eşimin ailesi beni seviyor bence ama kabullenemiyorlar. çünkü ben onlara göre fazlayım. eşim benden daha ketum, sakin durduğu için onu ezdiğimi falan düşünüyorlar. ilk yıllarda evlendiğimizden beri ne zaman anadolu yakasına geçsek hadi anneni de alalım, ablanlarla görüşelim dediğimde eşim; gerek yok diyordu. sonra sorunca fazla samimiyet iyi değil diye geçiştiriyordu tabii ben çok sonra anladım. neyse kendimi kabul ettirmek için çok saçmaladım, çok defa sohbet açmaya çalıştım, espriler falan neler yaptım neler ama asla sohbet, neşe, samimiyet bulamadım. uzun zaman boyunca onlara gittiğimde sadece yemek hazırlanır, yemek yenir ve evlere dağılır herkes. aile yapılarımız çok zıt, bizimkilerde de kişisel alan yok; herkes konuşur hatta aynı anda bizimki de fazla belki o yüzden çok yadırgadım. neyse aradan yedi yıl geçti, üçüzler oldu. anne ve babası bizde kaldılar ( annesi bence çok iyi bir babaanne), yardım ettiler. üç dört ay birlikte yaşadık. o zaman anladım. derinlemesine düşünmeye gerek yoktu. onlar her şeyi içinden konuşuyordu, kimse sofranın etrafında toplanıp sorunlarından, hayattan, neşeli günlerden bahsetmiyordu. çünkü aile yapıları buydu. artık bir şeyler aramayı bırakıp sadece üçüzleri götürüyoruz. kısacası anlam aramak, bazen sevildiğini hissetmeyi istemek, beklentiye girmek, seni bir karakter, belki torunlarının annesi bile görmeyen insanların -salonunun aynasına torunlarının, eşimin, çocuklarının hatta yeğeninin çocuğunun fotoğraflarını yapıştırıp sadece benim o ailede bir fotoğrafımın olmaması- bir önemi yok. bence merhaba, iyi günler yeter onlara.
Türkiye'de musluk suyunun içilebildiği iller:
* Sakarya 🏆
* Antalya ☀️
* Ankara 🏛️
* Bursa 🍑
* İzmir 🏝️
* İstanbul 🚢
* Rize 🍵
* Trabzon ⚽
* Artvin 🌲
* Kayseri ⛰️
* Nevşehir 🎈
* Çankırı 🧂
* Samsun 🌊
* Konya 🌾
* Eskişehir 🚂
* Kocaeli 🏗️
* Tekirdağ 🍇
* Isparta 🌹
* Kahramanmaraş 🍦
* Denizli 🦆
* Balıkesir 🏖️
* Mersin 🍊
* Giresun 🌰
* Bolu 🏞️
* Çanakkale 🛡️
* Ordu 🍯
* Zonguldak ⛏️
* Aydın 🍈
* Muğla 🛶
* Edirne 🕌
Not: Bu liste suyun arıtma tesisinden çıkış kalitesini temel alır. Bulunduğunuz binanın tesisat boruları eskiyse suyun kalitesi değişebilir.
Günlerdir Ankara'daki susuzluk konuşuluyor. Sorumluluğu kuraklıktan Devlet Su İşleri'ne, ihaleye katılmayan firmalardan çatlayan borulara kadar farklı bir sürü tarafa yıkan açıklamalar gördük. Bunlar tartışılabilir, ikna olan olabilir. Fakat şu duyurularda yaşanan başka bir şey var.
Saat 10.30-23.00 arası onlarca mahallede yaşanabilecek su kesintilerine dair duyuru, saat 10.33'de yapılıyor. Bu nasıl bir beceriksizliktir? Su kesintilerini planlamak, bunu bir veya birkaç gün önceden duyurmak, insanların buna göre plan yapmalarını sağlamak bu kadar zor mu? Hiç zannetmiyorum.
Haftalardır büyük bir su kıtlığı ile boğuşmaktayız, günden güne iyileşme beklerken her gün bir mahallede daha su kesintisi yapılıyor. İnsanlar artık günlük ihtiyaçlarını bile gideremeyecek durumda. Acil bir şeyler yapın artık ! @dsigovtr@askiankara@ankarabbld@cankayabelediye
Şu anda Hatay'da trajikomik bir durum yaşanıyor.
Sayın Cumhurbaşkanımız kentimize geleceği için konteyner kentlerin önü panolarla kapatılıyor. Cumhurun her gün gördüğü, içinde yaşadığı konteynır kentleri neden Cumhurun Başkanından gizliyorsunuz? Gerçekliğin örtülmesi makyajlama değil kamusal bir aldatma değil midir?
Göz hizasına asfalt dökülüyor, ama yollar delik deşik, yağmurda çamur deryasına dönüşüyor, elektrikler sık sık kesik, su kesik.
On binlerce insan hala konteynerlerde, geçici denilen yaşam kalıcı bir sefalet rejimine dönüşmüş durumda.
Esnaf isyanda, gençler işsiz, umutsuz, borçla ve umutsuzlukla ayakta kalmaya çalışıyor.
Hatay bir vitrin değildir. İnsanlar dekor değildir. Kameralar kapandığında kalan tek şey elektrik kesintileri, işsizlik ve unutulmuşluk. Ama en önemlisi herkesin sinirleri çok gergin. 6 Şubat'ın yıldönümü yaklaştıkça bizdeki yaygın duygu "bitse de gitseler." Bizim insan onuruna yaraşır bir hayata ihtiyacımız var. Kimsenin kadrajına güzel görünmenin derdinde değiliz. #HatayGerçekleri
Şanlıurfa’nın Bozova ilçesinde bir marangoz atölyesi, 15 yaşındaki bir çocuğun işkence gördüğü bir karanlık odaya dönüştü…
Muhammed K., okulda olması gerekirken atölyenin acımasızlığına emanet edilmiş bir çocuk işçiydi…
Kalfalar onu bağladı, pantolonunu zorla çıkardı ve makatına yüksek basınçlı hava sıktı…
Bu yapılanın adı ne şaka, ne de yaramazlık, …
Bu yapılana insanlık suçundan daha hafif bir kelime yoktur…
Çocuk yere yığıldığında iç organları parçalanmıştı…
Hastane hastane dolaştırıldı, son olarak Harran Üniversitesi Hastanesi’nde yoğun bakıma alındı…
Doktorlar iç organlarında ciddi hasar olduğunu söyledi…
Yani 15 yaşındaki bir çocuk, bir atölyede gördüğü vahşetin bedelini yoğun bakımda ödüyor…
Peki ya failler?…
Kalfa Habip A. adliyeye sevk edildi ve sonra adli kontrolle serbest bırakıldı…
Evet, bu ülkede bir çocuğun iç organlarını parçalasan bile elini kolunu sallayarak dışarı çıkabiliyorsun…
Arada bir gidip imza vermen yeterli görülüyor…
Çocuğun babası kapı önünde “Sorumlular cezalandırılsın” diye feryat ediyor…
Bu feryat sadece bir babanın değil, bu ülkede hâlâ vicdanı olan herkesin çığlığıdır…
Çünkü çocuk işçiliği görmezden gelen düzen, çocuklara mezar olan atölyeleri hâlâ doğru düzgün denetlemiyor…
Ve işkenceyi “şaka” diye yumuşatmaya çalışan zihniyet, bu ülkede suçları büyüten en büyük mikrop hâline geldi…
Sonra çıkıp utanmadan “Gençler neden umutsuz?” diye soruyorlar…
Cevap işte burada: Çünkü bu ülkede çocuklara işkence edenler ceza almazken, o çocuklar yoğun bakımda can çekişiyor…
Cevap burada: Çünkü cezasızlık, suçluları büyüten bir kompresör gibi toplumun vicdanını patlatıyor…
Bu dosya kapanırsa, bu utanç yalnızca iki caninin değil, onları serbest bırakan sistemin de alnına kazınır…
Çocuk işçiliğini unutanların, denetimsizliği kader gibi sunanların, adaleti mağdura değil sanığa göre ayarlayanların ortak günahıdır bu…
Unutma: Bir ülkede çocuklar işyerlerinde işkence görüyorsa, o ülkenin geleceği değil, bugünü çoktan çökmüş demektir…
Ve bu olayın adını doğru koymadan, gerçek failler hak ettiği cezayı almadan hiçbir “düzeliyoruz” cümlesi bu kanı temizleyemez…
Bu olay hepimizin yüzüne çarpılmış bir gerçektir:
Çocuğunu sahip çıkamayan bir toplum, geleceğini de kaybetmeye mahkûmdur…
@milyonbilet 02.11.2024 tarihinde Ankara'da bünyenizde yapılması planlanan Athena konserinin iptal edilmesi üzerine hala gerekli iade işlemleri yapılmamıştır. Defalarca mail, Instagram ve telefon üzerinden iletişime geçmeye çalıştığım halde asla bir geri dönüş alamamış+++