim, bilgi verilmeden siparisim iptal edildi, “sistemsel sikinti” dendi. Tekrar siparis verdim, tekrar bilgi verilmeden iptal edildi. Dalga mi geciyorsunuz?
Watsons Elite vs de belli ki hikaye; online hizmet vermeyi beceremiyorsaniz vazgecin…
Fatoş Pınar Türker’in savunmasının son bölümü salonda bulunan herkesi ağlattı. Mahkeme heyeti de etkilendi ki ara verdiler…Narin, iyi yetişmiş, istese yurtdışında yaşayabilecek,İstediği makamlarda olabilecek bir kariyere sahipken yaşadıkları dram film sahneleri gibi…her cümlesi okunmalı. Bölümler halinde eksiksiz paylaşacağım. Hem ibretlik hem tarihe not düşmelik…
Medya Aş Genel Müdürü Fatoş Pınar Türker:
Geçen sene benim kızım lise sondaydı Başkanım.Yurt dışında okuyacak, Koç Lisesi'ni bitirmişti. UCL diye Londra'daki dünyanın en iyi okullarından bir tanesinden bir yani kabul almıştı. Fakat şartlı kabul. Dediler ki 13 Mart 14 Mart'ta görüşmeye çağırdılar Londra'da. Biz de 13 Mart'ta ben, büyük kızım Nehir, küçük kızım ‘ben de geleceğim’ dedi. Onunla birlikte Perşembe Londra'ya gideceğiz, pazar günü döneceğiz. 14'ünde de Nehir'in görüşmesi var. Pasaport kontrolünde biz sabah güle oynaya gittik. Bana şey dediler, "Zay kaydı" var pasaportunuzda. Dolayısıyla biz gidemedik. Pasaportuma el konuldu. Ekte uçak biletlerimi görebilirsiniz. Ondan sonra da hemen ben savcılığa, yani anladık ki bir şey var, dilekçe vererek, aynı gün ifade vermek istediğimi belirttim. 14 Mart'ta bir kere daha cevap alamadık. 14 Mart'ta bir daha ve 18 Mart'ta bir daha dilekçe verdik. Ama 3 dilekçemize rağmen 1 gün sonra hayat durdu. Sabah 5.30- 6.00'da. Ben iki kızımla dediğim gibi yalnız yaşıyorum. Çok ilginç. İşte polisler eve geldi. Tam polisler gelmeden yani onlar kapıyı çaldılar.Allah'tan avukatımı arayabilmiştim, çünkü girince polisler hemen telefonumu aldılar. "Hiçbir şeye dokunmayın" dediler.
İşte çocuklarım ağlıyor, diyorum ki, "Bir su vereyim". "Hayır". İşte küçük kızım okula gidecek, "Hayır, kimse kımıldamasın, delil karartmayın" diyor sürekli Polis bey, komiser herhalde. O çok yani onun gözlerindeki bakışı hiç unutmayacağım. Bir tane kadın memur vardı en sonunda kızlarımla birlikte o da ağlıyordu. Dedi ki "Kaşe var mı". Dedim. "Ne kaşesi". "Şirket kaşesi" dedi. "Yok" dedim ben şirketin genel müdürüyüm kaşeyi ne yapayım? "Arayın evi" dedim, neyse evi arıyorlar filan. "Kimse yerinden kımıldamasın" filan dedi bize. Biz de böyle salonun ortasında pijamalarla duruyoruz. Kızlarım da haliyle ağlıyorlar ve ben yani bana sarılmak istiyorlar. "Sakın kimse birbirine dokunmasın" filan dedi. Dedim "Siz dedim mali suçlar için gelmediniz mi? Biz ne delili karartacağız?" Şey dedi polis; "Biz cinayet masadan geliyoruz" dedi. Öyle olunca benim kızlarım avaz avaz ağlamaya başladılar. Ben dedim "Ne cinayeti" dedim. Hayır dedi; "Şu an operasyon oluyor, polis kalmadı, biz geldik" dedi.
Tiyatro mu ya da kabus mu gibi desem o gerçekten polislerin gözlerindeki o şeyi hiç unutmayacağım, ama çok insani polis memuru daha vardı. O hatta sonra beni sağlık kontrolüne götürdüğünde başına bir şey gelmeyecekse, annemi aradı iki kere, benim konuşmama izin verdi, "kızınız iyi" dedi, sonra tekrar aradı. Allah razı olsun kendisinden. Ben o şekilde çıktım evden. Küçük kızım da son kez okuluna uğramış oldum. O döneceğimi düşündü tabi akşam. 15 ay geçti üstünden. Vatan'a girdik, emniyete. Hakikaten ben oradan çıkamayacağım diye düşündüm.Zaten sonra gerisi yağmur gibi yağdı, işte Fatoş geldi, Ceyda geldi. Tanımadığım bir sürü insan geldi. Sonra artık orada tabi hiç görmemişsinizdir muhtemelen görmeyin de inşallah nezarethaneyi ama zaman mefhumunuzu yitiriyorsunuz, çünkü Bodrum katı olduğu için hiç cam, pencere yok. Müthiş bir pislik var her tarafta. Artık kaçıncı gün bilmiyorum. Bir kadın memur geldi, "Arama yapacağız" dedi. Sırayla götürüyorlar bizi. Geriye getiriyorlar. Ben de gittim. Böyle arşiv odası gibi bir yere aldı kadın memur beni. "Soyun" dedi. "Nasıl yani" dedim. Eldiven taktı eline. Arkada böyle klasörler, çok küçük bir oda. "Üstünü çıkar" dedi, "Üstünü çıkardım". Ama üstünü çıkarmanın hani zaten çıplaksın, ne kontrol edeceksin ama kontrol yaptı, "Tamam" dedi. "Üstünü giyebilirsin."…
Devamı 👇
6222’ye göre stadyumlara meşale ve benzeri yanıcı maddelerin sokulması yasaktır.
Paylaşılan görüntüler bu yasağa aykırı olup stadyum güvenliğini tehlikeye düşürmektedir. Bu nedenle ilgili kişi hakkında işlem uygulanmasını talep ediyoruz. @EmniyetGM@TC_icisleri
Timur Soykan:
-THY'de görevden alınan Ahmet Bolat, Ticaret Bakanı Ömer Bolat'ın kardeşi.
-Ahmet Bolat'ın yerine atanan Murat Şeker, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın kız kardeşinin damadı.
-Eski AKP Milletvekili ve Washington Büyükelçisi Hasan Mercan da THY yönetim kurulu üyeliğine atandı.
-Hasan Mercan'ın kızı da Enerji Bakanı Alparslan Bayraktar'ın eşi. Hasan Mercan'ın kızı ve Enerji Bakanı'nın eşi Simin Mercan Bayraktar ise Merkez Bankası'nda uzman.
-Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan ise Hasan Mercan'ın yeğeni.
-Yani Hasan Mercan'ın kızı, Hasan Mercan'ın yeğeninin başkan olduğu Merkez Bankası'nda uzman. Hem kızı hem yeğeni Merkez Bankası'nda çalışıyor, kendisi de THY yönetim kurulu üyesi.
pkklıların bombalı Vodafone Arena saldırısında şehit düşen polis Vefa Karakurdu’ndan ismini alan geçidin üzerinde polis korumasında apo sloganı atan pkklılar.
Türkiye Yüzyılı
Galatasaray'ı İlmek İlmek "dikmek"
Üniversiteli Galatasaraylılar ultrAslan UNI'nin hazırladığı "aile" koreografisinden sızan şu sağdaki hazırlık fotoğrafının güzellliği, bana Galatasaray tarihinin aynı güzellikteki pek bilinmeyen bir sayfasını hatırlattı:
/1
Rahmetli Alpaslan'ın örgütlediği UNI'ler, yani üniversiteli gençler yıllardır stadın otoparkında, gece gündüz demeden günlerce bu koreografiler için çalışıyorlar.
Ayşe Hacer Hanım ile Samiye Hanım’ın başlattığı bu geleneği, o çocukların anneleri, teyzeleri sürdürüyor...
/5
Alttaki kolaj fotoğrafın sol üstünde Ali Sami Bey'in ablası Samiye var..
Altında da Asım Tevfik Bey'in annesi Ayşe Hacer Hanım...
Şişman Yanko’dan alınan kumaşlardan -o zaman 'forma' yerine kullanılan deyimle- ilk sarı-kırmızı "gömlekleri" onlar dikmişti...
/2
bir kadini olduresiye dovmus olmaniz fenerbahceli kadinlar dernegi tarafindan iftar/yemek daveti almaniza engel teskil etmez. fenerbahcelilik icin onemli olan fenerbahceliliktir.
Hiçbir kadını erkek şiddetine kurban vermediğimiz, eşit, adil ve mutlu yarınlara..
eşitlik için çalışan, çabalayan, var olabilen, sesini çıkaran tüm kadınlarımızın #8MartDünyaEmekçiKadınlarGünü kutlu olsun .
hayata bazen iyi ataklar yaparız, sonuç alırız almayız bazen bloklarla karşılaşırız, bazen geçeriz bazen düşeriz. Kadınların birbirinin yanında olması ve birbirine saygı duyması, çabanın ve emeğin değerini bilmesi dayanışmanın en önemli noktalarından biridir. ruhunla miyavlamak ya da kükremek fark etmez bu yolda hep beraberiz 🫂🤍